1. katiller sponten gelişen veya planlayarak işlenen cinayetlerde delil bırakmamaya çalışsalarda, adli tıp teknolojileri sayesinde onu kolayca ele verebilecek çok basit ipuçlarından habersiz olmaları sayesinde yakalanırlar.

    cinayete kaza süsü verilse bile , maktulün yatış pozisyonu bile ipucu olur. olası bir mücadele esnasında maktulün bedeninde kalmış olabilecek ezikler, tırnak izleri, maktulun tırnaklarının içinde katilin deri parçacıklar, başkasına ait salya, kan vs. pek ala olayın kaza değil cinayet olduğunu gösterir.

    cinayet anında pek az katilin aklına tırnakların içini temizlemek, kendi saçlarından dökülen kepeği toplamak, eldivenle su içtiği bardaktan salyasını temizlemek gelir. bir mikron, deri ya da salya, dna testi yardımıyla pek çok durumda katilin neredeyse tüm profilini ortaya çıkarır.

    silahla işlenen cinayetlerde, cesedin bedenine kurşunun hangi açıdan, ne kadar hızla, ne kadar mesafeden, birkaç kurşun sözkonusuysa, ne kadar aralıklarla girdiği kolayca tespit edilebilir. silahın kalibresi, markasına kadar bulunur.

    ipuçlarının en önemlisi hipostasis dir. katil kurbanını öldürdüğü anda hipostasisin konumunu ayarlamak şöyle dursun, ne olduğunu bile bilmez. öldürür, cesetten kurtulur ve kaçar. halbuki hipostasis çok önemli bir ipucudur, birisi öldüğünde kan basıncı düşer ve bedendeki kanın önemli bir bölümü yerçekimi sebebiyle bedenin yere yakın kısmında toplanır. bu da ölüm anında bedenin pozisyonunu, cesedin bulunan yerde öldürülüp öldürülmemiş olduğunu belli eder. ceset bulunduğunda sağ yanına yatıyor ama hipostasis sol yanında toplanmış ise maktulün taşındığı ortaya çıkar.

    ayrıca cesedin yerle temas ettiği tarafında üstüne yapışmış bulunan toprak ve tozlar, mikroskobik farklılıklar gösteren bileşenler olduğu için cinayetin işlendiği mekan da anlaşılır. zira kırsal kesim bile olsa toprak bileşenleri incelenerek cinayet yerinin neresi olabileceği aşağı yukarı tespit edilir.

    bir de filmlerde, romanlarda, delilleri asitle yoketme fantezisi vardır. asitle eriteseniz bile, plastik ve yağ türevleri başta olmak üzere pek çok bileşik asitte erimez. dna testi ile kolayca tespit edilebilen maktul özellikleri, bu dış delillerin yardımıyla birleşince neredeyse ortaya maktulun mesleğini bile belli eden sonuçlar çıkar.

    zehirle cinayet işleyen katiller izleri bulunmaz sanırlar. polanyum gibi zehirli maddelerde alfa radyasyonu, diğer zehirlerde kimyasal bileşenler tespit edilebiliyor ve katilin izi bu şekilde sürülebiliyor. ne zaman maktulun yanında olabileceği, ne zaman ayrıldığı, yiyeceği ya da içeceğine mi kattı vs vs gibi.

    adli tıp çalışanı bir kriminolog olarak şunu söyleyebilirim. "kusursuz cinayet yoktur" her katil arkasında delil bırakır, her maktul, her bulgu konuşur.
  2. rope - alfred hitchcock senaryosu özeti. o da suç ve ceza'ya saygı duruşu zaten.

    diğer yandan, seri (ve spree) katiller tarihi üzerinde konuşacak olursak, yakayı ele vermemiş meşhurlar elbette var. karındeşen jack başta olmak üzere. kusursuz planlamalar, adli tıbbın ilerlemediği dönemlerde daha kolay hayata geçiyordu muhtemelen, bugün bunlar elbette çok zor. fakat günümüzün dezavantajı da şu ki, insan nüfusuna oranla yetersiz kalabilecek işgücü tüm suçları takip edemiyor. elbette gölgede kalan cinayetler vardır, olacaktır. failleri de bu açıkları görüp ona göre davranıyor olabilirler.

    "bir yabancının bir yabancıyı öldürmesi en kolay yoldur" der, hem dial m for murder - alfred hitchcock, hem strangers on the train - alfred hitchcock, hem murder by contract - irving lerner, hem de henry: portrait of a serial killer - john mcnaughton (bu film dexter'in de arketipi sayılır). bakalım senaristler ne diyor:

    "her önüne gelenin beynine kurşunu 45'likle sıkıyorsan her adam öldürüşünde parmak izini orada bırakmış gibi olursun. ama birini boğarak, diğerini bıçaklayarak öldürür, birini kesip biçer diğerini farklı şekilde öldürürsen polis ne yapacağını bilemez. dört farklı katil olduğunu düşünürler. hoşlarına giden, işlerini çok daha basitleştiren: sabit bir desendir. polisler buna "modus operandi" derler.

