1. felsefecilerin klasik tartışma sorularından birisi. konu "gözlemcinin deney üzerindeki etkisi" nedeniyle kuantuma kadar geliyor.

    idealizm - materyalizm ayrımını okuyucuya bırakıp, bu soruya bir ek yapmak niyetindeyim. -devrilen- -ağaç- -ses- dediğimizde aklımızda canlanan ağaç ve bir adet ses belirir. dolayısıyla orada ne bir ağaç ne de bir gözlemci olmasa bile, biz kafamızda ağacı devirip sesini de duyabiliyoruz. yani zaten kafamızda var olan bir olay cereyan etmiş olacaktı.

    peki; "kimsenin olmadığı bir yerde devrilen ağaç ırmak sesi çıkarır mı?"
    abi
  2. "kimsenin olmadığı yerde, o ağaç düşer mi? diye sorulmamasının nedenini sormak lazım.
    ses çıkarır mı diye sormak kolay. çünkü ses kayboluyor. ama düşerse "düşmüştür ve git bak oradadır." denir.
    "düşmediyse, benim olay sonrası orada gördüğüm, düşmüş ağaç nedir?" diyemezsin. ama düşmüş bir ağacın, cismi ile değil de, aradığında kanıtını bulamayacağın bir başka özelliği ile ilgileniyoruz ve varlığı tartışıyoruz. varlık, herşeyi ile var olandır.
    ama ilgilenilen şey, biraz felsefe dünyasını meşgul etmeye yönelik gibi geliyor.
    ses, olur biter...
    acaba düştüğünde ses çıktı mı? ben oradayken, orada olduğum için mi çıkıyor o ses. orada olmamın sebebi, benim o sesi duymam gerektiğine inanan ve öyle yaratılan algım mı?

    ama ağacın düşmesi de bir sebeptir ve eğer o sebep de benim algımın gereğiyse?
    bunun üzerine felsefe çok daha zor olur değil mi? sonrasında kaybolan ve incelenemeyen bir özelliği olması gerek felsefeye konu olması için.

    düşündüğüm o dur ki; ağaç benim algımın kurallarına dayalı bir eylemde mi, yoksa benim algım onu öyle mi alıyor.

    ağaçların devrilmesi belki de havada uçmasıdır... belki de ters dönmesidir. belki de ağacın devrilmesi, evrenin veya kuantumun yasalarına göre çok daha farklı bir şeydir de newtonun bulduğu sistem bizim algıladığımızdır. belki kuantum manevi hayattır. belki manevi hayat gerçektir. belki gerçek nicelik bakımından sonsuz sayıdadır.
    ve beyin yakan bir şey ki... gerçek dediğimiz, yani ağacın devrilmesi veya devrildiğinde sesinin çıkıyor olması, sonsuz sayıdaki gerçeğin bileşkesinin bir tezahürüdür. tüm yaşanmışlıklardır belki de.
    ve belki de algımız, tüm bilgilerin beynimizde kayıtlı olmasının yansımasıdır. ağaç düşünce ses çıkmıyordur da belki, evrenin bize verdiği, öğrettiği ve beynimize kayıtlı bir sebep sonuç ilişkisinden bize öyle geliyordur.

    olması da olmaması da aynı andadır.
    schrödinger'in kedisi misali.
  3. iki farklı düşünceden örnekleyeceğim durum.
    ilki berkeley'inki gibi bir immateryalizm. madem kimse yokken düşen bir ağacın ses çıkarıp çıkarmayacağından şüphe ediyoruz, neden başta orada bir ağaç olup olmayacağından şüphe etmiyoruz? belki de duyularımızla algıladığımızı sandığımız dünya sadece düşüncelerimizde var ve biz bakmıyorken aslında geride hiçbir şey yok. (bkz: esse est percipi)
    ikincisi ise ontolojik argümanın bu soruya uyarlanmış hali olabilir. yani kolaylıkla etrafta kimse yokken bir ağacın devrilip ses çıkardığını hayal edebiliriz, bu fikir zihnimizde vardır, bunu tasavvur edebildiğimize göre doğru olmak zorundadır.
  4. öncelikle kavramları tanımlamak gerekiyor bu tartışmayı yapabilmek için.

    1. ağaç 5 duyu organıyla hissedilebilen bir obje.

    1.a. idealist düşünürsek maddesel bir şekilde orada değil. bir yansıma, izdüşüm, idea, düşünce, enerji, projeksiyon ne isterseniz o. aslında orada olmayan, orada olsa bile aslında o olmayan (bu nasıl cümleyse) ama bizim orada algıladığımız bir obje. (bkz: ağaç ideası) (bkz: ağaç objesi) (bkz: idea)

    1.b. materyalist düşünürsek atomlardan oluşmuş somut bir materyal.

    2. devrilmek, tartışmada, bahsi geçen ağacın yaptığı eylem.

    3. ses insanın algılanabildiği bir duyum.

    3.a. materyalist düşünülürse temelde insanın ortamda objelerin titreşme hareketlerini algılaması. maddelerin titreşimleri birbirine ileterek kulağa kadar getirmesi.

    3.b. idealist düşünülürse maddelerin özü ve konseptleri ile alakalı bir durum. neyin ne ses çıkaracağı o objenin varoluşu ve ideası dolayısıyla belli. insanlar için ilgili objeden(*:ağaç) türeyen bir yansıma.

