• izledim
    • izliyorum
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.13)
la casa de papel
profesör ispanyol kraliyet darphanesini hedef alan büyük bir soygun için tokyo'yu ve diğer 7 suçluyu işe alır.
  1. bir bankayı soymayı planlasanız işi ne kadar sürede bitirmeyi hedeflersiniz? işlerin ters gittiğini de düşünerek 10 saat diyelim, uzun bir süre. peki ya soymak istediğiniz yer bir darphane ise?

    dizi 5 ay planlanan bir darphane soygununu, daha doğrusu o darphanede kendilerinin bastıkları paralarla birlikte kaçma planlarını anlatıyor. çok dizi seyrettiğimi söyleyemem ama bunu söyleyenler bile seyrettikleri en güzel dizilerden biri olduğunu söylüyorlar bu ispanyol dizisinin.


    ---spoiler başladı---

    eğer henüz seyretmediyseniz ve diziden keyif almak istiyorsanız lütfen buradan sonrasını okumayın. çünkü seyreder ve severseniz o heyecanı sonuna kadar yitirmemenizi istiyorum.

    dizi alt metninde dünyadaki dengesiz ekonomik durumu eleştiriyor. hastanede yatan çocuğuna ilaç alamayan babanın ölümü göze alarak banka soymaya çalışması ve polisler tarafından bankanın girişinde öldürülmesi üzerine o hasta çocuk bu planı uygulamayı aklına koyar. seyrederken "hadi canım" dediğimiz, "biraz abartmışlar" tepkilerini verdiğimiz yerler oluyor ama bu diziye sekte vurmuyor kanımca.

    dizinin sonuna kadar "başaracaklar mı başaramayacaklar mı" diye soruyorsunuz kendinize. son dakikalarda berlin polisle çatışırken fonda çalmaya başlayan bella ciaoşarkısını duyunca nasıl sonuçlanacağını anladığımı söylemeliyim.*

    yalnız o hangardan çıkışlar ne muhteşem olmuş, kendim çıkmışım gibi sevindim valla. en sevdiğim karakterler profesör ve nairobi oldu. normalde de nairobi gibi birinin olmasını isterim çevremde, böyle deli dolu insanları sevmekten alamıyorum kendimi.* zaten hangardan çıkıştaki hali de muhteşemdi.

    neticede, yıllar yıllar sonra bile seyredilecek muhteşem bir dizi, tek sıkıntı çok çabuk bitmesinde. üç günde bitirdim ve şu an biraz boşluktayım.

    ---spoiler bitti---
  2. ovguyu hak ediyor mu bakmak icin ilk bolumunu izledim. acikcasi henuz konuya tam girmedi ama goruntu yonetmeni kendine hayran biraktirdi. geneli boyle mi bilmiyorum ama ilk bolum itibari ile kirmizi renk adeta izleyiciye gorsel haz yasatiyor. kadrajda kirmizi bir nesne yada elbise varsa nedense sadece onu goruyorum. diger renkler sanki solukastirilmista kirmizi on plana getirilmis. dizide sosyalist bir duygu var vekirmizi ile bunu sembollemisler sanirim. benzer bir kirmizi vurgusunu requiem for a dream - darren aronofsky filminde gormustuk. tv bagimlisi ablamizin kirmizi elbisesi on plana ciksin diye neredeyse filmde baska kirmizi kullanilmamisti. onun gibi bu dizide de kirmizi vurgusu var ve gayette basarili verilmis. jenerikten tut elbise secimlerinekadar bir kirmizi detayi var.

    diziye gelecek olursak ispanyol sinemasina bi sans verip gecmiste contratiempo - oriol paulo ve el cuerpo - oriol paulo izlemis ve sahane vakit gecirmistim. izledigim ilk ispanyol dizisi bu olacak ve acikcasi kalite ilk bolumde karsimizda. umarim devami gelir. boyle kaliteli yapimlari avrupa arenasinda gormek hos oluyor. dizi film sektorundeki amerikan hakimiyeti boyle kaliteli yapimlar ile asilacak. benzer senaryolarin yillardir farkli versiyonlarini izliyoruz. orijinal konular ve kaliteli yonetmenlerin oldugunu bildigim avrupa piyasasi bu tarz yapimlarla ataga kalkacak.
  3. 2. sezonu az önce bitirdim. son günlerde en çok keyif aldığım şey bu diziydi. sıkılırsam en sevdiğim bölümleri bir daha açıp izlerim. öyle bir dizi.
    parov
  4. dizide açıklar olabilir evet ama ben keyifle,soluksuz izledim. güzel kurgu,izlemeye değer.
  5. hazir tum bolumlerini izleyip bitirmis iken birkac kelam etmek istedim. ilk bolumu izleyip bir yazi yasmistim ama tekrar yazma gereksinimi duymamin nedeni populer olan bazi yapimlarin sosyal medyada gereksiz sekilde irdelenmesi. gereksiz dememdeki kasit sirf populer oldugu icin ovenler ve yine ayni motivasyon ile yerme gereksinimi duyanlara olan nefretim.

    evet gereksiz konusan bir kitle var. ortada bir yapim ve bunu izleyen bir kitle var, buraya kadar normal hersey. gecmiste bircok yapim bu sekilde parlayip adindan soz ettirdi. bu dizide gordugum kliseleri siralasam cok uzun bir girdi olurdu cunku gecmisteki bircok yapimdan esintiler, benzerlikler bulunuyor. rezervuar kopekleri filmindeki takma isimlerden tut icerideki adam filmindeki soygundaki benzerliklere kadar olmadi leon'daki matilda'dan tut prison break'teki scolfield'e kadar karakter benzerlikler var. bunlari zaten dikkatli izleyiciler yakalar, hos detaylardir bunlar. oturup soluksuz izliyorsun ve bitiyor. bir oturusta izlemissin demek ki hosuna gitmis degil mi? ama gel gor ki adam sayfalarca elestiri yapmis ama elestiri yapima degil yapimi izleyenlere. abi biz nettik sana. bize niye kufur ediyorsun? bir de izleyip cok begenip begenmeyenlere kufur edenler var? abi onlar ne yapti sana?

