• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.33)
kral lear - william shakespeare
bütün meseleyi "olmak ya da olmamak" sözleriyle özetleyen en büyük oyun yazarı william shakespeare'in hayatı hakkında pek az şey biliniyor.kişilerin kusur ve zayıflıklarının ne tür facialarla sonuçlandığını anlatan "kral lear" isimli trajedisi de 'başka türlü' olamayan kimseleri bekleyen acıklı sonun şiirsel bir destanıdır. (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. kitabın bir yerinde şöyle bir söz geçer: 'kurdun evcilliğine, atın sağlığına, delikanlının aşkına, orospunun sözüne inanan delidir.'
  2. (bkz: sihirli oyuncakçı)

    !---- spoiler ----!

    kral lear, son perdede öldüğünde shakespeare onun için sadece:

    '- o, öldü.' diye yazdı.

    "o, öldü" diyebilmek için shakespeare gibi deha olmak lazım.

    !---- spoiler ----!

    edit:imla
  3. kendimce kitaptan seçmeler:

    'bir dirhemcik bile aklı olanlar
    yağmur yağsa da, rüzgar esse de
    uydurmalı mutluluğu kaderine
    her gün yağar çünkü yağmurlar...'

    'daha iyi olurdu aklımı yitirseydim.
    hiç olmazsa düşüncelerim kederimden ayrılır,
    acılarım kuru hayallerle kendi kendini tanımaz olurdu.'

    'talih', o usta orospu
    almaz yatağına yoksulu.'

    'insanın aklı topuklarında olsaydı, çatlak olmaz mıydı?'

    'işim gücüm göründüğümden başka olmamak.'

    'işte insanların sersemliğine güzel bir örnek: çoğu kez kendi ektiğimizi biçtiğimiz halde, bahtımız kapandı mı, başımıza gelecek felaketlerin sorumluluğunu gider güneşe, aya ve yıldızlara yükleriz.'


    'yağmur yağarken güneşin açtığını görmüşssünüzdür:
    onun gülümsemesi ve ağlaması da böyle,
    ama daha güzeldi.'
  4. küçükken en sevdiğim, tuz masalının esin kaynağı. uzak bir diyarda üç prenses yaşarmış ve kral olan babaları...
    abrek
  5. şöyle bir kısmı var ki;

    "ne o, yaş mı var gözünde! yoo ağlama!
    zehrin varsa ver içeyim."

    beni benden almıştır. ya da ben zâten bende değilim. ben neredeyim? bu aralar hiçbir yerde belki.
  6. “başında göz yok, kesende de para, değil mi? demek göz çukurların bomboş, kesenin de dibi delik: gene de dünyanın halini görüyorsun, öyle mi?”

    “hissimle görüyorum efendim”

    “ne, deli misin sen? dünyanın hali gözsüz de görülebilir: kulaklarınla bak. şu hakim, şu zavallı hırsıza nasıl sövüp sayıyor bir bak.

    gel kulağına söyliyeyim; şu ikisinin yerlerini şöyle bir değiştiriver.. hah!!, şimdi söyle bakalım hangisi hırsız, hangisi hakim? bir çiftlik köpeğini dilenciye havlarken hiç gördün mü? zavallı dilencinin köpeğin önünden kaçtığını da gördün elbet!

    hah işte burada iktidarın heybetli bir timsalini görebilirsin: makamında köpeğe itaat gerek!

    hey zaptiye! alçak herif! çek şu kanlı elini! o orospuyu ne diye kırbaçlayıp duruyorsun! sen kendi sırtını kırbaçla! onu dövmene sebep olan şeyi sen onunla yapmak için yanıp tutuşmuyor musun! faizci kendini dolandıranı idam ettirir; lime lime elbiseler en ince kusurları bile meydana kor; kürklü cübbeler her ayıbı örter. günahına altın kaplat da gör, adaletin kudretli kılıcı bir şey yapmadan kırılır. bir de paçavralara sarıp gör, bir cücenin saman çöpü bile onu geçer.

    kimse suçlu değildir. kimse! herkesin kefili benim; suçlayanların ağzını kapatmasını ben bilirim. sen kendine cam gözler al; adi bir politikacı gibi görmediğini görür gibi yap..”


    --
    lear ve gloucester'ın fırtına sırasındaki sahnesinde lear'ın tiradıdır. lear delirmiştir ama buna rağmen bir çılgından daha çıplak görür gerçeği. gözlerini yitirmiş zavallı gloucester ise kralına bağlılığını bu muazzam sahnede gösterir. lear kadim vakainamelerde bir cani de olsa gerçeğin yırtıcı kanatlarını çırpmaya başlayacaktır.

    edit: düzen