1. kendini bilmenin öncülü.
    kendinden emin olmanın mümkünlüğünün aracı.
    ben kimim sorusunun yanıta götüren yolu.
  2. her insanın bilmesi gereken belki de yegane şey budur.

    daha önce hiç bu konu hakkında düşünmediyseniz bir müddet düşünmenizi öneririm. kendinizi tanıyor musunuz? kimsiniz? hadi tanımlayın kendinizi.

    bir kimlik size çok şey kazandırır.
  3. aynanın ötesindeki eylem
    ve
    öğretilerin çoğunun kesiştiği mutabakat yeri.
  4. kendini tanımak, ideal olmadığını düşündüğün yönlerini geliştirmeni de sağlıyor bir bakıma. herkesin kafasında bir ideal insan figürü vardır, kendini tanıdıktan eksiklerini fazlalarını gördükten sonra bu insana doğru yürümekte bir engel kalmıyor.

    ben kendimi tanıma adına her gün yaptıklarımı, söylediklerimi düşünüyorum sanki yabancı birini gözlemler gibi bunu neden yaptı bu, amacı neydi, duyguları neydi diye. bunu o an hissettiklerimle birleştirip bir sonuca varmaya çalışıyorum. işe yarıyor gibi de, tavsiye ederim.
  5. kendini tanıyan, herkesi ve her şeyi tanır. çünkü, tüm sırlar kendisindedir derler.

    matrix filminde kahinin kapısının üzerinde yazıyordu. 'kendini bil'
    ama orijinali; socrates' in kapısının üzerinde yazardı... 'kendini tanı'

    tüm eski çağ filozoflarının eserlerinin ve uğraşlarının temelinde; sırların yanıbaşımızda olduğu yatar. hayatın sebebi ve fikri, göz önündeki basitlikteymiş. tüm bu basitliği görebilmek için karmaşadan geçmek gerek...

    'az, çoktur!' fikri nereden geliyor?

    temeli sanattır. insan bir sanatkardır. bir mühendis de öyle, bir aşçı ve bir öğretmen de aynı şekilde. ama sanat, karmaşık olan iç dünyayı sadeleştirme mücadelesinden çıkar. kişinin kendi arzularını yansıtırken yaptığı, aslında bir ifade çabasıdır... kime, ya da kimlere diye soracak olursak; 'kendine' diye cevap vermek çok da yanlış olmaz.

    insan aslında kendini tanımak ister. kendini gerçeklemek ve varlığının farkına varabilmek!
    bunun için de çabalara girer. farkında olmadan tüm ortamını kendini tanımlayan şeylerle doldurur. aslında dünya, bir insan tasviri halindedir. tüm toplumlar, icatlar, evler ve kurallar hep beraber insanı anlatır. bizden çok daha gelişmiş bir uygarlığın bizi incelemesi söz konusu ise, bunun için insanla iletişime geçmesine gerek olmayabilir. izleyerek tanıyacaktır bizi ve çözecektir doğayı.
  6. bence (kendini) tanıma kısmında pek problem yok da (kendini) tanıtma kısmında sıkıntılı oluyor işler.*

    ekleme: insanların üç aşağı, beş yukarı kendini tanıdığını düşünüyorum. bu kendini tanıma hali kendini tanıtmaya gelince işte orada üç aşağı, beş yukarı oluyor beş yukarı, elli beş yukarı, yukarı hep yukarı. *
  7. "kendini tanımak" söyleminde özsel bir anlayış vardır. yani hayatı tecrübe ederek bir öze ulaşma düşüncesi ile insan kendisini tanımaya calisir. nasihat dinlemeyi değil de bilfiil tecrube etmeyi daha cok istemesinin temelinde de bu dusunce yatiyor galiba. öte yandan insan kendisini tasarlayan da bir varlıktır. yani kendisini tasarlayarak var etme çabası içerisindedir. hakikatle çatışması ve bunalıma girmesi de bundan kaynaklanır. soru şu: dogru olan "kendini tanımak" mi yoksa "kendini tasarlamak" mi ? bu soruyu dert edinenlerin düşüncelerini benden ve başkalarından esirgememesini dilerim.
  8. tanımak bence çok sıradan bir kelime, hiçbir şey ifade etmiyor. önemli olan anlamaktır. hem kendini hem de etrafını.
    abi
  9. yediğimiz kazıklar sonucu mu, yoksa kendimize attıklarımız mı bilmiyorum buna sebebiyet veren.ama tanıdıkça değişir insan.değiştikçe daha çok yorulur anlayabilmek için.bir bakıma paradoks kendi içinde.hepsinin ötesinde kendini sevmek-sevebilmek bence asıl konu.
  10. bunun sonu olduğunu düşünmüyorum. insanın kendini tamamen tanıması mümkün değildir. doğada hiçbir şeyin aynı kalmadığı gibi insan da sürekli aynı kalmaz, değişim süreçleri geçirir. hatta insan bir davranışta bulunup, beş yıl sonra o davranışı için "ben bunu nasıl yapmışım?" diye düşünebilir. düşünüyor da zaten. zira hayatın kişiye sundukları karşısında kişi de ona göre şekillenir ve bu şekillenme salt belli bir dönemi kapsar. çünkü hayat o kişiye her zaman bir şeyler sunmaya devam edecektir. olgunlaşma kavramının da hayata karşı kabulleniş veya hayatı anlama ile oluştuğunu düşünüyorum. olgunlaşma ile birlikte insanın değişim süreçleri yavaşlar. ve olaylar bir nebzeden sonra birbirini tekrarlamaya başladığında insan da bunu kanıksar. o sebeple herhangi bir konuda kendinizden hiç şüphe duymuyor olsanız da her ihtimali göz önünde bulundurun.