1. bir askerin sevgili mektubu beklemesi gibi
    bir güvercinin buğday tanesini beklemesi gibi
    bir golden köpeğin sevgi dolu bakışı gibi
    yurtiçi kargo yolunu gözledim durdum.

    yeri geldiğinde dörtlük yazdıran bir bekleyiştir.
  2. geçenlerde kitap siparişi vermiştim. her zamankinden biraz geç geldi. haliyle n'oluyor acaba diye düşünürken, temin edilemeyenlere takılmış benim kargo. neyseki çok beklemeden geldi. benim de işte tüm heyecanım bu kadar. ama kargo ulaştığındaki mutluluğum paha biçilemez..
  3. kargo gelecek diye evde beklemek vardır bir de çekilmez. kargo şirketinin iş yoğunluğu yüksek ise koca bir gün evde beklersin ve kimse gelmez. ertesi gün geleceği kesin gibidir, yine sabırla beklemeye başlarsın. öğlen olur, kargoyu ararsın iki gündür evde beklediğini ne zaman geleceğini sorarsın, bilemediğini söyler ve dağıtım sırasını ancak dağıtıcı bilir derler. beklemeye devam edersin. sinirlisinidir. canın sıkılır. akşam 6 sularında kargon gelir. kargocu atarlıdır. istisnasız atarlıdır ama. kaç defadır denk geliyorum,adam ben firmayı arayıp soruyorum diye atarlı.(bunlardan birinde adam apartmanın 4. katına çıkmamış beni arayıp aşağı gelmemi söylemişti) (eğer okuyorsa bu yazıyı -gerçi öyle bir hödüğün aramızda olması biraz imkansız- sağlam küfürler yedi)
    bu kadar bekleyişin üstüne bir de azarlar gibi teslim ederler.

    bu kadar çileden sonra artık bir alışveriş yaptığımda evde beklemek istemiyorsam adresimi yazmama rağmen kargo şubesinden teslim alacağım şeklinde not bırakıyorum. bir şekilde zaman yaratıp gidip almak bana daha az zaman kaybettiriyor.