    ...tabanca kullanabilirsin elbette, yalnız dikkat et aynı tabancayı iki kez kullanma. işin olmazsa olmazı, yerinde saymamaktır *; böylece senle olan aralarını asla kapatamazlar."
  3. ayrıca şunu da eklemeli: tutku cinayetleri vb. bir seferlik eylemler hariç tutulursa, seri katil psikolojisinin altında zaten övgüye mazhar olma *, dolayısıyla geniş kitlelerce tanınmak adına "yakalanma dürtüsü" yatar. ironik biçimde, "kusursuz cinayet" ile "çoklu cinayet işleme dürtüsü" arasında bir bağ yoktur. işin bu yanı gözardı edilmeden değerlendirme yapılmalı.
    kimse bilmiyorsa, seri cinayet işlemenin anlamı nedir?

    empati kurmak kolay zira bu katillerin çoğuna antisosyal kişilik bozukluğu (aspd) tanısı konmuş. yani sosyalleşebilen (asosyalin aksine) fakat bunu tercih etmeyen, sosyopat * bireyler. günümüzde sherlock vb. ile (ki 3x3 finalini hatırlayınız) rol modele dahi dönüşen biçimde, yaygınlaşmış toplum hastalığı (hasta olan * toplum, aklı olan katı kurallarından olabildiğince kaçıyor). yani sulak yerde yetişip büyümüş olabilirsiniz. teksas gibi şiddete meyilli bir yerde, psikopat bir ailenin elinde büyüseydiniz, muhtemelen siz de adınızı bu listeye yazdıracaktınız. şiddeti yaratan iblis, "taşıyıcı" olarak hepimizin içinde. onu ortaya çıkaran kendinizi terbiye etme gücünüz (süperego falan terim katmayalım burada). mahkemelerde "şeytana uydum, cinnet geçirdim" gibi saçma savunularla içimizdeki kötülüğü var olan yahut olmayan bir varlığa atfediyoruz. literatürde bacağını dahi kırdığımız, düşmüş bir zavallıya. ki o melekti, biz insan olarak hiçbir zaman melaike olamadık. tarihimiz savaşlarla, kanla dolu. bunun dahi romantizmine masallar yazdık. neyse lan, güzel gidiyor, kitabi üslupla devam edip seviyeyi yükseltmeyelim. bak, lan dedim. in aşağı.

    ne diyorduk? 3 ve üzeri cinayet işlerseniz, kural olarak seri katil sayılırsınız. bu nedenle, çok meşhur ve filmlere konu olmuş bir seri katil, sadece 2 cinayet işlediği için teknik anlamda aslında seri katil değildir. bunu ve dahasını hapishane ve mahkeme filmleri kitabımda yazmıştım, yayınlamadan buraya aktarmayayım. vesaire, vesaire. bakın, bitişi neyle * yapacağım:

    bloody mary! *
    bloody mary! *
    bloody mary! *
  4. bir tek bana mı sarı saçlı gözlüklü ablanın sunduğu 'kanıt' adlı dizimsi şeyi hatırlattı yahu
  5. intihar görünümlü bir cinayetin öyküsü. bu tip olaylara ya çevremizden tanık oluyoruz, ya da gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde okuyup geçiyoruz.

    küçük bir ilçeden bir intihar vakası geldi. maktül 22 yaşında, durumu standartların üstünde bir ailenin oğlu. ateşli silahla intihar etmiş. otopsisi yapıldı. silah açısı, mermi hızı, merminin giriş yeri, çıkış yeri falan incelendi. silah üzerinde dna ve benzeri bulgular aramak için incelemeye başladım. maktülün elindeki barut izi silah açısı falan intiharı gösteriyor. bulgular o yönde delilleniyor ama ölü sıkışması da yok yüzünde. ilk burada şüphelendik.

    silah aileye ait, ruhsatlı. üzerindeki parmak izleri aileden bir kaç kişiye ve intihar eden gence ait. ancak kabza kısmında bir madde buldum. bir boya maddesinin kalıntıları. bu maddeler boya işlerinde kullanılır. ama ev badanası değil daha çok otomotiv alanında kullanılır.

    bu durumu savcıya bildirdim tanık ifadeleri bize bir yol göstermemişti. maktül silahını kimseye vermiş mi? aracını boyatmış mı? gibi sorularda boşluklar vardı.
    çünkü kabzadaki madde en fazla 16 saat önce oraya bulaşmıştı.

    sonra soruşturma genişledi ve bilgiler geldi. genç, arabasını iki gündür kullanmamış, sanayi sitesine de gitmemiş aracınıda hiç boyatmamış. soruşturmayı yapan polis, arkadaşlarının ifadesini aldı. bir arkadaşı oto sanayi sitesinde çalışıyormuş. çocukluk arkadaşıymış. evlerine de sık gidiyormuş. aralarında bir tartışma çıkmış. sebebini hukuksal nedenlerle yazmıyorum. önce maktülü bayıltmış. bu yüzden ölü sıkışması olmamış. sonra silahı eline verip tetiği çektirmiş. izleri silmeye çalışmış r ama o boyadan bulaşacağını tahmin etmemiş.

    bu tür maddeler kimyasal maddeler insan eli yağlı doku olduğu için kimyasal kalıntılarını bırakır. ten ve dokular bu kalıntıları muhafaza eder.

    sonra sanık yakalandı, çalıştığı yerdeki boyalardan numuneler geldi, ellerindeki boya kalıntılarından numüne aldık. ve suçunu itiraf etti.

    intihar otopsileri bu yüzden yapılır. intihar mı? intihar görünümü verilmiş cinayet mi?
    demek ki neymişşşş kusursuz cinayet yokmuş.