• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.67)
Yazar oya baydar
kayıp söz - oya baydar
artık yazamaz olmuş, sözü yitirmiş bir yazar. kendisine dayatılan başarı ölçütlerini reddedip, dünyayı saran şiddetten kaçmak için uzak adalara sığınan tutkulu bir bilim kadını ve oğulları. destanların çağrısı ve ezilmişliğin isyanıyla çıktığı dağların şiddetinden kaçan bir kürt genci. töreden kaçan gencecik bir kız. bir itirafçı. istanbul'da, bir canlı bombanın kör saldırısında parçaları dört bir yana dağılan bir yabancı. güneydoğu'da bir şehir, özel bir kadın, özel bir yaşam. norveç'te küçücük bir ada, hiç gelmeyecek masal prensesi annesini bekleyen bir çocuk.şiddet nerede başlar? laboratuvarda deney hayvanlarını keserken mi, savaşta ölürken, öldürürken mi? çocuğuna kendi değerlerini dayatırken mi, insanın acısının fotoğrafını çekerken mi? töreyi uygularken mi, sevişirken mi, yoksa yabancıyı ötekileştirirken mi?bir söz arıyordu: kaynağı kurumuş, yitik sözü. bir ses duydu: "zarok kuştin! çocuğu öldürdüler!" çığlığın peşine takıldı, uzaklara gitti, insana ulaştı ve sözü buldu.oya baydar'ın yeni yapıtı kayıp söz'de, roman, insanla ve vicdanla buluşuyor. (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. otuz yılı aşkın süredir türkiye cumhuriyetinin her köşesinde hissedilen kürt sorununa edebiyatın yaklaşımı çok yetersiz. türk romanında barışçıl fikriyat rağbet bulmazken kürt tarafında "kahramanlık" söylemleri rağbet buluyor. kayıp söz, her iki taraf için de savaş-mücadele ekseninde tanımlanan kürt sorununa barışın diliyle yaklaşan ve savaşın insan hayatlarına yaptığı etkileri anlatan bir roman. baydar, savaşı tırmandıran söylemlerin uzağında durmuş. askerler, korucular, dağdakiler, evlatlarının ölüm haberlerini bekleyen aileler, göçe zorlanan köylüler, kimin kimi neden öldürdüğünün belli olmadığı şehirler... kısacası ölümün yaşama karşı üstünlük sağladığı bir manzara çiziyor okuyucuya. aslında hiç yabancısı olmadığımız, ama görmezden geldiğimiz, kendimizi dahil etmediğimiz, suçu ötekine yükleyerek rahatladığımız bu manzara, sözcüklerin dünyasında daha çarpıcı bir görünüm kazanıyor.

    oya baydar "adil ve eşit barış" talebini hayatı boyunca dile getirmiş ve mücadele etmiş bir aydın ve büyük bir edebiyatçı. sağduyulu ve objektif yaklaşımından dolayı aslında savaştan ve şiddetten beslenen kesimlere sözleri hoş gelmese de "barış" savunucuları için değerli bir referans olmaya devam ediyor.

    “ölümü öldürmeyi hangi yüce amaç hangi yüce dava haklı kılar? iyi amaç doğru amaç şiddeti meşrulaştırır mı? iyinin doğrunun ölçüsü ne peki? ölçüyü kim belirliyor”

    "çocukları minik kurşunla mı öldürürler anne?"