1. sonbahar - kış ın gözdesi.

    en güzel - en nostaljik - pişirme yöntemi soba üzerinde veya kuzinededir.
    ancak şimdi 3-5 kestaneye 3 lira vererek köşebaşlarındaki kestanecilerden alabiliyoruz.

    kestane aslen yağlı tohumdur. kayın türü ağaçların tıhumlarıdır.
    ancak besin değeri olarak -kestanenin içeriği yoğun olarak nişasta olduğundan- biz "ekmek benzeri ürünler-tahıl ürünleri" kategorisinde değerlendiririz.

    çerez gibi kiloyla bile yenebilen kestane malesef abartılmaması gereken bir besin. (bir diyetisyen olarak ben abartıyorum evet.)

    3-4 adet kestane kalori olarak 1 dilim ekmeğe veya 3 kaşık pilava eşit. *
    belki de kestane kebapçılar diyet dostudur ve bu yüzden 5 kestaneye 3 lira istiyorlardır. olamaz mı? olmalı...
  2. kestanenin ana vatanı aydın ve nazillidir. türkiyedeki kestane üretiminin yüzde 30-35'ini aydın karşılarken, kestane şekeri üretiminde kullanılan ve şekerci kestanesi olarak adlandırılan kestanenin ise yüzde 70i aydın'da yetiştirilmektedir. buna rağmen aydındaki kestaneler bursaya götürülüp kestane şekeri olarak işlenip türkiye ve dünyaya pazarlanmaktadır. bunun için kestane denilince akla bursa gelmektedir.
  3. çiğ olarak yediğimde pişmişinden daha lezzetli gelen yiyecek.
  4. aynı zamanda ismini bir saç rengine da ödünç vermiş meyve. bir kestaneye bakarken saçını o kahverengiye boyamayı ilk kim düşündü bilemem de, küllüsünü ya da açığını türeten zihniyetin tecrübelerinin önünde eğilirim.
  5. diken diken bir dış çeperi vardır ( kabuk ) eline almanız ve batması bir olur. at kestanesi olanı yenmez ama bitkisel açıdan faydaları varmış onunda.

    ağacı son derece dayanıklı diye biliyorum ama ufak tefek malzemeler yapma adına kullanışlı değil. italya' da bu ağacından fıçı yapıyorlarmış.