1. bir atamız gayet güzel sözle acıklamış bence...deveye diken.....
  2. nietzsche köle ahlakına bağlar bu durumu.

    '' carlyle'cılık (*:thomas carlyle) bir zayıflık gereksinimidir, inançlı insan, her türden 'inanan', zorunlu olarak bağımlı insandır, kendini amaç olarak koyamayan, genel olarak kendi kendinden hareketle amaç koyamayan biri, 'mümin', kendine ait değildir, o ancak araç olabilir, onun kullanılması gerekir, kendisini kullanacak birisini gerekser. onun içgüdüsü, bir kendiliksizleşme ahlakına en büyük onuru tanır: herşey, onu bu ahlaka bağlar kurnazlığı, deneyimi, kendini beğenmişliği.. her inancın kendisi, bir kendiliksizleşme, bir kendine yabancılaşma ifadesidir... büyük çoğunluk için zorlanmanın; yüksek bir anlamda kölelik gibi bir kendi dışlarından onları bağlayan ve yerlerinde tutan düzenleyicinin ne denli gerekli olduğu; köleliğin de, isteme yetisi zayıf insanın, özellikle kadının serpilip başarılı olmasının ilk ve son koşulu olduğu göz önüne getirilirse, o zaman, kanılar da, 'inanç' da, anlaşılır.

    kanılı insan, belkemiğini kanıda bulur. - birçok şeyi görmemek, hiçbir konuda yansız olmamak, her konuda yandaşlık etmek, bütün değerler konusunda kesinkes ve zorunlu bir optik sahibi olmak..
    bunlar, böyle bir tür insanın genel olarak varolabilmesini belirleyen koşullardır. oysa, bu koşullarda, bu tür insan, doğruluklu insanın doğruluğun kendisinin karşıtı, düşmanıdır... inanan, neyin 'doğru' olduğu neyin olmadığı sorusu için herhangi bir vicdan sahibi olmakta özgür değildir: bu noktada dürüst olsaydı, bu onun batışı olurdu patolojik olarak belirlenmiş optiği, kanıya varmış kişiyi fanatik haline sokar. güçlü, özgürleşmiş tinin karşıt tipi. ama, bu hasta tinlerin, bu kavramsal saralıların büyük gösterişlilikleri, büyük kitle üzerinde etkili olur, fanatikler pitoresktirler, insanlık da nedenler işitmekten çok, gösteri seyretmekten hoşlanır. ''

    deccal - friedrich wilhelm nietzsche