1. hakan günday'ın kinyas ve kayra romanında platon'un mağara istiaresine karşılık geliştirdiği düşüncedir. kitapta aşağıdaki şekilde yer almaktadır. özünü anlayabilmek adına başta geçen kısmı da belirtmek gerektiğini düşünüyorum:
    ... bir kıza aşık olmuştum. onu görmek için altı saat yol almam gerekiyordu. bir sabah, treni kaçırdım. aşık olmaktan vazgeçtim. kendinden vazgeçmenin ne olduğunu asıl ben bilirim. benim adım kaygusuz abdal. tanrı'dan vazgeçtim. ölmekten vazgeçtim. çünkü ölürsem ve eğer yukarıda beni ödül ve ceza sisteminin bekçileri bekliyorsa çok büyük kavgalar etmem gerekecekti. ölmek istemiyorum, çünkü tanrı'yı öldürürüm diye korkuyorum. ve böyle bir vefata benim dışımda kimse dayanamaz... platon'un mağara istiaresi 'ne karşılık, ben de kuyu istiaresi'ni yazdım: doğdukları andan itibaren düşen insanların, yanlarından hızla geçen fırsatlara ve başka insanlara tutunup tırmanmalarını ve bunu sadece doğdukları andaki yüksekliklerine erişebilmek için yaptıklarını anlattım. ancak ellerini ağızlarına sokup, parmaklarını ısırıp hiçbir şeye tutunmamaya kararlı olanları da anlattım.

    kendini bir şekilde kaybeden adam ve kadınlara adayan bu karanlık yazarın yaptığı bu yorum aslında bazı durum ve hayatları çok derin bir şekilde açıklamaktadır. ilk kısımda gündelik hayatta çok kez gördüğümüz insanları değerleri ve varlıkları sadece amaca giden "şey" olarak değerlendiren ve kullanan, aslında her şeyi kaybetse de kaybetmeyecek gibi yaşayan adamları anlatıyor. ikinci kısım ise yeraltı edebiyatının en önemli kalesi olan kaybetmekten korkmayan hatta kaybetmekten zevk alan ve kimsenin kendisini kurtarmasını istemeyen adamları anlatıyor.