• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.00)
kuşatılmış yaşamlar - michel houellebecq
bilişim sektöründesiniz. çok gözde bir mesleğiniz var. iyi para kazanıyorsunuz. temiz giyimli insanlarla dolu dev binalarda çalışıyorsunuz. steril bir hayat sürüyorsunuz. arkadaşlarınız var. ancak, göğsünüze bir ağırlık biniyor zaman zaman; üzerinize bir karamsarlık çöküyor; bir dalga gibi. bir eksiklik var.

bankacısınız. çok gözde bir mesleğiniz var. iyi para kazanıyorsunuz. temiz giyimli insanlarla dolu dev binalarda çalışıyorsunuz. steril bir hayat sürüyorsunuz. arkadaşlarınız var. onlarla bowling oynuyorsunuz, bankacılıktan söz ediyorsunuz. akıllı olduğunuz için mutlusunuz. ancak çok çalışmak zorundasınız. öyle ki, kazandığınız parayı harcayacak vakit bulamadığınız oluyor. her an biri yerinizi kapabilir. göğsünüze bir ağırlık biniyor zaman zaman; üzerinize bir karamsarlık çöküyor; bir dalga gibi kabarıyor, yüreğinize vuruyor.

reklamcısınız. işletmecisiniz. mimarsınız. ya da bunların hiçbiri değilsiniz. gözde bir mesleğe sahip olmak, televizyonlarda gördüğünüz insanlar gibi ışıl ışıl gülücükler saçarak steril yerlerde yemek yemek istiyorsunuz. beyaz gömlekler giymek ve dizüstü bilgisayarla dolaşmak istiyorsunuz. ve göğsünüze bir ağırlık biniyor. isyan ve kıskançlık karışımı bir duygu boğazınızdan gözlerinize doğru yükseliyor hayattan kopuyorsunuz bu anlarda, daha doğrusu, yaptığınız her şeyin insan hayatı karşısında ne kadar sonuçsuz, ne kadar anlamsız olduğunu hissediyorsunuz. ve bir gün durumunuz bir sözcüğün içine hapsediliyor: depresyon.

kuşatılmış yaşamlar, içimizden birinin alabildiğine sert öyküsü. bir depresyon günlüğü.
  1. fransız yazar michel michel houellebecq'ten kısacık fakat günümüzün beyaz yakalı tahlilini yapması bakımından etkileyici bir roman.

    cinselliğe dair sorunlar, mutluluk için arayışlar ve modern köle haline gelen insanın zaman kavramını şiddetli biçimde yitirmesi, roman karakterleri ve çevresindekilerin temel problemleridir.

    ancak bu kitapta beni etkileyen en temel nokta -michel houellebecq hangi akla hizmet koymuştur bilemeyiz, zira alakasız durmaktadır- kullanıcı adımdaki şahsın, etkileyici biçimde yaşam bahsini kapatışını anlatan şu pasajdır;

    "türlerin çoğalması bakımından kesinlikle temel nitelikte, muaazam ve saygı duyulacak bir olay olan sperm dalgalarının rahim ağzına göçü sırasında bazen bazı sperm hücrelerinin aykırı davrandıkları gözlenir. öne bakarlar, arkaya bakarlar, hatta bazen kısacık saniyeler boyu akış yönünün tersine doğru yüzerler ve kuyruklarının gitgide hızlanan hareketleri o an varlıkbilimsel bir sorgulama gibi yorumlanabilir. bu şaşırtıcı kararsızlığı özel bir süratle kapatamazlarsa, genelde geç kalırlar ve sonuç olarak da büyük genetik birleşme şenliğine nadiren katılabilirler. ağustos 1793'te, bir çöl bölgesindeki bir çığın içine yuvarlanan bir akik kristali gibi ya da talihsiz bir rastlantıyla tam da kış başında dünyaya gelen, şiddetli akıntılar üzerinden uçarken doğru bir yön tutturmakta zorlanan -anlaşılır bir şey-, kanatları henüz çok zayıf bir leylek yavrusu gibi tarihin akışı içinde sürüklenen maximilien robespierre'e de aynı şey olmuştu. oysa bilindiği gibi akıntılar afrika yakınlarında iyiden iyiye şiddetlenir; ama ben düşüncemi biraz daha netleştirmek istiyorum.
    "idam edildiği gün maximilien robespierre'in çenesi kırıktı ve bir sargı beziyle bağlanmıştı. cellat onun başını satırın altına koymadan hemen önce sargıyı çıkarttı; robespierre acıyla inledi, yarasından oluk oluk kan fışkırdı, kırılan dişeri yerlere dağıldı. sonra cellat sargı bezini iki ucundan tutup kaldırıp gererek, bir ganimet gibi, idam sehpasının etrafına yığılan kalabalığa gösterdi. insanlar gülüyor, alay edip laf atıyorlardı."