1. kezban; farsça kökenli bir kadın ismidir. ayrıca bir yeri yöneten kahya anlamına da gelir.
    kelime anlamının dışında toplum arasında farklı bir anlamda da kullanılır. işbu giri pazar keyfi olarak biraz gülümsetsin ve olaylara trajikomik bir açıdan bakılsın diye yazılmıştır.

    benim kezbanus tanımım farklı.
    genelde kezban deyince köylü, muhafazakar, ay beni öpecekler vs. vs. diyen kızları kastederler. bu kızlar kezban değildir. (ayrıca hepimiz köylüyüz ingiltere kraliyet ailesi mensubu değiliz)

    kezbanus öncelikle ego hastası, ilgi budalasıdır. sosyal medyada bunu çok sık görürüz. instagram, facebook vs. hesaplarında "evrenin kraliçesi benim sefil kamiller, bana kuzu kuzu biat edeceksiniz" derler. bunu öyle uluorta yazmazlar. özel teknikler kullanırlar. bu konuda zekaları bayağı bir gelişmiştir. işe kitaplardan başlarlar. ama öyle derin kitapları tercih etmezler. ucuz aşk romanları, abuk sabuk kitaplar. (isimlerini vermiyorum ama tahmin etmişsinizdir) okur gibi yaparlar.

    gözlemlediğim kadarıyla bu kezbanuslar tarantula örümcekleri gibi bir ağ örerler ve ortasına geçip beklerler.

    önce ağa düşmesi için erkek avlamak lazımdır.
    işte kezbanus burada hünerini konuşturur. bir kısım erkeğe "lay lay lom eyooo, beni hemen düşürebilirsin" havası yaratır.
    diğer başka bir grup yurdum erkeğine yazarını bile bilmediği şiirlerden veya internetten araklanan aşk sözlerinden özenle seçtiği mısraları yem olarak kullanır. çünkü romantik romeoları böyle avlayacaktır.

    bir diğer yöntem de hüzün modudur. kezbanusumuzun problemleri vardır.
    korkuyordur, mağdurdur, çok acı çekmiştir. işi ileri götürüp "ayyy yaşamak istemiyorum yeaaa hüüüü" diyerek küçük emrah'ın dişi versiyonu olarak dolanırlar. yurdumun duygusal erkekleri böylece avlanmış olur.

    kezbanusumuz abazanları da unutmaz, onları avlamak için bir şeye ihtiyaç yoktur diye düşünür. ağzını büzüp dudaklarını ördek gagası haline getirip çektiği bir instagram resmi işini görür. abazanuslar artık yürümez." uuu beybiii" diyerekten son sürat koşar.

    kezbanusumuz ağının ortasında oturup bekler. ona ulaşmak için bin bir takla atan erkeklerin davranışlarıyla artık egosu tavan yapar. mutludur, seratonin salgılar kezbancık.

    sosyal medyada falan bu tür olayları görünce sadece gülüyorum. bir film izler gibi izliyorum. sözün özü;

    and the oscar goes to kezbanusssssssssss.

    (bkz: kamil)
  2. bir kız ismi.

    bunun dışında erkeklerin bu günlerde aşina olduğumuz şekliyle kullanmasının ahlaksızlık olduğunu düşündüğüm hitap şekli, yafta. bir kızın ahlakı, kültürü, hobileri ve yaşayış şekli bize çok ters ve anlamsız gelebilir. eğer öyleyse arkadaşlık etmeyiz, olur biter. kezban demek suretiyle hakaret etmek niye?
  3. biz kadın ismi.

    aynı zamanda genel olarak egosu yüksek ancak özgüveni düşük, karşıdaki dağları ben yarattım ben herşeyin eniyim şeklinde davranış gösteren kadınlara halk arasında kullanılan tabir. hakaret dememek lazım. yine dilimize pelesenk olmuş allahın kamil'i vardır. bunlar kalıplaşmış şeyler.

    derinlemesine analiz edersek ki bundan hiç hoşlanmam (derinliği sevmiyorum yüzeyseli seviyorum) kezbanı var eden kamildir.
  4. köyden şehre inmiş ve o iki kültür arasında sıkışıp kalmış bir kıza yakışan isim. en azından bende uyandırdığı şey bu.
    niye kezban diyorlar peki,bazı davranışları nedeniyle kadınlara?
    böyle o iki arada bir derede kalmışlıktan dolayı diyorlardır belki. nasıl anlatsam ki şimdi, bir şeyleri sindirmeden onun daha da ötesinde eylemlerde bulunmak veya savunmak anlatmak istediğim. köyden şehre indi diye şehirliden daha şehirli olmak hatta mezhebi şehirliden daha geniş olmak sonucunda ortaya çıkan saçmalık. gerçi bu sadece cinsiyete indirgenemez tabi. ben sadece lafı kezban kelimesi üzerinden açmayı becerebildigim için böyle bir tanımlamaya gittim.

