1. keman, viyola ve viyolonselin de bulunduğu "violin" ailesinin en yüksek tondan çalan, en küçük üyesidir. dört teli vardır. akord sesleri pesten tize sol, re, la ve mi'dir.

    keman yayına "(bkz: arşe) " denir. arşede yapay ya da gerçek at kılının yanı sıra ham misina olarak adlandırılan bir madde de kullanılabilir. ayrıca yayını düzgünleştirmek ve sesi güzelleştirmek amacıyla arşeye (bkz: reçine) adı verilen madde sürülür. reçinenin rengi bala benzer. katı bir maddedir. *

    osmanlıda, kemanilerin * çalmaktan verem oldukları rivayet edilir. türk müziği makamlarının ses aralıklarının dar olması * ve eserlerin uzun olmaları hasebiyle çalarken duyguya girmek ve çıkamamak gibi bir tehlikenin varlığından söz edilir.

    ayrıca keman çalanların duygusal ve ince insanlar olmasının da hastalığın adıyla özdeşleştirildiği rivayetlerden biridir.

    bir diğer rivayet; keman (bkz: reçine) sinin uzun soluklu icralar sırasında solunmasının ciğerlere hasar verebileceğidir.

    şu ve benzeri parçaları dinledikten sonra verem, kanser gibi birçok hastalığın davetiyesi olması pek de şaşılacak bir durum değildir kanımca.
  2. anakronik bir şeyler var kemanda. belli bu çağa ait değil.
    bir
    zaman
    makinesi gibi.
    bugün beni medineli bi' arabın yanına götüren de o'ydu. sahneyi gösterdi bana, çalmamı istedi gülümsedim ve kapandı sahne.
  3. bazıları tarafından insan anatomisine zıt düştüğü iddia edilen omuzda tutularak çalınan yaylı çalgılar grubununun en küçük üyesi
  4. keman kelimesinin ingilizce karşılığı “violin” ve yine ingilizcede “şiddet” anlamına gelen “violence” kelimeleri arasındaki benzerliğe duyduğu merak yüzünden, araştırmacı aytakin mustafayeva'nın araştırmasına konu olan müzik aleti.

    ingilizcede “fithela”, “fides”, “fidicula” ve “fiddle” şeklinde evrim geçirmiş olan violin kelimesinin etimolojisi incelendiğinde ilginç bir gerçek ortaya çıkıyor. “fidicula” kelimesinin “küçük ud” veya orta çağ'da işkence yapmak amacıyla köleleri bağlamak için kullanılan mekanizma anlamına geldiği keşfediliyor.

    müzik enstrümanlarının çok eski tarihlerden beri suçluları cezalandırmak amacıyla kullanıldığı zaten biliniyor. aziz john’un “revelation” kitabında tasvir edilen cehennem sahnesinde bireyler müzik enstrümanları ile cezalandırılmaktadır. bu tema rönesans geleneğinin de temel konularındandır.

    bir diğer ilginç olan şey ise kemanın sadece kadınlara karşı işkence aleti olarak kullanılıyor olması. özellikle kavga eden, küfreden, fal bakan ve kilisede dedikodu yapan kadınlar bu işkenceye maruz kalıyor. kemanın kadın bedenine benzer bir şekle sahip olması ve hatta kemanın aynı zamanda kadın sesine de yakın olduğunun düşünülmesi bu işkencenin sadece kadınlara uygulanmasını belki biraz açıklıyor.

    işkencenin kemanın bir müzik aleti olarak kullanılması ile gerçekleştiğini düşünmeyin. bu noktada müzik dışarıda kalıyor. mahkum kadınların boyunları ve bilekleri kemanın oluşturulan deliklerine geçirilerek ceza veriliyor.

    bir görsel: http://i.hizliresim.com/1DB4gA.jpg
  5. yeri doldurulamaz, içerisinde bulunduğu müziği tek başına katbekat güzelleştiren enstrüman. eğer sözlükte çalan varsa, benimle iletişime geçerse sevinirim. biraz yardıma ihtiyacım var. kendisine kemanla ilgili bir kaç soru sormak istiyorum.
  6. çok sevdiğim çalanlara hep imrendiğim müzik aleti büyülü bir sesi vardır. yeri geldiğinde hüzünlendirir isteyince eğlendirir her duruma uyum sağlar ama gitar gibi seviyesiz olur olmaz zamanda karşına çıkan ergen oyuncağı değildir.
    wtf
  7. elektrosunu özellikle severüm
  8. arada çileden çıkartıp telleri attıracak kadar sinir bozucu olsa da bağlımlılık yapıyor meret.
  9. "keman çalandan zarar gelmez çünkü bir ağacın cenazesine boynunu yaslamak tüm şiirlerin atasıdır."