1. alıntıdır:

    ''..okuyun kck sözleşmesini.

    bir diktatörlük anayasası o.

    okuduğum maddelerden dehşete düştüm.

    önce özgürlükçü anlatımlarla başlıyor sonra “tek karar mercii” olarak “önderliği” gösteriyor.

    “önderlikle” aynı fikirde olmayan bir kürt ne yapacak bilmiyorum, öyle bir ihtimal o anayasayı yazanların aklından bile geçmemiş.

    onlara göre hiçbir kürt, hiçbir konuda “önderlikten” farklı düşünemez anladığım kadarıyla.

    kck yürütme konseyi, halk özgürlük mahkemesi savcılığını görevlendirebiliyor, yargıçları atayabiliyor.

    “basın komitesi” ise “ideolojik ve ulusal birliğin pekiştirilmesine yönelik çalışmalar” yürütüyor.

    gerçekten böyle bir düzende yaşamak istiyor mu kürtler?

    türklerin yıllarca süren baskılarından kurtulmanın tek çaresi, önderlikle, konseylerle, komitelerle yönetilen, “ulusal birlik” anlayışını resmîleştiren bir toplumda yaşamak mı?

    bdp’li dostlarımız kck’nın bu “anayasasını” çok çağdaş ve yararlı buluyorlarsa aynı maddeleri türkiye’nin yeni anayasası için önerecekler mi?

    türkiye’nin bir “önderliği”, yürütme konseyi, komiteleri olsun mu?

    savcıları, yargıçları atama hakkı konseye verilsin mi?

    eğer bunları türkiye anayasası için istemeyeceklerse, bunları kürtlere mi reva görüyorlar?

    türklerin asla kabul etmeyeceği, bugün artık kimsenin türklere teklif bile edemeyeceği bir anayasa neden kürtlere kürtler tarafından dayatılıyor?

    kürtler türklerden geri mi?...''

    ahmet altan'ın(aka yetmez ama evet) ''22 ekim 2011'' tarihli yazısında bu cümleleriyle değindiği çok demokratik ve çoğulcu(!) bir sözleşmedir.