• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (10.00)
ken parker, asker hikayeleri - giancarlo berardi, ivo milazzo
ken parker altın seri'nin 50. kitabı olan "asker hikâyeleri", usta çizerleri sadece berardi'nin değil, bierce'ın dehasıyla da buluşturuyor. savaş insanların kitleler halinde ve şiddetle kavga etmesidir... özünde mantıksızdı, barbarcadır... öte yandan, askerlik saygın bir meslek, şehitlik önemli bir mertebe kabul edilir...

giancarlo berardi, serimizin yeni kitabında işte bu yaman çelişkiyi amerikan iç savaşı üzerinden irdeliyor. savaşın insanları hangi durumlara sürüklediğini, askerlik prikolojisini ve vatanperverlik kavramlarını sorguluyor. ve tüm bunları yaparken, sırtını 19. yüzyıl amerikan edebiyatının sağlam bir kalemine yaslıyor: ambrose bierce!

ambrose bierce'ın öykülerinden hareketle ortaya çıkarılmış "asker hikâyeleri", kompozisyonu itibarıyla en sıradışı ken parker maceralarından biri. çünkü anlatının şimdiki zamanını milazzo'nun alıştığımız üslubu ile okurken, ken'in ambrose bierce'ın dilinden bizzat dinlediği öyküler ise renato polese, giorgio trevisan, carlo ambrosini ve (bu kez ölüme özdeş karanlık tesirini yansıtan bir lavi tekniğiyle) ivo milazzo'nun çizgileriyle akıp gidiyor.
  1. milazzo ve berardi'nin jeremiah johnson filminden esinlenerek yarattıkları muhteşem çizgi roman. ken parker idealleri ve ruhu olan bir kahraman. çeşitli prensiplerinden şaşmadan yoluna devam eder. haydut denemez asla. hawthorne, melvill ve poe okur, antimilitarist düşünceleri savunur. her kitabı özgündür. bugün bitirdiğim asker hikayeleri sayısında yazar ambrose bierce vardır yanında. bierce gibi bir entelektüeli de hikayeye dahil ederler. parker onunla başa çıkacak biridir. daha iyi bir çizgi roman yok bence. arada dönüyorum eski sayılara. seriyi toplamak da epey bir zor.

    "brayle deli değil. öyle ise de, en çok savaşın kendisi kadar deli. dünya varolduğundan beri insan etiyle beslenen o kan içici canavar kadar."

    "savaş herkesi içine çeker, özellikle de gençleri."

    "neyin gerçek olup olmadığıyla gazeteciler ya da bir yere kadar tarihçiler ilgilenir. edebiyatçı ise, bir çıkış noktası olarak gerçeklikten yararlanır ama yakaladığı özü daha evrensel bir boyuta taşır."
    sezgi