• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
küçümseme - alberto moravia
"nasıl olduğunu ben bilemeyeceğim, sen bileceksin...
tek bildiğim bir erkek gibi davranmadığın,
bir erkek gibi olmadığın."

kuşkularla, kıskançlıkla, saplantılarla bunalan molteni,
karısının onu artık sevmemesinin hatta küçümsemesinin
nedenini sorgulamaya başlar. ancak beklenmedik bir anda
tanık olduğu olay evliliğini, işini ve giderek bütün hayatını
tamamıyla değiştirecektir.

çağdaş italyan edebiyatının en büyük romanlarından biri olan "küçümseme", kuşkusuz alberto moravia'nın en çok tartışılan eserlerindendir. 1963 yılında ünlü fransız yönetmen jean-luc godard tarafından çekilen ve ülkemizde "nefret" adıyla gösterime giren, başrolleri paylaşan brigitte bardot ile michel piccoli'nin ölümsüzleştiği filmi ile gişe rekorları kıran "küçümseme", savaş sonrası avrupa'sının yeni değerleri ile buna uyum sağlayamayan yeni orta sınıfın çatışmasını saplantılı bir koca ile onun tutkulu karısının çalkantılı evliliği ekseninde ele alan eşsiz bir başyapıt.
  1. alberto moravia ikinci dünya savaşından sonra yükselen bir edebi akım olan yeni gerçekçiliğin italyan edebiyatındaki en önemli yazarlarından biri. din, orta sınıf ahlakı, konformizm üzerine eleştirilerini cinsellik, sadakat ve evlilik kurumu üzerinden anlatıyor.

    bu kitabında da yine evlilik bağı ve bir türlü azat olamayan bir çiftin prangalarına dolandıkça boğulma süreçlerini erkek olan kahramanın gözünden okuyoruz. eşine daha iyi bir hayat sunmayı (daha iyi bir ev, daha çok para için sevilmeyen bir iş vs vs) daha çok sevilmenin ve erkek olmanın gereği olarak kabullenmeye ve benliğinden uzaklaşmaya başlayan anlatıcı bir süre sonra bu çıkmazı fark etse de orta sınıf reflekslerinden arınmadığından "doğru" soruları bir türlü soramıyor...o soruları sormak da okuyucuya bırakılıyor sanki...bu yönüyle çok güzel...hatta homeros'un odysseia'sının yeniden yorumlanması üzerinden sunduğu açılım oldukça ufuk açıcıydı.

    fakat buraya kadar her şey iyi hoş olmakla beraber okurken bir türlü ikna olamadığım, ilk 15 - 20 sayfada sonunu belli eden "aldatan yüce adaleti bulur" yaklaşımı ve kadının deyim yerindeyse nesne gibi anlatılması yorucu ve asıl verilmek istenen yukarıda bahsettiğim boğulma hikayesi ise romanın ruhuna aykırı geldi...belki de italyan edebiyatına duyduğum ilgi nedeniyle alberto moravia gibi kara koyun bir yazardan kitabın yazıldığı tarihi önemsemeyerek daha fazlasını bekledim...

    filmi de var: le mepris - jean - luc godard
    mesut