1. şimdi popüler kültürün başımıza sardığı bu şahsiyetin yine yeniden gündeme bir haberle geldiğini görüyoruz.
    neymiş zat ı şahaneleri yönetmene posta koymuş ve dizi bölüm başına dünyanın parasını almaktaymış.
    adamı nerde görsem aklıma tek bir şey geliyor:
    uyuşturucu skandalı
    bir tek bizim ülkemizde adı böyle bir habere malzeme olmuş ünlüler maddi manevi zarara uğramıyor. bir iki istisnası varsa da onlar da bence yeterince bedel ödemiyorlar.
    ve evet ağır bedeller ödemeliler. sen toplumun önündesin, beni örnek almadın kimse diyerek sorumluluktan da kaçamazsın. çoluğun çocuğun önüne altın tepside televizyonda sunuluyorsun.
    ve bir hata yapıyorsun. sanatçı sorumluluğu ile hareket etmemişsin.
    güney kore'de olsan asla iş bulamazdın. bu kadar ünlü olamaz şöhretini kaybederdin. iki büklüm halkından özür dilerdin.
    çünkü yaptığım şey herkesi ilgilendiriyor.
    özelim cart curt diyemezsin.
    maşallah sen parana para katıp üstelik profesyonel davranman gereken işinde yönetmenine efeleniyorsun.
    tek bir şeye itiraz ediyorum. tek bir şeye
    sizi bu kadar ucuza şöhret yapan sisteme! o sistem yüzünden reklamın kötüsü yoktur şeklinde kafanız işliyor.
    ve milletin çocuklarına verdiğiniz mesajların sizin nezdinizde hiç önemi yok!
    adı kötü şeylerle anılmış hiçbir sanatçı sorumluluk üstlenmiyor. şöhret basamaklarını tırmanıyor. imirzalı o haberin hemen arkasından ünlü bir firmanın reklam yüzü olmuştu.
    kimse hatırlamasın ben unutmuyorum. seni izlemeyerek ve o firmadan ürün almayarak tepki gösteriyorum. çünkü;
    birileri bedel ödemezse yanlışlar doğru zannedilecek.
  2. geçenlerde 3 günlük bir iş maceram oldu. sabah 6'da uyanıyor, akşam 10'da eve dönüyordum. üstelik taşeron işçi çalıştırılan bir yerdi. ne boktan bir sistem olduğunu orada anladım.
    3 günün sonunda baretimi aldım elime imagine out yaptım.(*:swh)

    neyse kimse belirtilen iş saatlerinden fazla çalışmak istemez. tepki gösterebilir.
    yöntemi hoş olmayabilir, abartılıyor olabilir. ama insani haller bunlar fazla şeyyapmamak lazım.
  3. 90' lı yılların ortalarında deli yürek filmi ile sevilmiş, serpilmiş kişi. öncesinde de erkek güzeli olarak seçilmişti sanırım.
    90' lı yıllarda genç olan bir çok erkeğin idolüydü.
    'ulan, ne yakışıklı adam be' derdik o zamanlar. vizyonumuz o kadardı demek ki. sonrada dünya çapında daha yakışıklı herifler gördük.
    roma havaalanında, uzun rastalı saçlı, sarışın, mavi gözlü, yapılı temizlik görevlisinin, tulumu ile temizlik yaptığını görünce, 'bu adamsa ben neyim amk.' demişliğim vardır. insan ve dna... karışık konular bunlar. neyse.

    *

    nedir ne değildir bilmem.
    kenan imiralıoğlu' nun uzun süren çekimler sebebiyle yönetmenine posta koyduğu yönünde haberler var.
    ama, bu ülkede ne kadar çok para kazanırsan kazan her zaman fazla mesai, fazla mesaidir.
    eşek gibi çalıştığını kim düşünmüyor? kim, biri çıksa da bu kadar çok çalıştırdığı ve bu kadar plansız olduğu için şu paragözleri bir dövse güzelce demiyor? ya da kim, fazla mesai ücretleri diye bir şeyi kimsenin ağzına almamasından şikayetçi değil?

    her kargaşa ve haksızlığa yönelik patlama anları ve sonrası müzakereler, bazı şeylerin düzeltilmesinin gerektiği fikrini doğurur. ve zamanla da durumlar iyileşir. çünkü, elini taşın altına koyan kişi başkalarının da başka yerlerde, benzer durumlarda aynı tavırları alması için cesaret örneği oluşturabilir.

    bu konuda söyleyeceklerim bu kadar. :)