1. aynı mantıkla futbolu geçersiz kılıyorum izleyin.

    caner semih'e uçan tekme atar. hakem caner'i oyundan atar. fenerbahçe galatasaray karşısında 10 kişi kalmıştır ama canerin atılmasının haksız olduğunu düşünen fenerbahçe futbolcuları hırslanıp daha iyi oynamaya başlar. gördüğünüz gibi hakem aslında kırmızı kartı vererek futbolu katletmiştir.
  2. kelebek etkisi verilen örnekten yola çıkılırsa ahlakı geçersiz kılmaz ama ahlaksızlığı meşru kılar. devletime verdiğim vergi bir yerdeki gruplara silah olarak giderse ve bu silahlar yüzünden birileri ölürse ne olacak? öyleyse vergi vermemem daha hayırlıdır. ama vergi vermediğim için de başka bir sorun ortaya çıkabilir. öyleyse bir tür kinizmi mi benimsemeliyim? veya ihtimalleri hesaplayan bir robot yapalım ve en az zarar uğruna robota uyalım. mehmet cüzdanı versin mi vermesin mi? eldeki verilerle bu yapay zeka mehmet'e ver ya da verme desin. mantıklı gelmiştir diye düşünüyorum. bir de tüm olasılıkları ve bu olasılıkların sonuçlarını temel bir yasaya bağlamış insan üstü gelişmiş süper kavranamaz bir yapay zeka düşünün. her şeyi bildiği için baştan kuralları koyuyor ve sizden uymanızı istiyor. mehmet cüzdanı veriyor ama o da ne? mehmet'in verdiği cüzdan yüzünden cüzdan sahibi bıçaklanıyor. gelişmiş süper kavranamaz yapay zekamız bunu biliyorsa neden bu anın olmasına izin verdi? hiçbir şey yok olmadığına göre ölen kişinin kalıntıları tekrar yaşama döndüğünde daha iyi bir noktada olması orada ölmesine bağlıysa biz bu süper anlaşılamaz gelişmiş yapay zekayı reddetme eğiliminde olur muyuz? bence oluruz. "ihata edemediğin şeye nasıl sabredeceksin?" bir dakika biraz tanıdık geldi bu.
  3. laplace'ın şeytanı

    tüm evren etkileşim halindedir ve bu etkileşim herhangi bir sıra içerisinde gerçekleşmez tamamen rastlantısal olarak gerçekleşir. bir kelebek kanat çırptı diye mehmet'in ölmesi evreni bağlamaz, mehmetler çiçekler ve hayvanlar her zaman ölür.

    mehmet'in ölmesi dünyanın, dünyanın ölmesi samanyolunun, samanyolunun ölmesi evrenin umurunda olmaz.

    sizce de türümüzü ve felsefemizi çok abartmıyor muyuz?
  4. kaçınılmaz realite.
    ahlak, insanlığın kendisini tarumar etme yolundaki en büyük icadı. ne kadar ululandıysa o kadar sefaleti gözler önüne serildi. ahlak'ın üzerinde açılan yüzlerce yaradan birisini de kelebek etkisi realitesi açmıştır.

    öncelikle şu kabul edilmelidir ki butterfly effect ne bir teoridir ne de bir hipotez. kaçınılmaz natural yasadır. zira şey'lerin herhangi bir devinimi momentlerin süregidişindeki olasılıklara tesir eder. bunun çapraşık bir tarafı yoktur. hal böyle iken bu etkinin ahlakın geçerliliğine dair sualler ayyuka çıkarması katidir.
    insanlık, öznel hareketlerin en yakın görünür sonuçlarıyla kısıtlayarak ahlak yargısallığını tümleştirmiştir. böylece kendilerine sığ bir düzen inşa edip riyâkâr ve gerzek bir mutluluk timsalleri olmuşlardır. kaostan kaçınmaya çözümü bu safsata cevapla 'bulmuşlardır.'

    hakikat her daim iyi'nin ve kötü'nün ötesinden ışıldar. bunlardan sıtkını sıyıramayan insan, gereksiz insandır. üstinsanlığa geçişin koşulları oluştuğunda elimine olacaktır.

    neyse gelelim meseleye. kelebek etkisi neden ahlakı geçersiz kılar?
    bir kişi, diyelim ki mehmet. mehmet yolda aheste aheste yürürken cüzdanını düşüren birisini görür koşar ve toplumsal normların ona empoze ettiği biçimle cüzdanını düşüren kişiye cüzdanını verir. mehmet mutludur şu an. suratında absürd bir tebessümle yoluna devam etmektedir. ama o da nesi?
    mehmet'in cüzdanını kurtardığı kişi gece eve giderken yolunun üzerindeki büfeden cüzdanından çıkardığı parayla bira alıyor. lakin büfenin yanında gezinen, parasızlıktan her yolu deneyecek bir homeless, mehmet'in kurtardığı cüzdanı görüyor ve potansiyel para kaynağını tanımlıyor. tanımladıktan sonra mehmet'in cüzdanını kurtardığı kişiyi takip edip ıssız bir sokakta bıçaklayıp öldürerek cüzdanını alıyor.
    abooov. ne yaptın sen mehmet? iyilik mi kötülük mü?
    sen'ce ve seni o an görenlerce 'iyilik'. ama momentlerin deviniminin reel süregidişinde bir cinayete sebep oldun.
    görüyorsunuz ya ahlakın tahtı ne de kolay sallanmaya başladı. aynı zamanda can alıcı başka sorular da doğurdu bu.
    ahlakın öznelliği; nesnel, materyal süregidişi umursamıyorsa ahlak ne için var?
    iyilik ve kötülük ne için var?
    iyilik, sayrı olan toplumun kolektif anlaşmasının birey'i anlık rahatlatmasından başka ne için var?
    adlandırılan kötülük reel süregidişte toplumun alkışlayacağı bir oluşa neden oluyorsa kötülük, niye kötülüktür?
    şu an bilgisayarı başında veya telefonu başında bu yazıyı okuyan sen'in duruşu, hareketleri 150 yıl sonra bir bebeği öldürecek bir ansallık içeriyorsa ahlak ne de küçümsenmesi gereken bir konuşlandırılmaya mahkum değil mi?

    bir artı parantez olarak, islam ahlakına da göz atalım. 'tanrı istemezse yaprak düşmezmiş' görüsünün dinamiğindeki levh-i mahfuz'a. olacakların aşikârlığında, domino taşlarının belirlenmiş güzergahında bir domino taşı olan mehmet'e 'suçluluk' veya bir 'övülesilik' yüklemenin gereksizliğine bakın.

    ezcümle, âhlâk; himaye kurduğu her şeyi saçmalaştırır. realite kaosta yatmaktadır. biçimlendirilmiş kinetiksellikten bir iyi veya kötü sağmaya çalışmak ne de büyük zavallılıktır ve boşa kürek çekiştir. yanisi, soyunun artık şu riyâ dolu giysilerden. çok teyelleme duruyor üzerinizde.
    şu bilinmelidir ki ne kadar çırpınırsanız çırpının nihayetinde kaos hüküm sürecek.

    https://www.youtube.com/watch?v=Vmn9asN-8AE