• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (10.00)
kün - sezgin kaymaz
"ankara çayı, bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor, evlâd-ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini, ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine, kulak memelerine doğru sallıyordu. şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları, terli enselere, çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu. börtü böcek antenini sallıyor, kıllı bacaklarını sıvazlıyordu. danaburnu topraktaki tohuma, uçuç böceği yapraktaki bite, tırtıl yaprağa, solucan toprağa saldırıyor, peygamberdevesi alayına saldırıyordu. çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor, kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor, kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı.
bahar gelmişti."

kün, yani 'ol'...neleri neleri olduran bir roman, kün. ölülerin daha da ölebildiği -ya da tam ölemediği-, cami imamıyla ateistin birbirini 'aydınlatabildiği', köpeklerin (hem de konya ağzıyla!) konuşabildiği, el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor. şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar, 'iyiler' canını dişine takıyor, feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor.

sezgin kaymaz, kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle, yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor.
anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor.

'sıradan' denen insanların 'sıradan' denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı, angara'nın kıyısına, rengâhenk bir konya dekoru kuruyor ayrıca - eski konya. eski taşra yaşantısı… sezgin kaymaz'ın gizemine, mizahına, olay örgüsüne, anlatıcılığına tutulanlar kadar, 'yerliliğine' de tutulanlar yok mu? kün, her zevke yetişiyor, her şeyi olduruyor!
  1. sezgin kaymaz'ın büyük ihtimalle en iyi kitabıdır. en ufak alakası yokmuş gibi gözüken, canlı, cansız ve hatta hayvan karakterleri sırayla anlatmaya başlayıp, ilmek ilmek derleyerek müthiş bir kurgu ile ilerleterek hikayeyi tamamlar. başlarken karmaşık ve manasız gelen her şey, yapbozun parçaları gibi oturur birbirine, kitap bitince bir geri çekilip bakarsınız ki ortaya bir şaheser çıkmış.

    kitap çok güldürüyor, hele konyalı köpek çeto'nun her cümlesi bir tebessümü hak ediyor en azından, çok düşündürüyor, az buz da ağlatmıyor.

    aslında bu kitabı okuyalı baya olmuştu kasıtlı yazmıyordum ki sonra uzun uzun yazar detaylı analiz ederim diye ama yapamadım, gerek de duymadım.

    "kızım..bu sefer eli boş gelmedim..al emanetini"

    yeterli.