    kafa köylü kafası ama şehre uyum sağlayacağım diye şehirliden daha şehirli olmak ve hatta şehirlinin mezhebinden daha geniş bir mezhebe sahip olmak yani işin suyunu çıkarmak kezbanlıktır, cinsiyet fark etmeksizin.

    ayrıca iş icraata gelince eskiye dönmek veya aşırı ileriye taşımak da ayrı bir saçmalık tabi.
  5. etiket yapıştırmaktan bıkmadık. tabi bu bize has değil insana ait. ama bu etiketlemenin ne anlama geldiğini bilirseniz bu zihinde oluşan otomatik yargılarla mücadele edebilirsiniz.
    insan nedir, insan kendine çekici gelen insana saldırmayandır değil mi?
    ama buradaki ahlakımıızı etiketleme konusunda geliştirememişiz ne yazık ki, ya da hala geliştirmeyenler çok fazla.

    şimdi bu etiketlerin nasıl oluştuğuna göz atacağız.

    1. belirli olumsuz özellikleri sırala ve bu kalıba bir isim koy.

    aslında bu kadar basit. peki böyle olunca ne olur.
    zihnimizde kalıplar,şemalar,filtreler vardır. beyin bunları çeşitli şekillerde öğrenir ve çevresini bu kalıplarla anlar, sözlere dahi doğrudan filtrelerle anlam verir. bu yüzden karizmatik birinin sözüne oluşan güven özgüvensiz birinin sözünde oluşmaz.

    ve bu kalıpları beyin çok sever, çünkü kolayca davranışlara anlam verebilir.

    bu zaten deli
    cahil işte
    yobaz işte
    kezban işte
    entel işte
    artist işte
    çomar işte
    hatta hatta; ne kadar cool çocuk.
    vs vs.. bunları istediğiniz kadar arttırabilirsiniz.

    ve dikkat edin bu etiketleri koyduğunuz anda bir his duyacaksınız. garip bir haz veren bir his. ve sonrasında yargılar peşi sıra gelecektir çünkü bu etiketler zaten çeşitli yargıların birleşimidir.

    ama burada çok kötü bir nokta var.

    eğer bu kalıpların etkisinde çok fazla kalıyorsanız güçsüz bir benliğe sahipsiniz demektir. zihniniz sizi bir oraya çeker bir buraya çeker. çünkü ağzı açık ve şaşkın bir çocuk gibi ikna olmayı beklersiniz. hiç bir direnciniz olmaz, her düşünceye ikna olabilirsiniz. doğru olduğu için değil, sadece söylendiği için. bu sözleri okuduğunuz an etkisi altına girer ve dünyaya öyle bakmaya başlarsınız.

    şöyle örnek verelim:

    güçsüz benlik örneği:
    okuduğunuz cümle: "şu var ya çok itici bir adam"
    iç sesiniz: "bu çok itici bir adam"

    güçlü benlik örneği:
    okuduğunuz cümle: "şu var ya çok itici bir adam"
    iç sesiniz: "şu adama itici diyorlar"

    farkı anlatabildim diye tahmin ediyorum. güçsüz benlik esir olur, güçlü benlik olayları değerlendirir.

    sonuç olarak:
    bu ve benzeri etiketlere kapılırsanız, insanları ve olayları özgürce değerlendirme yetinizi kaybeder zihnen esir olursunuz. hiç tanımadığınız bir insanı bir kaç davranışı yüzünden etiketler belki hiç olmadığı bir şekilde tanırsınız. kimse kezban değildir, herkes farklı davranışlar gerçekleştiren "insandır". dikkat çekmek istiyorum, herkes sadece bir "insan." değişen davranışlardır. ve bu etiketleri koyduğunuzda duyduğunuz his tamamen yapaydır, gerçeği göstermez, o duygu sizin gerçeğiniz olur.

    bunlar ise sadece olumsuz kalıplar için geçerli değildir, biri size üstün geliyorsa, "cool" geliyorsa, "ne kadar zeki" derken bir hayranlık hissi duyuyorsanız yine aynı hissin etkisi altındasınız demektir.

    bu yüzden güçsüz bir benlik, hem başkasını ezer, hem de kutsar. kendisini tamamen etiket koyduğu kişiye göre konumlandırır.

    ve en kötüsü, yargılarınızı siz değil, başkası belirler.
    dikkat edelim.
  6. yapılan yorumlara bakılırsa lümpen kelimesini bulamayanlarca kullanılmış. arkadaşlar lümpen deyin. cidden daha iyi. kezban diyerek daha sakil bir görüntü çiziyor gözümde herkes. cinsiyetçiliğe girmeyeceğim.
    sezgi