• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (1.08)
kötü çocuk - yağız alp akaydın
daha doğar doğmaz babası tarafından terkedilen kayla (afra saraçoğlu), annesi nazlı'yla birlikte zor şartlarda büyür. ancak bu sayede karakterli ve ne istediğini bilen biri olmuştur. lise yıllarında hiç beklenmedik bir anda babası vural (sarp akkaya) çıkagelir ve onu büyük şehirde daha iyi koşullarda yaşatmak istediğini söyler. kayla istemeyerek olsa da hiç tanımadığı babasının yanına taşınır. eski hayatına geri dönebilmek için can atan genç kız, okulun ilk günü yakışıklı ve gizemli meriç (tolga sarıtaş) ile tanışır. genç adama aşık olan kayla, eski güzel günlerini meriç'le bulabileceğine inansa da olaylar farklı şekilde gelişecektir.
  1. neresinden tutarsanız elinizde kalacak bir film olmuş. yönetmen ne yapmaya çalışmışsa olmamış yapamamış. tamam belki elde ki malzeme ile anca bu kadar diye bilir de milyon tane mantık hatası, sahneleri bir türlü bağlayamamak ve en önemlisi ne anlatıyor ne için çekilmiş bu amk filmi diyorsunuz.
    !---- spoiler ----!

    esas eleman kapşonu takınca gizemli, ''sen benim kızımsın'' demesi kötü olmasına yetiyor! tahmini 20 günden fazla okula gitmiyor ama okuldan atılmıyor. burslu okumasına rağmen en az iki evi, arabası var! tamam sonradan anlıyoruz esas çocuğun zengin olduğunu da amaç ne? amk malı neyin peşindesin nedir derdin demeden de kendimi alamıyorum. sebep sonuç ilişkisi zaten yok. senaryo desen o da allaha emanet. esas hatunun ise oyunculukla zerre alakası yok.

    !---- spoiler ----!
    kısacası sinema tarihimiz için önemli bir film olmuş. üniversitelerde bir film nasıl olmaz adlı derste örnek gösterilmesi gereken yegane filmcik.

    zorunlu ekleme: zorla mı izlettiler falan filan diye bir kaç mesaj aldım. mesaj atan arkadaşlara hitaben:
    - gidilen her filmi beğenme gibi bir zorunluluğu mu var sinemaseverlerin?
    - belki başka mecralarda vizyonda ki tüm filmlerin daha geniş anlam da eleştirilerini yayınlayıp bundan para kazanıyordur filme giden arkadaşın
    - belki de her gün sinemaya gidip, vizyonda ki tüm filmleri izliyor. parasını siz mi veriyorsunuz da mesaj atıp ahkam kesme cesaretini buluyorsunuz kendinizde?
    - neymiş kültürlü insanların bu filmlerde ne işi varmış! öncelikle kültürün tanımını neye göre yapıyorsun? olay sadece çok filme gitmek ya da kitap okumak mıdır?
  2. yakında sinema ve internet dizilerini saracak yerli soft erotica(!) janrının ilk adımı. seksi gençler için tehlikeli hale getirmek, çok satan genç yetişkin edebiyatın şanındandır. (bkz: twilight - ilk film) öyküyü bilmesem de cockblock bir dinamiği gerektirecek bir durum yok sanırım. genç yazarının ticari hamleden ziyade gücü yettiğince yaşıtlarının ve kendi ideal dünyasını yazdığı düşünülürse o da pek suçlanamaz. ama bu metinden şöyle böyle bir dramatik yapı çıkaramayan, türkiye'nin en büyük sinema eğlence şirketlerinden birinin affedilecek hiç bir tarafı yok. (taff - aynen onlar!) sanki yüz liralık bir yeraltı lirizmi çekmiş gibi istanbul'un her yerini de damga grafitilerle rezil etmeleri ayrı bir beyinsizlik. akıllıca bir reklam kampanyası olduğunu kabul etmek gerek:) -genç arkadaşlar için fotoğraf malzemesi reklam için de hastag- neyse kötü bir film çektiğini ve bundan para kazandığını itiraf eden yabancı meslektaşlarının aksine, bunun iyi bir ticari sinema ürünü olduğuna inanan yapımcılar var. bu bilinsin istedim. bu insanlar da bize eğlence üretecek! hadi geçmiş olsun(so it goes)
    abrek
  3. senaryosu wattpad' de yayımlanan 17-18 yaşındaki bir kızımızın kitabıdır. orada baya ilgi görmüştü. önce kitabı yayımlandı sonra filmi çekildi. şunu söylemeliyim ki hedef kitle siz değilsiniz hali hazırda var olan kitabın takipçileri. reklamı iyi yapılan overrated dediğim film.