• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.25)
kinyas ve kayra - hakan günday
"hiç uykum yok. hiç uyuyamıyorum. domuz gibi içiyorum. ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. sabaha beş saat var. annemi düşünüyorum. nerededir şimdi? aynada kendime bakıyorum bazen. ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir japon tarafından çok daha iyi işlenmişi. sol dirseğimin iki parmak yukarısındaki kurşun yarası. bileklerimdeki otuz dört dikiş. medeniyeti bir aralar, herkes gibi yaladığımı kanıtlayan apandisit ameliyatımın izi. ve sırtımı kaplayan, tanrı'nın yüzü. bilmiyorum... hızlı yaşadım. ama genç ölmekten çok, hızlı yaşlandım! ama hayattayım.kayra, bir gün bana 'mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun' demişti." (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. bitmesin diye okuduğum kitaplardandı. tam bir başucu eseri.
    abi
  2. kişinin ailesinden, toplumdan ya da sorumluluktan değil bizzat kendisinden kaçmasını anlatan kitaptır. kinyas da kayra da kendi benliklerinden kaçan iki uçarı insandır. affetmeyi sevmezler, sevmeyi isterler ama sevişmekten korkarlar. affedilmek istemeyi bilmezler, duygularından habersiz yaşarlar, ta ki duyguları yok olana kadar.
  3. gerçekten bu kitaba sarılıp uyumak istedim.bir yanım herkes okusun bilsin, bir yanım sadece bende kalsın istiyor.
  4. nietzsche,sartre,schopenhauer,camus... ve daha nice düşünürün felsefelerini cımbızlayıp aptalca diyaloglar içine sokan saçma sapan kitap. benim kahrolduğum bunu okuyup varoluşçu bunalımlara sürüklenen ergenler olması. he canım he hayat çok anlamsız, akşamada sinemaya gidekmi?
  5. bir tür, nasıl denir -ergen hezeyanı-
    özellikle bir müddet sonra 2.sınıf hollywood filmlerine bağlar. kitaptan elimde kalan tek güzel şey efla ismi olmuştur ayrıca.
    yazarın okurlarına sabır dileklerimle, benim hatam kız arkadaşımın önerisini dinlemekti.
  6. hakan günday'ın çıkan ilk kitabıdır. sanıldığı üzere ergen hezeyanı ya da ergen romanı olmamakla birlikte türk yeraltı edebiyatının önemli eserlerinden biridir. karakterlerin birbirleriyle olan zıtlığı ve bir o kadar da benzerliği hayatın içinden ve dışından oluşu, realist gözlemlere rağmen absürt akımının takip edilmesiyle edebiyat içinde ses getiren bir tarza sahiptir. kitap içinde yer verdiği betimlemeler müthiştir, özellikle tembellik ve üşengeçlik ve hayattan beklentisi olmayan ve kendi ölümünü bir şekilde fiili hayatta gerçekleştirmiş bir insan figürü için yaptığı şu betimleme aslında bir klasiktir. " evde bir televizyonu vardır bir şekilde gelip takmışlardır televizyonu oraya, önceleri hiç yaklaşmayan adam bir gün bir şekilde izlemeye başlar ve hiç durmaz. hiç durmadan televizyon izlerken eve birileri gelir (haciz) ve televizyonu götürür, o günden sonra adam televizyon izlemez". bu adamın bu absürt hayatı camus'nün palahniuk'un saçma edebiyatlarına gönderme ve selam çakmadır.

    bu kitap size iki farklı kişinin hayatıymış gibi gösterilir, oysa burada alt mesajları okumak gerekir. aslında her ikisi de ve romandaki yardımcı karakterlerin hepsi de ana karakterin alt benlikleri ve diğer kişilikleridir. sonraki romanlarında da ele alacağı deha ve delilik arasındaki çizgi, kaybolan ve öfke yüklü düşünceler ilk olarak bu romanında ortaya çıkmıştı. piç karakterleri bu romanda kendilerini buldu. zihinsel ölüm arayışında olan karakterler olabildiğince kötü ama arada bir iyi olarak yansıtılmış, yani karakterler kahramanlaştırılmamış tam tersine insanlaştırılmıştır. sadece masallarda kötüler sadece kötü ve iyiler sadece iyidir; insanlar kötü bile olsa arada iyidir. hakan günday burada buna da işaret etmektedir.

    hakan günday 24-25 yaşındaydı bu kitabı yayınladığında; teknik eksiklikleri, cümle bazlı sorunları ve editörün başarısızlığı bir kenara bırakılırsa bence harika bir yeraltı edebiyatıdır. ilk romanın verdiği hikayeleri bağlama merakı da kitabın başarısına gölge düşürmüştür. absürt akımında yazdığı bu eser aslında varoluşsal sorunlara selam çakmakta, bir yeni chuck palahniuk usulüdür.
    dolayısıyla, türk edebiyatında yeraltı edebiyatının gelişimi ve aşamaları bilmeden, esere kimin öncülük ettiğini kimin etkisinin ağır bastığını bilmeden eserde yer alan akımları anlamadan kitabı "ergen" olarak nitelendirmek çok da doğru gelmiyor bana. varoluşla ilgili her buhran ergen buhranı değildir. insanlar yaşamlarının herhangi bir zamanında yollarını kaybedebilirler. doğru olan da her an bu varoluş buhranıyla kendini şekillendirmek bana göre.

    elbette belirli bir popülarite gösteren ve sınıf belirten her şeye ilgisi olan bu "ergen kitle" gerçekten bu tarzda yaşayacaksa bu şekilde geliştirecek kendisini. tıpkı "ay ergenlerin hepsi de bu markayı kullanıyor" diye size çok uygun olan o ünlü markadan satın almayı bırakmıyorsanız, yazarın eserini de bu şekilde suçlamamak gerekiyor. kişinin en çok kafasının bastığı dönemlerden biridir ergenlik. o buhranların sebebi de varoluş sorunlarına eğilmeleridir. bir şeyler okumadıkça bir yere gelemeyecek ve gelişemeyecek olan grubu bırakın kaliteli yazarlar zehirlesin kanlarına girsin.
  7. kinyas ve kayra postmodern türk edebiyatının amentüsüdür bence.hakan gündayın bence en iyi kitabıdır. azille beraber okurken bir sonraki sayfada kesin peygamberliğini ilan edicek dedirtir. beyninize yeni düşünce kalıpları yerleştirir.aynı zamanda aforizma kültürünü oluşturan kitaptır.
  8. hakan günday'ın azil ve piç ile birlikte en iyi üç kitabından biridir.

    !---- spoiler ----!

    varoluş sorunları yaşayan iki gençten biri kendini yalnızlık içinde tek başına kalarak; diğeri topluma, kalabalığa karışarak yok eder. biri iyimser diğeri de kötümser varoluşçuluğu temsil eder.

    !---- spoiler ----!

    kayra'nın hikayesi biraz daha kısa tutulabilirmiş. modern insanın yalnızlığını, yabancılaşmasını anlatan her eseri ergen hezeyanı diye nitelemek biraz haksızlık olur, içinde gerçekten değerli pasajlar ve sağlam aforizmalar bulunduran kitaptır.
  9. “dişlerimiz olduğu için ısırıyoruz
    bu yüzden bu kadar vahşiyiz.
    gözlerimiz olduğu için hayran kalıyoruz
    bu yüzden bu kadar aşığız.”
  10. çevremden çok fazla övgü alınca kitap o merakla okumustum. sonra anladım ki cevrem hayata isyankâr melankolik ergenlerle dolu malesef.