1. ara ara yaptığım, alınan kitabı dış sesle okuma eylemi.

    dış sesle okumanın ders çalışma ya da ezber yapma gibi durumlarda yararını gördüm ve bunu edebi eserlere de uyguladım. açıkçası birkaç yararını da gördüm. örnek vermek gerekirse, günlük sohbetlerde daha akıcı konuştuğumu gözlemledim. bunun yanında kitabı okurken yaptığım tonlamalar, kitaba daldıkça, radyo tiyatrosu tadı vermeye başladı.

    pek tabii ki bazı zararlar da gözlemledim. başlarda aksiyonlu paragrafları okurken ses tonum istemsizce yükselebiliyordu ve bu durum ya baş ağrısına ya da boğaz ağrısına sebebiyet veriyordu. fakat zamanla daha kontrollü okumayı öğrendim ve bu sorunu kolaylıkla aştım.

    yalnız her kitap sesli okunmuyor. mesela oğuz atay'ın ''tehlikeli oyunlar'' isimli eserinde fazlasıyla parantez bulunmakta. bu durum tonlamanın ritmini kaçırdığı gibi sürekli susup konuşmayla beraber can alıcı baş ağrılarına mahkum edebiliyor. bu yüzden yazarına göre uygulamak gerekiyor.

    hasan ali toptaş, kafka, gogol vb. yazarlar uzun cümleli akıcı paragraflar yazdıklarından dolayı eserlerini sesli okumanın ayrı bir zevkli olduğunu düşünüyorum. umarım yalnız değilimdir.

    edit: yalnız değilmişim. hamdolsun bugün de delirmedik*
  2. bunun bir de eski sevgiliye, yanında, skype üzerinden, aylarca, düzenli olarak yapılmış olanı vardır ki, gerçekten tadından yenmez, zevk verir.

    sevgilinin uyuduğunu farkedersiniz ama hala sesli okumaya devam edersiniz çünkü bir süre sonra, kendinize bir şeyler anlatan birisi var hissi uyandırmaktadır.
    isk
  3. bir başka versiyonu da krallığınızı ilan ettiğiniz yerde (bu benim odam mesela) az şarap eşliğinde zaman zaman sesli okumadır
  4. küçük yaşta kitap değil ama gazeteleri okurdum bu şekilde, haber sunuyormuşcasına.. şimdi tek başına olunca sesli okumak tuhaf geliyor ama biri ya da birileri varken, can alıcı yerleri okumak güzeldir.
  5. konuşmaya ve diksiyona ne kadar faydası olduğunu bilsem de istikrarlı bir şekilde devam ettiremediğim eylem.
    amok
  6. bunu yaptığım zamanlar sanki kitabı okuyan ben değil bir başkasıymış gibi hissediyorum. biraz odaklanma problemi de yaşatıyor bana. kendi kendine sesli okumak zor bir iş bence.
  7. diksiyon eğitimlerimde çok faydasını gördüğüm faaliyettir, tüm çene kaslarını kullanarak ve sesli okuyarak,sonrasında da on dakika kalem ısırarak bir süre sonra kelimeleri çok doğru telaffuz etmeye başladığımın farkına varmıştım.

    edit: kalemi sıkmayaınız. zira diş sağlığınızı bozabillir.
  8. ben yapamiyorum bunu. dudak tembelligi var. eskiden okuma yarismasi yaptirirlardi hep nefret ederdim bundan.

    kendimi evde test ediyordum; 1 dakikada sesli okuyunca 117, icimden okuyunca 154 oluyodu.

    kisacasi her babayigidin hakki degildir. ayrica konusurken kitabi anlamayi da zorlastirir.