1. ''allah korkusu ise, zaten körü biridir '' diye bir yerden duyduğum sözü tamamlamak isterim.

    aklın bağlamadığı her şeyi, akılsızlık çözer. bilgidir elbet.
  2. akıl ve vicdandır.
  3. empatidir. kişi, empati kurabildiği kişilere karşı kötü bir davranışta bulunamaz. (bkz: black mirror 3. sezon 5.bölüm) eşyalar ve hayvanlar için de sempati duyması ve etik ilişki kurması gerektiğini söyleyebiliriz.
  4. hukuktur beyler, bayanlar. batının medeni olmasının en temel sebebi de hukuktur. kurallar ve caydırıcı cezalar kişiyi kötülük yapmaktan alıkoyar. diğeri de din, örf adet ve geleneklerdir. ama kimi dinlerde günah olur çıkartılır. kimisinde öteye bırakılır. bide bir defadan bir şey olmaz diye bir bug vardır ki geleneklerin ve inançların canına ot tıkamıştır. bence en çok bu yüzden doğu toplumlarında medeniyet canavarlaşmıştır.
  5. baştan programlama ile mümkün olacak şeydir. mem'ler genlerin önüne geçebiliyor. birkaç nesil iyilik hüküm sürerse mümkün olabilir.
  6. korkudur.
    1- ölüm korkusu: başına bir şey geleceğini düşünmesidir. sonuçta etkiye tepki olacaktır.
    2- ahlak korkusu: toplumdan dışlanacağını ve yalnızlaşacağını düşünmesidir.
    3- din korkusu: ahlaka benzer etkilerle birlikte öbür dünyada hatta bu dünyada da ceza göreceği korkusudur.
    4- hukuk korkusu: özgürlüğünün elinden alınacağını ve hayatını 4 duvar arasında yaşama korkusudur.
    not: hepimiz bencil doğar ve büyürüz. önce kendi yaşamamızın standartlarıdır bizi ilgilendiren.
    not2: dünya, yapacağı şeyin sonucunu düşünenler veya düşünmeyenler olarak ikiye ayrılır. suç işleyenler sonucunu düşünmezler bence.
    sonuç: her şey akıl da biter. kendini kontrol etme becerisidir akıllı olmak. aklını eğitemeyenler ise sonuçlarına katlanır. iyi veya kötü kavramlarına girmedim. çünkü insanların davranışları belirler bunu. düşüncelerde kötü olan biri sosyal hayatında çok iyi biri gibi görülebilir. iyi veya kötü şeyler de ahlakın belirlediği toplumdan topluma değişebilen kuralladır. kısacası karmaşıktır biraz.
    efzey
  7. adalettir. başka ülkede, onlarca yıl önce bile suç işlese hesabını vereceğini bilmesidir. zerre miktarı dahi kötülük yapsa karşılıksız kalmayacağını bilmesidir. dokunulmazlığın, yalancı şahitlerin, zamanla ve kişilerin keyfine göre değişen kuralların değil gerçek adaletin tecelli edecek olmasıdır.

    afrika'da ve amerika'da milyonlarca kişiyi öldüren, sırf bombanın maximum etkisini görmek için hiroşima ve nagazaki'ye 2. dünya savaşı boyunca hiç bomba atmayıp sadece nükleer bomba atacak kadar planlı katliamlar yapan, insanları fırınlarda yakarak öldüren faşist nazilerin, tren vagonlarında insanları dondurarak öldüren komünist katillerin ve katil hayranlarının idrak edemeği bir adalet var.

    bir ülkede yasa koyucular ya da bu yasaları yürütmek ile sorumlu olanlar kendilerini bu yasalardan muaf tutuyorlarsa neden diye sormak lazım.

    dediğimi yap, yaptığımı yapma. yapaman zaten, sana yasak. (!)

    afrika ülkesinde adam öldüren bir katil rahatlıkla avrupa ülkesinde gezebiliyor.
    "yanlışlıkla" afrika'da ya da asya'da sivillere bomba atan bir medeni avrupa'lı komutan, kimseye hesap vermeden rahatlıkla amerika'da, fransa'da ya da herhangi bir avrupa ülkesinde gezebiliyor. bu medeniyet ya da adalet değildir! katilliktir ve buna medeniyet demek yüzsüzlüktür.

    sular yükselince balıklar karıncaları yer; sular çekilince karıncalar balıkları...

    insan ile hayvan arasındaki fark; adalet anlayışının olmasıdır.
  8. öyle bir şey yoktur kardeşim. bir insan açligini ve susuzluğunu giderdikten sonra aklına gelen yada bilinçsizce yaptığı ilk şeylerden biri kötülük yapmaktır. insan faktörünün bulunduğu bir dünyada bu bir zaruriyettir.