• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.50)
kelimebaz 1 - sevan nişanyan
kullandığımız her kelimede, adeta arkeolojik katmanlar gibi, dünya tarihinin izleri var..."

"hz. muhammed suriye'deyken hangi dili konuşurdu? aramice biliyor muydu, yoksa tercüman mı kullanıyordu..."

"komşunun kızına platonik duygular beslemem caiz midir..."

"kayı boyunun adı da eski türkçe "dönme" demek..."

"ötüken akademisi'nde bilge han öğrencileri azarlar..."

"bizde en azından alirızabey ilçesi yok henüz..."

"vatanmillet jokerdir: bastım mı eli alırsın. doksan senedir bu böyle..."

" 'yabancı kelimeler girdi dilimiz fakirleşti' diyenlerin ağzından çıkanı kulağı duymuyor..."

"kenan evren'in padişahlığında her gün radyo ve televizyonda "muhbir vatandaşlar" teşvik edilirdi..."

"kafayı korursa takke, başka yerini korursa takiye..."

"kaç bin senelik medeniyet var arada, nihayet, cumhuriyet çığırtkanları avazları çıktığı kadar bağırıp bastırmaya çalışsalar da..."

türk basınının en "yaramaz" köşeyazarı seven nişanyan'dan, dilden başlayıp tarihe, güncel siyasete, dine, dil milliyetçiliğinin eleştirisine uzanan, havai fişek gösterisi gibi bir seçki. (idefix)
  1. sevan nişanyan'ın 29 ekim 2008 – 14 aralık 2009 tarihleri arasında taraf gazetesinde yazdığı yazıları toplayarak 2009'da okuyuculara sunduğu harika kitabı.

    etimolojiye hiç merakı olmayan bir insanın bile okurken sıkılmayacağı kanısındayım. sevan nişanyan üslubu dediğimiz bir şey var, okurken insanı gevşeten türden.
    öte yandan kitaba dair aklımda kalan çok güzel bir ayrıntı var. nişanyan, okuyucularından gelen itirazları ve tepkileri yazılarının sonuna eklemiş. kelimeyle ilgili etimolojik bir itiraz varsa açıklamış, aydınlatmış. bir okuyucu olarak, eklenen notlar ilgimi çekmekle kalmadı beni sevindirdi doğrusu. yazarın size değer verdiği hissi uyandırıyor ister istemez.

    kırk yıl düşünseniz aklınıza gelmeyecek olan kelimelerin kökenlerinden bahsediyor. her yazıda yeni bir aydınlanma yaşıyorsunuz.
    hatta ben de size aklımda kalan bir kelimeden bahsedeyim hemen. bikini. neden aklımda kaldığına da değineyim, çok büyük şaşırmıştım da ondan. (*:ayrıca not almışım)

    şimdi bu bikini kelimesinin başındaki -bi var ya, heh işte o aslında ön ek falan değilmiş. biseksüel, bikarbonat kelimelerindeki -bi ile alakası yokmuş yani.
    peki nereden gelmiş bu bikini ? sıkı durun, açıklıyorum. (*:swh)
    bikini, pasifik okyanusundaki bir mercan adasının adıymış. yerli dildeki yazımını hatırlayamıyorum ama anlamı hindistancevizi düzü'ydü sanırım. (*:notlarıma baktım sizin için, kıps)
    şimdi bu amerikalılar yok mu bu amerikalılar, buradaki yerli halkı 1940'lı yıllarda boşaltıp nükleer bomba patlatmışlar. bu vesileyle basın, "nükleer bomba" için bikini kelimesini uygun görmüş.
    bilmem kimin röportajı bikini etkisi yarattı şeklinde kullanımlar mevcutmuş falan.
    gelelim bizim bildiğimiz bikinilere. aynı yıl fransız dergilerinde iki parçalı mayolar baş göstermiş. bu mayolara da "yakıyor bunlar" anlamında bikini ismi uygun görülmüş.
    işte bizim hindistancevizi düzü'nün geldiği nokta.

    ufaktan bir aydınlanma oldu mu ? olmadıysa yazın, led falan yollarım. (*:swh)