1. (bkz: heinz'in ikilemi)

    bu noktada kohlberg üç gelişim düzeyi öne sürüyor ve her düzeyi iki evreye ayırarak açıklamaya çalışıyor.

    1.gelenek öncesi düzey

    bu düzeyde önemli olan güçlü olan kazanır felsefesidir. bir eylemin doğruluğu veya yanlışlığı otoritenin koyduğu kurallara ve bireysel çıkarlara bağlıdır.

    a. evre: itaat ve ceza yönelimi

    olayların körü körüne otoriteye bağlılıkla değerlendirildiği ve tamamen fiziksel büyüklüklerin göz önüne alındığı evredir.

    örneğin bir bahçeden bilmeden on tane çiçek koparan çocuk mu suçludur yoksa bunun yanlış olduğunu bile bile bir tane çiçek koparan çocuk mu daha suçludur sorusuna on çiçek koparan suçludur cevabını veren biri bu evrede değerlendirilir.

    dikkat edin, olayın ahlaki boyutu değil verilen zararın fiziksel büyüklüğüne göre değerlendirme yapılır.

    b. evre: bireysellik, saf çıkarcı yönelim

    karşılıklı çıkara dayanan bu evrede, insan ilişkilerinde bana ne kadar verilirse o kadar veririm fikri hakimdir.
    yani tüm ilişkilerde bir pragmatizm söz konusudur ancak bu pragmatizm karşılıklı alışverişe dayalıdır.

    2. geleneksel düzey

    bireyin yaşadığı çevrenin duygusal anlamda üstünde bir etki yarattığı düzeydir. yani kişi ailesinin doğru kabul ettiği bir şeyi kabul ederken onlar doğru diyorlarsa doğrudur şeklinde bir çıkarımda bulunabilmektedir. yani sadece kurallar değil, sadakat gibi duygusal bir durumun da hakim olduğu bir düzeydir.

    a. evre: iyi çocuk yönelimi

    bu evrede birey, eylemlerini çevresinden takdir alabilme amacına uygun olarak uygular. iyi bir insan olmanın temelinde toplum kurallarına uymak yatar ve birey davranışlarını toplumdan onay almak için düzenler.

    örneğin bu evredeki bir çocuk için ailesinin koyduğu kurallara uymak onu iyi ve doğru bir çocuk yapacaktır.

    b. evre: kanun ve düzen yönelimi

    iyi çocuk evresinden farklı olarak bu evrede davranışlarda empati kurulmaz, minnettarlık ve onay alma kaygısıyla hareket edilmez.
    birey, vicdanının reddettiği bir durumu bile otoriteye karşı gelmemek için kabul edebilir.
    önemli olan toplumsal düzendir ve düzen her ne olursa olsun korunmalıdır.

    3.gelenek sonrası düzey

    bireyin çevresinden ve otoriteden bağımsız olarak kendi ahlaki sistemini oluşturmaya başladığı düzeydir.
    gelenek öncesi dönemde değerler bireyin dışındaydı. geleneksel dönemde ise sistemi kanıksamış ancak sorgulamayı düşünmeyen bir birey ortaya çıkmıştır.

    gelenek sonrası düzey bireyin her şeyden bağımsız olarak otoriteyi, çevreyi, kuralları sorgulayabildiği bir dönemdir.

    a.evre: sosyal sözleşme yönelimi

    bireysel farklılıkların göz önünde bulundurulduğu bu evrede, bireylerin yaşama ve özgürlük haklarının korunumu önemsenir.

    birey, yasalara çoğunluk karar verdiği için saygı duyar.
    örneğin bu evredeki bir birey nefsi müdafaa ile kendi hayatını kurtaran bir adama ceza verilmesini kabul etmez. dolayısıyla otoriteden, yasaların oldukça ince bir hesapla düzenlemesini ister.

    b.evre: evrensel ahlak ilkeleri yönelimi

    kohlberg'in kuramındaki bu son evrede birey doğruyu ve yanlışı kendi ahlaki ilkeleriyle ve evrensel prensiplerle belirlemeye başlar.

    tüm insanlar eşit haklara sahiptir. her bir birey, yaşama, eğitim ve ifade özgürlüğü hakkından yararlanabilmelidir ve otorite bu haklara engel olan bir yasa hazırladığı takdirde otoriteye karşı çıkılmalıdır. yani otoriteyle kendi vicdanının çeliştiği yerde birey, vicdanını seçmelidir.

    kohlberg'e göre bu son evre, bireyin ulaşabileceği en üst noktadır ve araştırmalarına göre bu evreye ulaşabilen insan sayısının oldukça az olduğunu söylemektedir.
  2. kohlberg'in bu kuramı, piaget'in ahlaki gelişim kuramı üzerinde temellenmiştir. fakat bu kuram kohlberg sonrası ahlaki gelişim kuramcıları tarafından eleştirilmiştir. çünkü kohlberg, ahlakiliği adalet merkezli açıklamış ve bu kuramını daha çok erkekler üzerinde yapılan araştırmalara dayandırmıştır.

    ayrıca kohlberg'in öğrencisi ve meslektaşı olan carol gilliagan, kohlberg'in kuramının kadınlarda yetiştirilme tarzından dolayı baskın olan ilişkisellik, şefkat, koruma ve kollamayı göz ardı ettiğini belirtmiştir.
  3. kadınların maksimum geleneksel düzeyin ilk evresine kadar çıkabileceğinin sadece erkeklerle yapılan deneyler sonrasında belirlendiği kuramdır.

    gelenek sonrası dönemin son evresine çıkabilen çok az sayıda insan olduğunu savunur ve buna örnek olarak da peygamberleri gösterir. doğal olarak da hiç kadın peygamber de yoktur.

    türk eğitim sisteminin şuurlu öğretmenlerinin kalbini kazanmıştır