1. evde tek kalmayı seviyorum. işte de tek kalmayı seviyorum. akşam 6da gidiyor ya herkes. onlarla birlikte çıkıp, sigara bisküvi alıp dönüyorum ofise. arkada depo var 300m2.
    işıkları yakmam, yalnızca ofiste tek ışık biraz loş. evde de odamdaki masa lambam yanar.

    evin arkası ormana bakıyor, önü yol. iki katlı küçük olduğu için dubleks yaptığımız evde hiçbir pencerede demir filan yok. biri eve gireyim dese, götüyle bile girer yani. hatta eve girme düşüncesi olmayan biri bile bir anda kendini evin içinde bulup kader kurbanı suçlular kervanına katılabilir. var olum böyle şeyler. valla.

    abi yaşım olmuş bir milyor. öyle korkulu şeyleri, cinleri neyin de seviyorum. gizemli şeyler ilgimi çekiyor. sanki senin çekmiyor, halla halla. var olum hepimizde. gizem, insanı çeken tek etmendir. bilim milim hep bu yüzden. yalansa yalan de. aha dayıya sor.
    ha neydi? yaşım olmuş bil milyor, böyle goy goyuna izleyip "la get! o bu yüzden oluyo!", "ya olm kim bilir kaç yüzyıl önce biri nefes darlığı, panik atak geçirip aha karabasan demiş, siz de yiyosunuz!" diyorum. ama bi yandan da inanıyorum. var yani bi cin min, bi ipnelik dönüyo ortada belli bu.

    abi izliyorum, abi diyorum bu ara idare et saygıdan ellaam, neyse izliyorum. dalga geçiyorum ama. sonra bitiyor. "la get teallaam ehhehehe hatta eki eki ve türevleri." diye goy goyumun dibine vururken, her izlenip de bitirilen şeyden sonra adet olarak çişimi yapmaya gidiyorum. ofiste depo kısmına, evde odanın dışındaki karanlık koridora.
    yea ehheheh eki eki diyorum dışımdan. içimden de allahümesalliyi okuyorum.
    sanıyorum ki dışımdan ipneler güldüğümü görürse, ohoo bunun işi çok, derler de giderler. ama gitmiyor ipneler. anlıyorum ben. hep arkamdaki karanlık yerlerden izliyorlar. hızlı hızlı yürüyüp yarı işiyorum. ama erkekliğe bok sürdürmemek için elimi gayet muntazam ve yavaş yıkıyorum ki arkadan bişey saldırmayacağından eminim, sizden korkmuyorum izlenimi vereyim.
    sonra yıkayıp bitirip, aynı yavaşlıkla ellerimi kurulayıp, içim gıcıklanarak bi anda dönüp hem karanlığa bakıyorumuş gibi yapıp hem de bişey görmekten tırstığım için yalandan tavanlara yerlere bakarak hıphızlı kapıyı kapatıp ışığın düğmesine vurup koşa koşa kutsal olan ve kurtarıcı olan yatağıma koşuyorum.
    oh ışık...
    eheh ne korkçam ya? bunlar birilerinin uydurması hep.

    mesela bizim korku filmlerimiz hep dandiktir. hiç sevmem. ama abi aklıma niye cinleri şeytanları getiriyorsunuz ki? iki ayet oku, cin min de. sonra film yaptık. ya ben siz film yaptınız diye (bensiz film yaptınız diye) çişe gidemeyecek miyim? işiyen varlıklarız olum biz. niye böyle bişey yapıyorsunuz? doğaya karşı gelmeyin bak, ben araştırdım doğa herkesi yener.

    korkulu kızlar fili fili.
  2. sinema tarihinin ilk korku filmi birçok ilke imza atmış georges melies'in yönetmenliğini üstlendiği le manoir du diable, 3 dakikalık kısa metrajlı ve sessiz bir filmdir.

  3. sinema tarihinin en korkunç filmi bir trenin gara girmesinin çekildiği videoymuş. nereden duyduğumu hatırlamıyorum gösterilen her salonda herkes çığlık çığlığa kaçışmış.

    unutkanlığıma çare olan `suna su` sayesinde gelen edit: L' Arrivée d'un train à La Ciotat
    sezgi
  4. gece arkadaşla izlemek süper bir şey.
    tek de izlerim tabi sıkıntı yok.
    ama yarattığı atmosfer, paranoya, korku çok güzel.
    birinci kişi bakış açısıyla kameraya alınmış filmler süper.
    mezar buluşmalarını izlememiştim.
    süper bir film.
  5. insanların aklına bütün piçlikler neden gece gelir? film de gündüz vakti bir şey olmaz.

    korku filmi değil, gerilim.
    ramel
  6. ben çok severim korku filmi izlemeyi. ama ne yazık ki beraber film izleme potansiyelimin olduğu herkes korku filmi izlemekten korkuyor. tekken de film izlemek yerine başka şeylerle uğraştığımdan denk gelmiyor. gecenin ilerleyen saatlerinde atayım bir tane.
    tavsiyesi olan kızıllandırsın lütfen
  7. korku filmi nedense bende komedi filmi etkisi yapıyor karanlıktan birinin fırlamasıni, kızın kafasını 360 derece çevirmesini komik buluyorum.
  8. komedi filmleriyle karıştırılması çok normal. çünkü:
    örneğin teenage slasher (gençleri tek tek öldüren katillerin olduğu) alt türüne dair genre okumalarında filmin temasının "ilk cinsel deneyim korkusu" olduğu söylenir.
    bkz:
    -final girl : filmin sonuna kadar kalan kadın karakter. diğer ölümler cinsel olarak aktif karakterler dikkat ederseniz. her ölümü de sex olarak okuyabilirsiniz. çoğu kez ölüm anlarında yüz ifadeleri ve sesleri sex esnasındaki seslerle karıştırılabilecek türden. yani bir karakter sex yapıyorsa o gidici arkadaşlar. (ya da toplumsal nomların dışında davranan; uyuşturucu, sigara kullanan mesela) final girl ise cinsel olarak aktif olmayan, zeki ve becerikli tasvir edilen karakterler.
    genre çalışmalarının da önemli bir motivasyonu seyirci kitlesi tespiti ve seyirci çekme stratejisidir. bu filmlere de dolayısıyla grup grup ergen gider imiş. ki zaten onların asıl olayı "ay kim yapmış, o yapmış mı, ben ne zaman yapacağım" olduğundan mütevellit izleyici kitlesi-filmler arasında mükemmel bir uyum var. mesele böyle olunca (üzerine erkek ergenlerin performans kaygısı eklenince) bu tür filmlerde fallik semboller bolca var.
    örneğin 1978 yapımı olan halloween'de michael'ın lynda'yı öldürmeden önce kapıda 237846032 saat çarşaf altında dikilmesi korkutucu olmaktan çok gülünç görünüyor. ve hatta üzerine çarşaf(prezervatif) geçirilmiş penise benziyor. mesele zaten aslen korku ve endişe duyduğumuz şeylere verdiğimiz tepkiyle alakalı. komedi filmi olsaydı bu film bu tarz bir kalkmış ve bu kadar uzun süre bekleyip bir şey yapmayan cinsel göndermeye, performans bozukluğuna/kaygısına kahkahalarla gülecektik. tam da bu yüzden korku filmine gülmek oldukça normal, bildiğimiz sürece.
  9. evil dead ile yep yeni bir çağa girmiş tür.
  10. gereksiz bir tür, sinemadan anlamayanların favori türü. kalitelisi için (bkz: gerilim filmi)