• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.13)
la piel que habito - pedro almodovar
gerilim türündeki film, fransız polisiye yazarı thierry jonquet’in “tarantula” isimli 2005 tarihli romanından uyarlandı. ‘the skin ı live ın’ için pedro almodovar, 20 yıl sonra antonio banderas’la tekrar bir araya geldi. filmde antonio banderas (dr.robert rolünde), bir kazada yanarak ağır yaralanan karısını iyileştirmek için uğraşan bir doktoru canlandırıyor.
  1. başrollerini antonio banderas ve elena ayana'nın paylaştığı 2011 yapımı ispanyol filmi.

    ---spoiler---

    film ekşide şurada burada yeterince övülmüş, yerilmiş. ben aklıma takılanlar üzerine gidip genel bir değerlendirme yapacağım.

    filmin başında 'gal' kod adlı yapay bir deri üretiyor robert. domuz genleri ile oluşturulmuş, sineğin ısırmadığı, ateşin yakmadığı bir deri. konu bunun üzerine veya buna bağlı akacak diye düşünüyorsunuz ama pat diye unutulup gidiyor mesele. yönetmen sanki 'buradan yürüyelim' dedikten sonra beğenmeyip fikrini değiştirmiş gibi duruyor. çok havada kalmış.

    ikincisi, hizmetçinin veradan öncede başkaları varmış gibi konuşması. hatta robert da bir yerde 'vera diğerleri gibi değil o güçlü bir kız' diyor. burada da bir sıkıntı var.

    finalde vincent'ta intikam duygusunu harlamak için ortaya konan öğeler çok sırıtmış. annenin polise gidip "oğlum yaşıyor inanıyorum ben" sözleri, gazetede 6 sene önce kaçırılan vincent'ın fotoğrafı.

    final demişken, filmin sonu olmamış bana kalırsa. "gözüken silah patlar" klişesi cidden filmin kalitesine yakışmamış. bence bu filmin hak ettiği son; vera'nın (her ne kadar işkence görse de, zorla cinsiyeti ve vücudu değiştirilse de) intikam hırsına karşı gelip robert'e bağlanması ve hatta aşık olması (kaldı ki kaplanın tecavüzü sonrası robertin vera'ya sıkı sıkı sarılması, başlayamadan biten sevişmelerinde veranın tutkusu vs. buna ön ayak olabilirdi) finalde de annesini mağazada görmesiydi. çok daha şık ve şaşırtıcı bir final olurdu. ha almodovar daha erotik ve daha kanlı bir sonu uygun görmüş o ayrı mesele :)

    ---spoiler---
  2. midemde bir yerden sonra burkulmalar yaşatan film. sıradışı senaryo ve antonio banderas’ın oyunculuğu birleşince göz kırpmadan izlememek mümkün değil. film bittikten sonra yaklaşık 2 saat ‘ne tuhaf filmdi bee!’ diyerek gezdiğim doğrudur.

    !---- spoiler ----!

    elbet farklı yorumlar vardır film üzerine ama, robert’in bariz bir şekilde terk edilme korkusu yaşadığını göz önüne alırsak filmin konusunu sapkınca olarak nitelendirmem yerinde olur diye düşünüyorum. adam bariz bir şekilde kızının tecavüzcüsünü (tecavüz olmadığı konusundaki yorumlara katılmıyorum) cinsiyetini değiştirmek ve ölen karısına benzetmek suretiyle bir güzel kapatması yapıyor, üstelik iştahla sevişiyor. ‘tecavüze tecavüzle cevap’ mı diye düşündürtüyor ama değil. iştah diyorum.
    robert’in vera’yı izlemek için koltuğa yattığı sahne kahkaha atmama sebep oldu. banderas’ın ünlü topuklu ayakkabılarını gözümüze mi sokmaya çalışıyorlardı bilemedim.
    tarhananın bahsettiği gibi önceden de başkaları olduğu vurgusu film içinde anlamsız kalmış. ancak thierry janquet’in kitabından uyarlandığını göz önüne alırsak kitapta bahsedilen ama filme alınmamış bir arka plan olabilir diye düşünüyorum. ayrıca ‘bunları filmin sonunda anlayacaksınız’ temalı oraya buraya sıkıştırılmış ögelerin sırıttığı konusunda da hemfikirim.

    !---- spoiler ----!
    tinda
  3. çok az film insanı koltuğa yapıştırır. işte bu da tam onlardan biri. film bittikten sonra bir kaç saat şaşkınlığımı gizleyemedim. bol alt metinler ve psikolojik tahlillerle dolu olan bu film, bir kez izlenip şaşkınlık atıldıktan sonra tekrar analiz için izlenmeli. hatta bence psikoloji öğrencilerine ders niteliğinde verilmeli.

    tek tavsiyem filmi izlemeye niyetli iseniz, filmin konusu hakkında hiçbir spoiler'ı okumayın!