• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.16)
kızıl nehirler - jean-christophe grange
biz efendileriz, biz köleleriz. biz her yerdeyiz, hem de hiçbir yerde. biz karar verenleriz. kızıl nehirlerin hakimiyiz. kalbinize güvenmiyorsanız ya da ocakta yemeğini varsa, bu kitabı okumaya başlamayın. grange'nin sınır tanımayan hayal gücü, sürekli artan gerilim, etkileyici karakterler, birbirinden korkunç cinayetler; hepsi daha ilk satırlardan itibaren size hükmedecek... "kızıl nehirler" sadece fransa'da 450 000 sattı ve 20 dile çevrildi. soluk kesen bir tempo. insanı hemen saran bir hikaye. çok gerçekçi şiddet sahneleri. iki sıradışı insanın çevresinde gelişen olaylar: biri enerji dolu, tecrübeli bir polis, diğeri sokaklardan gelme mağripli bir çaylak... "insanı daha ilk sayyfalardan itibaren sarsan, altüst eden, yutan o kitaplardan biri. sizi sürekli olarak gerilimin sınırlarında dolaştıracak; akkor hal,ine gelmiş bir telin üzerinde yürüyormuş hissi verecek kusursuz bir thriller." le monde "james ellroy ve thomas harris etkisinde bir seri cinayet hikayesi." le nouvel observateur (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. iğrenç bi film uyarlaması olan şahane kitap
    kikk
  2. grange'in aşmış kitaplarının bir örneği. ne adamsın be usta!
    emasa
  3. tek kelime ile mükemmel bir roman. meşhur komiser pierre niemans, guernon adında bir üniversite kentinde öldürülen kütüphaneci remy caillois cinayetini araştırmak üzere görevlendirilir. ceset sudaki aksinden fark edilmiştir. ve üzerinde çok fazla işkence yapılmıştır. cesedi bulan dağcı fanny ferreria ile arasında bir yakınlaşma doğar. bu arada sarzac şehrinde jude itero adlı bir çocuğun mezarına ve bir okulun resim arşivine girilir. bununla da teğmen karim abdouf görevlendirilir. iki olay farklı gibi görünür. ancak guernon'da hastabakıcı philippe sertys ve göz doktoru cherneze'nin öldürülmesi ve yapılan soruşturmalar aslında bu olayların tamamen birbiri ile ilişkili olduğunu kanıtlar. niemans ve abdouf iyi bir ikilidir. ancak acaba bu cinayetlerin sebebini ve katili bulabilecekler midir? kızıl nehirlerin ve ari ırkın ne anlama geldiğini çözebilecekler midir? soluksuz okunan bir roman.
  4. grange' ın bir kitabının altına şunu yazdım: ''eğer pek kitap okuyan biri değilseniz ve bir anda kendinizi grange okurken bulursanız tüm zamanların en iyi polisiye yazarını keşfettiğiniz izlenimine kapılabilirsiniz.'' ben kapıldım da oradan biliyorum. evet, en iyi polisiye yazarı diyebilirsiniz grange' a, ta ki 3. grange kitabını okuyana kadar. leyleklerin uçuşu ile başlayan grange sevdam, kızıl nehirler ile tavan yaptı. sonrasında kendisi kurtlar imparatorluğu ile hayal kırıklığı yaşattı, taş meclisi ile ulu odin evine ateş salsın, yollarını kessin, kelamlarını kaleminin ucunda bıraksın dedirtti. yine de kızıl nehirler ve leyleklerin uçuşu hatırına okudum siyah kan' ı. o da vasat işte.
    kızıl nehirlere gelelim. bir polisiye gerilimden beklediğiniz her şey var kitapta. merak, vahşet, heyecan, aksiyon, zekice bir kurgu ve detaylar. detaylar belki de grange' ı grange yapan en önemli unsur. kitabın bir yerinde bir şey yazıyor grange, sonrasında o yazdığı şey, hikayenin temeline öyle bir oturuyor ki yüzünüze bir tebessüm yerleşiyor ve silemiyorsunuz. adam zaten zamanında bilimsel yazılar ya da ona benzer bir şeyler yazmış bir gazete ya da dergi için. e haliyle insan anatomisine ve cesetlere çok hakim. cinayet tasvirleri ve cesetler üzerine yazdığı hiçbir şey baştan savma değil. hele ki bu kitabında tavan yapıyor bu özelliği.
    grange için genel bir eleştiri vardır ki o da finallerde çuvallamasıdır. bunun en güzel örneğini taş meclisi kitabında görebilirsiniz mesela. sahi o nedir lan grange? hadi sen yazdın da yayıncın nasıl kabul etti? ayrıca leyleklerin uçuşu dururken ilk olarak taş meclisini türkçeye çevirmek nasıl bir tercihtir o da ayrı soru. kızıl nehirler kitabı, okuduğum grange kitapları içerisinde en iyisi. sadece finali için demiyorum bunu, genel olarak hikaye, hikayenin akışı, aksiyonun dozu baz alındığında da en iyi bu iki kitap. gerçi bu seçim pek zor değil zira leyleklerin uçuşu ve kızıl nehirler haricinde okuduğum diğer 3 grange kitabının pek bir özelliği yok bence. tamam hepsinde aksiyon var, hepsinde harika cinayet tasvirleri var, hepsinde merak var ama bir aksiyon/gerilim romanında bunlar olmayacaksa o kitap hiç yazılmasın daha iyi
    spoilerın tillahı geliyor şimdi ona göre okuyun ya da okumayın

    ---spoilerin tillahı mode on---

    mumya evi diye bir film vardı bildin mi? heh işte. şimdi 'bu kitap için çok sürprizli kitap woow' dersek ve bu kitabı okuduğumuz en iyi kitaplardan biri sayarsak o film de 'woow süper film, izlediğim en iyi filmlerden biri' olur ki ben o film için bunu diyen biriyle sinema konuşmam. bu kitap da süper filan değil. kendi kategorisinde okuduklarım içerisinde en iyilerinden biri o kesin ama sakın hayatımda okuduğum en iyi 10 kitaptan biri deme. benim ne düşündüğüm umurunda değil ama ben zaten sana yazmıyorum delikanlı. güzel bir kıza yazıyorum bunları. olur da bu kitaba hayatımın en iyi 10 kitabından biri derse ben o kıza asılamam muhtemelen ki bu çok üzücü olur benim açımdan.

    ---spoilerin tillahı mode off---
  5. okuduğum ilk polisiye kitabıdır. polisiye kitapların dili akıcı olur diyorlar ama bu kadar da akıcı olmaz ki dedirten bir kitaptır. beş saatte bitti zira. bir oturuşta okumuştum.

    kitapta geçen olaylar ve olayların birbirleriyle bağlanma şekli beni oldukça etkilemişti.

    kitapta olan biten hiç bir şeyi tahmin edememiş, ama tatmin olmuştum.