    şimdi soruyu çözümlemeyi kabaca çözümledikten sonra cevaba gidilebilir.

    burada ilk göze çarpan şey ağaç ve ses için idealist/materyalist ayrımı yapmamız gerekiği. başka türlü soruyu tek taraflı düşünüyor oluyoruz. tam bir açıklama gelmiyor. bu şekilde çözümleme yapınca da cevaba ulaşamıyoruz. o zaman akla başka bir şey gelmiyor: soru aslında doğrudan "ne kadar materyalistsiniz testi" gibi bir şeye dönüyor.

    idealistin aşağı yukarı cevabı: ağacın düşmesi sırasında orada onu duyacak kimse yoktu. dolayısıyla o ses kimse tarafından duyulmadı. hiç duymadığımız bir sesin var olduğunu iddia edebilir miyiz? edemeyiz. etsek de doğrulayamayız. dolayısıyla öyle bir ses yok.

    * şu anda yanımda bir aslanın kükrediğini iddia edebilirim. lakin bunu ikimiz de duymuyoruz. o aslan yine de kükrüyor mu?

    * sağır bir insan için ses var mıdır?

    materyalistin aşağı yukarı cevabı: öyle bir sesi duyan olmasa bile ağacın devrilmesi ve ardından maddelerin çarpışması, titreşmesi, ses çıkarır. çünkü öncesinde yapılan deney ve gözlemlerde maddelerin birbirine çarpıp titreştikleri zaman sesin ortaya çıktığı kanıtlanmış(*:evde kendiniz de kolayca yapabilirsiniz). siz orada olsanız da olmasanız da o titreşim yankılandı. sadece onu duyan olmadı.

    cevap size kalmış.
  5. çift yarık deneyinde, ışığın karşı düzlemdeki deseninine dair, dalga teorisine göre mi yoksa parçacık teorisine göre mi hareket ettiğini anlamaya çalışırken, fotonları gözlediğiniz zaman farklı, gözlemediğiniz zaman farklı davrandığının fark edilmesinden sonra daha çok sorulan sorudur. (bazı bilim adamlarının şu soruyu sormasına sebep olmuştur: ışık, bilinci olan bir şey mi? )
  6. ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
    kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
    sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.
    ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.
    ömer hayyam
  7. bilimsel açıdan cevabı açık bir sorudur: devrilen bir ağaç havayı iter ve sıkıştırır, bu da bir uğultu meydana getirir, yere çarpma anında da zeminde titreşime yol açarak ses üretir. bu olayı birinin işitip işitmemesi süreç açısından tamamen önemsizdir.

    fakat bu sorunun farklı görüşler açısından farklı cevapları vardır:

    deneycilik (ampirizm) >>> bir ağacın devrilmesi sırasında ses dalgaları oluştuğundan, bir gözlemcinin orada bulunmasından bağımsız olarak ses oluşur.

    akılcılık (rasyonalizm) >>> insan gerçekliğin yalnızca gözlemcisidir, dolayısıyla orada bulunmadığında da ses oluşur.

    kurmacılık (konstrüktivizm) >>> insan, bir ağaç devrildiğinde daima bir sesin çıktığını varsayar çünkü hep öyle olagelmiştir yahut da beyin ağacın devrilmesi sürecine sesi de katarak kurar. bu yüzden muhtemelen ses çıkmaz.

    tekbencilik (solipsizm) >>> ses oluşmaz çünkü ağacı tasavvur etmediğimiz sürece ağaç var olmaz.

    gerçekçilik (realizm) >>> ses oluşur çünkü ses bir gözlemcinin orada bulunmasından bağımsız olarak vardır.

    idealizm >>> varlık algılamaktır. ağacın ve ses dalgasının var olması için bile algılayış gereklidir. algılayacak kimse yoksa ne ses dalgası var olur ne de ağaç.

    kuantum fiziği >>> “varlık algılamaktır” ilkesi özellikle kuantum fiziğinde önemli bir yer tutar. mesela, madde ve enerjinin aynı anda dalga ve parçacık özellikleri sergileyebileceğini gösteren “çift yarık deneyi”nde münferit adımların ayrıntılı belgelendirilmesi neticeyi de etkiler. kuantum teorisine göre bir parçacık birbiriyle çelişkili birçok durumda aynı anda bulunabilir.
  8. eğer bir adam ormanda aklından geçeni söylerse ve onu hiçbir kadın duymazsa hala haklı mıdır?
  9. ontolojik, epistemoljik meselelerdir. metodoloji dersinde baya bir tartismisligimiz vardir. yanlis hatirlamiyorsam simpson da bahsi gecen bir olaydir.

    "lisa: if a tree falls in the woods and no one's around, does it make a sound?
    bart: absolutely! [makes sound of a tree falling]
    lisa: but bart, how can sound exist if there's no one there to hear it.
    bart: wooooooo… "
  10. aslında madde ve dalga değişimlerinde gerçekleşen her olay kelebek etkisi oluşturacak olgulardır. o ağacın devrilmesinde çıkan sesin kimsenin duymamış olması, çıkan sesin gerçekliğini değiştirmez. ağacın devrilmesi ve ses çıkarması bir takım olayları tetikleyecek ve bir şekilde başka bir yerde başka bir devinimin oluşmasına zemin hazırlayacaktır. hatta insan evrende olmasa bile dünya üzerinde devrilen ağaç yine de ses çıkaracaktır sadece oluşan o ses dalgalarını isimlendirecek yani 'ses' kavramının ne olduğunu nitelendirecek akıllı bir canlı olmayacaktır. ama o ses yine de çıkacaktır.