1. fransız gazeteci jacques mallet du pan’un 1793 yılında söylediği söz. tam hâli «a l'exemple de saturne, la révolution dévore ses enfants.» yani türkçeye tam çevirisiyle «ihtilal satürn gibidir, kendi evlatlarını yer.»

    günümüzdeki yaygın kullanımı devrimler kendi çocuklarını yer veya her devrim kendi çocuklarını yer biçmindedir.

    başlangıçta devrimcilerin(muhalefetin) tamamının ortak noktası eski rejime son vermektir. bu amaçla hükümeti devirirler. buraya kadar sıkıntı çıkmaz. ama sonra, devrimciler iktidarı ele geçirmek için birbirleriyle kavga etmeye başladıkça, birbirlerini tasfiye etmeye çalışırlar.

    bunda, devrimcilerin karşı devrim korkusu büyük yer tutar. bu korku yüzünden geriye tek bir devrimci grup kalıncaya kadar muhalif gruplar birbirini tasfiye etmeye, bastırmaya, öldürmeye vs çalışırlar.

    fransız devrimi bunun mükemmel bir örneğidir. devrimden 3 yıl sonra maximilien robespierre’in idam talebiyle başlayan ve 10 ay süren terör dönemi, devrik kralın ve taraftarlarının idamı ile başlamıştır. devrimin ilk liderlerinin birçoğunun (jakobenlerin, robespierre’in) ölümüyle sona ermiştir.

    türkiye’de saltanatın kaldırılmasından sonra cumhuriyet rejiminde de ufak bir ölçüde buna rastlanır. kazım karabekir ve rauf orbay’ın yargılanması, atatürk’e muhalif bir gazeteci olan ali şükrü’nün şaibeli bir şekilde cinayete kurban gitmesi vb. olaylar buna örnek gösterilebilir.

    ingilizcesi: revolutions devour their own children
    almancası: die revolution frißt ihre eigenen kinder
  2. doğru bir önermedir, tarihte de bir çok örneği vardır. yukarıdaki örneklere ek olarak sovyetlerde troçkistler ve iran devrimi'nde solcular da örnek verilebilir. devrim idealizm gerektirir, siyaseti kaldırmaz. işin içine siyaset girdiğinde saflaşma olur, fikir ayrılıkları ortaya çıkar ve güçlü olanlar güçsüzlerden bir şekilde kurtulur.(*:hapis)(*:idam)(*:sürgün) devrimde güç dağınıktır. yerel milisler vardır, fikir adamları vardır, askerler vardır, sınıfsal olarak da çeşitlidir ve kısa vadede herkes tek bir amaca hizmet eder. ama devrimin kalıcılığı, eğer anarşist bir devrimden bahsedilmiyorsa, devletin ele geçirilmesi ve gücün tekrar konsantrasyonuna bağlıdır. bu da aslında ikircikli bir durum. yani kalıcılığı sağlarken aslında devrimin özünden uzaklaşıyorsun. ama devrimin özünden uzaklaşmadan da kalıcı olamıyorsun.