1. endişe.
    nedeni belirsiz korku-endişe-kötü düşünce.

    anksiyete bunun bir tık daha klinik boyutu.

    günlük kaygıların yanında bir de varoluşsal kaygılar varmış, sanırım bu dönemde başıma en bela saçmalık.
  2. yaşamın kendisi bir kaygı değil midir zaten? hiç fani kaygısı olmayan adamın ölüm kaygısı vardır. ölümden korkmayan kişinin öteki dünya kaygısı vardır. hayatımız kaygı.
  3. kaygı hep hayatımızda. kaygısız iş yapamaz olduk. sokakta gezerken kaygılıyız başımıza ne gelicek diye, okulda, işte kaygılıyız başarılı olabilecek miyiz diye.
    kaygı mutsuzluk, huzursuzluk getiriyor işte böyle.
  4. eski türkçe 'kadğu'dan gelmekte olan kelime. kad, kendi üzerine düşmek, bükülüm demekmiş.
    bir de lazca 'kandğu' diye bir kelime var ki bu da çilek demekmiş. çileğin kendi üzerine düşen bir meyve olduğu gerçeğine bakarsak ilgili olabilir. lâkin olmaya da bilir, bilmiyorum sadece bir tahmin.

    neyse, şimdi, kendi üzerine düşmek, bükülmek deyişinin kullanılmasının esbab-ı mucibesi insanın kaygılandığında düştüğü durumu yansıtmak açısındandır belli ki. yani kaygılı insan boynu bükük durur. ne yapacağını bilmezliğin çıkımsızlığında zuhur eder. bilindiği şekliyle kaygı durumu belgisizlikten neşet olur. bu belgisizlik, aşikârlaşınca kaygı, korkuya evrilir. korku durumunda çıkımsızlık boynu büküklüğü artık yok olur. pürdikkat bir şekilde daha önce deneyimlenmiş olan geçmiş ile, birbiriliği kurgulanan gelecek olana karşı ne yapılması gerektiği düşünülür.
    yani kaygı ne geçmişte, ne gelecekte bulunandır. sadece şimdi'dedir. ve şimdi'de bile bir belgililiği yoktur. maurice blanchot şöyle der kaygı hakkında;

    ' kaygı öyle bir felakettir ki her şeyi yerli yerinde bırakır. '

    yani katışıksız resesifliğe en yakın hallerdendir. cevaplayan, karşı koyan bir benlik ötesilik.
    bir şeyler kıpırdansa ona mukabele edilebilir, benlik yerli yerine oturtulabilir lâkin böyle bir durum yoktur. sadece evet'siz ve hayır'sız bir 'kabul ediş' vardır. ve kaygı ile ilgili büyük bir yanılgı kaygının 'kötü' bir oluş olduğu yönündedir. hayır böyle değildir aslında, çünkü bahsettiğimiz gibi onun kötü bir şey olduğuna kanâât getirildiği an kaygı artık kaygı değildir. kanâât getirilemez olan uzamdadır o.
    belirsizliği, belirleyebilirlik durumunda belirlemek belirleyebilirliğin aktivitesidir. belirsizliğin tözünden bir şey taşımaz.

    dolayısıyla kaygı muazzam bir durumdur aslında.
    belki de kaygı; bedenin, mutsuzluğu yerleşikleştiren bilinçliliğin sadece korkulara yol açtığı mevcudiyet sürüncemesine karşı içtepisel bir reaksiyonudur.
    ve evet bilinçlilik biteviye bir korkuya doğrulum sürecidir, eğer bu kontrargümanla karşı çıkılacaksa.
  5. sezgi