1. ukrayna ülkesinin başkenti.

    avrupa ülkelerinin, en azından metropollerinin en sevdiğim kısmı yollarının geniş geniş olması. neden bilmiyorum, geniş yol benim için o şehri sevmemin alamet- tefrikası oluyor. otobanlardan bahsetmiyorum, şehrin içinden bahsediyorum. geniş geniş, ferah ferah. bazen karşıdan karşıya geçmek bile vakit alıyor. kiev'in yolları tam benim sevdiğim türde. geniş geniş. hayatımda yurtdışına çıkıp gittiğim ilk şehirdi kiev. yolların genişliğini ve kızların güzelliğini (evet, 2.yi daha fazla anlatmış olabilirm) anlata anlata bitirememiştim. bu kadar fakir bir ülkenin (gerçekten filmlerdeki gibi bir fakirlik söz konusu) nasıl bu kadar güzel şehirleşebileceğine anlam verememiştim. devasa metrolar, onların enfes durakları, genişçe meydanlar, güzel kızlar demiş miydim?.. neyse... kiev bu kadar işte. 5-10 km çapında bir şehir merkezi ve geri kalanı fukaralık. türk tipi fukaralık değil ama. gerçekten filmlerde gördüğünüz fukaralığı aynen hissediyorsunuz.

    bunun dışında, bildiğin ormanın içine kurulmuş kent. ağaçlarla bütünleşmiş, evet bazen beton daha ağı basıyor ama çoğu metropolde göremeyeceğiniz yeşillik söz konusu. hayvanat bahçesi mutlaka görülmeli. o kadar büyük ki?.. "la acaba şehir hayvanat bahçesinin kenarına mı kurulmuş?" diye düşünüyor insan. bir kaç turistik kilise, kirsiyaçik meydanı, güzel kızlar, gece hayatı... bu kadar. başka bir şey verecek durumu yok zaten.

    "paran varsa kralsın ağa!" lakırdılarının dile kemiğe gelmiş hali bu şehir. müthiş değersiz parası ile cebinde amerigan dolaresi varsa... gidin görün ne diyeyim?