1. sallanan masanın ayağına kağıt yerlestirirseniz artık sallanmayan masa olur. dolayısıyla sallanan masanın yer ile ilişkisindeki masumiyet bakidir. ayağına kağıt sıkışmış sallanmayan masaninki de.

    eylemlerimizle masaya kazandiracagimiz her sıfat masanın çevresiyle yeni bastan ilişki başlatılmasına neden olacaktır. o halde sallanmayan masaya yaptığımız ve kötülük adı verdiğimiz eylem yeni durum için nötr kalır. artık yeni durumda sallanmayan ayağına kağıt sıkışmış masanın yer ile ilişkisi başlamıştır.
    abi
  2. iyilik bakiyse, kötülük, geriye kalan tek gerçektir. ve tam da bu sebeple geçici olandır. ve her zaman kısıtlı kalandır. her ne kadar ayağına kağıt sıkıştırılmış olsa bile, o masa bir şekilde, bir vakit, sallanmaya yeniden devam edecektir. sihir hiçbir zaman kaybolmaz. kesinlik hiçbir zaman kazanılmaz. artık vardım, demeyi istemek sadece kötü niyettir.

    kötülüğün eylemlerimdeki açıklaması şu şekilde olabilir: sadece, arada bir de olsa, hiçbir şeyin sonuna varmamış olduğumu unutmayarak, rahatlamaya ihtiyacım var. nadiren de olsa, masanın sallantısını durdurmaya ihtiyacım var. ama bunun ne başkasıyla, ne ilişki içerisindeki benle, ne de ilişkinin kendisiyle bir alakası yoktur. ya da beni bu an ve konuma taşımış her şeyle alakası vardır.

    iyiliğin baki olduğu düşüncesi, benim için tek koşuldur. o zaman kişinin haksızlığında bile bir haklılık mevcuttur. o zaman ilişkiler de kesikli değil; köşesiz, akışkan ve sonsuzdur. duraklar ise arada bir bilinçli ya da zorunlu olarak açılmış deliklerdir.
  3. aşağıda yazacaklarımın konuyla bağlantısını ben de anlayabilmiş değilim ama yazmak zorundaymışım gibi geliyor. eğer "öyle geliyorsa" muhakkak bir bağlantısı vardır, diye bir inancım olduğu için yazıyorum.

    yatırım tavsiyesi değildir. (ama öyle olmasına dair bir umudum vardır)

    0.99999... olarak hayal ederim hep kişiyi. ancak sonsuzda 1 olabilir. ona da ölüm diyorum, işin içinden sıyrılıyorum.

    bir de 3.14.... var. bildiğin pi sayısı. mükemmel bir sayı, zira kendini hiç tekrar etmiyor. örgüsü yok.

    ama 0.9999... olan kişi, her ne kadar kendini tekrar ediyor gibi sembolize edilse de, zamana tabii olduğu için ve dünyada bulunduğu için, kendine -zamana maruzluğu sebebiyle- eklediği her 9 ondalığı, bir öncekinden ayrı ve ondan farklı bir ondalıktır. bu bakımdan hepimiz olduğumuz haliyle mükemmeliz. ne eksiğiz, ne de fazlayız.

    masanın ayağına kağıt sıkıştırmak ise, allah'ını seven limitimi alsın, deyip bir köşede gözlerini dinlendirmektir.
  4. iyilik ve kötülük var mıdır? yoksa sadece eylemler vardır da biz mi bunlara iyilik ve kötülük diye anlam yükleriz.
    ''sallanan masa'' dan devam edelim.
    sallanan bir masamız vardı. ve yerle masumane ilişki içindelerdi. notlarını düzenlemek isteyen çocuk **geldi masanın sallanması çalışırken konsantrasyonunu bozduğundan sallanan masanın ayağına kağıt yerleştirdi. masa artık sallanmıyor, çocuk işine daha iyi odaklanıyor, dikkati dağılmıyordu. masanın yerle ilişkisindeki masumiyeti artık yok. şimdi bu çocuk kötülük mü yaptı yoksa iyilik mi? kötü bir çocuk mudur? yoksa sadece masanı ayağına kağıt sıkıştıran bir çocuk mu?
    yapılan eylemlerin iyi yada kötü olduğunu ve/veya yararlı yada yararsız yada zararlı olduğunu anlamak için zaman içindeki etkilerine bakmak gerekir.
    yada bakmayın amk. siktir edin.*
  5. ''iyi insan olmak kişiseldir. kimse iyi olmak, kimseye iyilik etmek zorunda değildir. bu tamamen onun kendi meselesidir.
    ama kötülük toplumsaldır. birine kötü olduğunuzda, birilerine kötülük yapmaya kalktığınızda bu aniden tüm toplumu ilgilendiren bir şeye dönüşebilir.''

    mahir ünsal eriş, ot - kasım
  6. bazı bazı yapıldığı gibi kötülük yapma eylemini herhangi bir inanç eksikliğine bağlamak da yersizdir. kötülük, insandaki erdem eksikliğinden ve kolektif bilinç yoksunluğundan doğar.
    erdemli insan da yaptıklarını "iyilik" olarak adlandırmaz. o, yapması gerekeni yapmıştır ve buna o ya da bu diye herhangi bir isim koymaya gerek duymaz.