1. isim, tarih ve sehir yazarak kitaba yasanmislik ve mazi yuklemektir. tarih kitabin alindigi degil, okunup bitirildigi gun olmalidir. cunku bir kitaba tam anlamiyla sahip olunan, kitabin ozumsendigi tarih budur.
  2. sırf isim ve aldığım günün tarihini atmak için birsürü kitap aşırım sırf 10 sene sonra dönüp baktığımda ne yaptığımı hatırlamak için. accayip bir haz bu
    ryu
  3. manasız geldiği için yakın zamanda bıraktığım eylemdir. (tarih, şehir gibi kısımlar dahil değil, mazi kısmını bunlar tek başlarına oluşturmaya muktedir çünkü.)
  4. onu bilmiyorum da ismin içine kitap sığdırmak güzel bir şey olsa gerek.
  5. bu başlığı ben açmalıydım, çünkü yıllardır aldığım, bana ait kitaba o an bulunduğum yeri, o anki saati ve tarihi yazarım ve paraf atarım...

    benim derim bu kitap bana ait...

    sırf bu yüzden bile yaparım bu eylemi...
  6. bir keresinde anneannemin kitaplığından bir kitap almıştım. ilk sayfasında "1967 - semiha" yazıyor. yazıyı her gördüğümde düşünürdüm acaba kim diye. yakın geçmişte sordum,anneannem semiha isimli biriyle hiç tanışmadığını söyledi, * ama kitabı nereden aldığını hatırlamıyormuş. en sevdiğim kitaplardan biri oldu yakın zaman zarfında. arada bir açıp sevdiğim bir kaç yerden birini tekrar tekrar okurum. her gördüğümde de "semiha" kişisi ile ilgili düşünürüm. kimdir, nedir, yaşıyor mudur diye.

    edit : her zamanki gibi imla^^
    bozuk
  7. "bu kitap dkare ye aittir"
    "tarih"

    alışkanlık.
    bir de kitabı okurken durup kenarlarına düşüncelerimi yazdığım çok oluyor, sahipleniyorum kitabı.

    bu yaptığımı başka biri yapıp prens bile olmuş vay amk.
    (bkz: harry potter ve melez prens) (bkz: severus snape)
    dkare
  8. exlibris daha havalı
  9. benimdir. adımı ve tarihi yazarım her kitaba. aitlik hissi verir. karalarim, altını çizerek okurum. notlar yazarim. kitabın canını okurum. aradan zaman geçip de kitaplığı karıştırırken hmmm bu kitabı sevmişim derim.
  10. benim de gerçekleştirdiğim eylem, ek olarak yer ve tarih bilgisiyle birlikte. güzel bir şeydir benim için, kitapla tokalaşmak gibi. buna mülkiyetçilik olduğu ya da kitapların orijinalitesinin bozulduğu, kirletildiği ve hasar verildiği şeklinde yaklaşanlar olabiliyor, olabilir. mülkiyetçilik diyenlere isim yazmak paylaşmanın önünde engel değildir diyorum. kaldı ki sen ben toprak olunca o kitaplara yine bir koli, yeni bir raf, yine bir sahaf, yeni bir heyecan yolu görünecek illaki. diyojen gibi elbiseyi tası tarağı atıp fıçıya mı girek? diğer kesime de bak diğer kesim, sana iki çift lafım var diyorum. o kitaplara isminizi yazmaz, sayfaları çevirirken dokunduğunuz yerleri hafiften karartmazsanız o kitap okunduğunu anlamaz. okunmayan bir kitabın haleti ruhiyesi de kanala verilen dereler gibidir; kimse sizi içmez, içemez; sonunda köyleri yutar, elektrik olur yitersiniz. o sebeple '63 baskı kavel'e, '59 baskı yılanların öcü'ne isim yazarım, hiç gocunmam, onlar da çok mesut olurlar. daha önce '82 mi yazılmış, ben de altına 2016 yazarım, 2035'te de bir başkası yazsın, o kitap da gururlansın beni ne doktorlar ne mühendisler okudu deyi. ama bak ne kitapların ne de benim tahammül edemediğimiz bir şey varsa o da kapakların kırılması, köşelerin toz bezine çevrilmesi, sayfa kenarlarının ayraç olarak kullanılması ve satır altlarının hunharca çizilmesidir. ne öyle bir kitabı alırım, ne de o hale getiririm. kitapla kalemi buluştururken biraz zarafet gerekir; hunharca çizmeyin, hafif ve tatlı dokunuşlar bırakın. sırt çantamda poşete koymadan kitap taşımam. "kitaplara isim yazmam, onları kirletmem!" düşüncesi biraz arşivcilik, küçük burjuva davranışı oluyor. esas ondan uzak duralım.