    yillardir dizi film izlerim. izlemedigim yapim kalmadi. ben cine5'te sifresiz oz izleyecem diye beklerken henuz anasi babasi tanismamis ergen kitle elestirmenlik yapiyor ki ne elestirmenlik. yok iste bunu begenen gitsin arka sokaklar izlesin diyeni gordum. dizideki karaktere aptallik yapiyor bu nasil zeki karakter diyeni gordum. dizi zaten sana bunu veriyor istese hata yapmayan bir dahi anlatir sana ama her planda mutlaka aksilik olur metnini gormeyip karakterle kavga ediyor. yetmiyor ben begendim diye bana sovuyor.

    arkadaslar diziler filmler boyle izlenmez. sefilleri okuyup victor hugo'ya kufur ediyor musunuz bu karakter aptal diye yada okuyup begenene laf ediyor musunuz bunu niye begendin bu salak diye. bu gereksizlik niye var hala cozemedim. bir kitle var son donemde peyda oldu bu kisiler. espri ve saka uretmek icin yada ben farkliyim siz izler begenirsiniz ben begenmem modasi ile ortalikta dolasiyor. aranizda varsa bu genclerden issizda kistiracam birinizi haberiniz olsun. bu arkadaslar bol bol mantik hatasi, overrated, underrated, hype gibi kelimeler araya serpistirip bir seylere gomuyor. bu dizi basligi altinda yazdim ama ornekleri cok daha fazla.

    !---- spoiler ----!

    birazda dizi hakkinda konusayim. dizi anlatmak istedigini cok guzel bir sekilde anlatiyor ve seni ekrana cekiyor. karakterler guzel islenmis ama geri planlarini cok vermiyor ki bu da derinlik olarak izleyiciyi tatmin etmese de merakta birakiyor. dizi zaten bize cok bir sey vaadetmiyor. "cok guzel bir planimiz var onu uygulayacagiz ve basarili olacagiz cunku uzerinde cok dusunduk bu planin" diyor. izleyici bunu bilerek oturuyor ve ilk sahneden aksiliklerle "mukemmel plan yoktur, aksilikler olacak ama biz ustesinden gelecek zekadayiz ve basaracagiz" demeye devam ediyor. sana bunlari vaadediyor ve akiciligindan odun kaybetmeden tatli bir final ile son buluyor.

    !---- spoiler ----!

    oturup hosca vakit gecirmek izin izledim ve guzel vakit gecirdim. bir dizide hayatin anlamini aramiyorum ki birilerine kufur etme gereyi duyayim yada bunun uzerinden birilerine atarlanayim. izledim bitti. hatasiydi, oyunculuguydu, kamera acisiydi, bokuydu pusuruydu bunlari dert edecek kapasite degilim ki normal izleyiciyim. alfred hitchcock sanki pezevenk oturdugu koseden yapim begenmiyor. begenmiyorsan izleme, bir gecede 12 bolum izlemis gelmis izleyene salak diyor.

    cok dolmusum kusura bakmayin...
  6. bir netflix dizisidir.

    dizide, la casa de papel derken de "darphane" kastedilmektedir. ispanyolcadır.

    içerisinde 1 adet çakma mathilda (yani leon filmindeki natalie portman), 1 adet kıvırcık saçlı ve fütursuz bir lisesi kız ve çok sayıda hiç görmediğiniz ispanyol barındırmaktadır.

    !---- spoiler ----!

    rio denen minik ergen niye tokyo ile aşk yaşar? en sinirimi bozan ikili oldular tebrik ediyorum. arturito da kahraman olacağım diye mal mal şeyler yapmasaydı, geril geril gerildim onun yüzünden.
    nairobi sen nasıl bir karizmasın, berlin reyiz duruşuna kurban, profesör tam bir ponçik! ve tabii ki 1. sezonun sonunda "bella ciao" ile sistemi harika eleştirmişler, o kısmı çok sevdim, arz ederim. bir de denver hep gülsün mümkünse!

    !---- spoiler ----!

    ve keşke netflix stranger things gibi dizilerle goygoy yapmasaydı da sense 8 devam etseydi diyorsunuz, hatta diyorum.


    bitirme notu: berlin reyiz'in askerleriyiz!
  7. izleyin, izlettirin, güzeldir, keyiflidir, sürükleyicidir.
  8. sayesinde ispanyolca'yı sevdiğimiz, tokyo'suna aşık olduğumuz (özellikle çatışma sahnelerindeki hallerine) çok çabuk biten hafif buruk bir tat bırakan güzel mi güzel dizidir efenim. izleyiniz izlettiriniz.
  9. ortalıkta “por favor” diye dolaşmak istiyorum.
    gün içerisinde defalarca kez söylemek istiyorum.
    karşıdakinin gözünün içine bakarak, pis pis sırıtarak, çok sinirliyken, birini sakinleştirmeye çalışırken...
    aslında beni biri sakinleştirmeye çalışırken “por favor” dese gülerim. sakinleşirim. işe yarar bence.
    parov
  10. bir solukta izlediğim muhteşem bir diziydi. inanılmaz bir kurgu. ispanyollara ve ispanyolcaya bir kez daha hayran oldum:)) en sevdiğim karakter ise berlinnnnn:))