1. kendi kendimi telkinlemek için buradayım.kimseye ihtiyaç duymadan, kimseyle yüz göz olmadan, kimseyi kullanmadan kendi işini kendin halletmek gibi...kendi kendimin peşine düştüm bu ara.hayatıma baktığım zaman bir camii avlusuna bırakılan onlarca şansız bebekten biriydim sadece.öyle esirgeme kurumlarında da kalmadım fazla.kışın giderdim, yazın kaçardım.istanbul'un köprü altı çocukları dedikleri neslin devamıydık adeta biz.iskele önlerinde, camii çıkışlarında, meydanlarda, istasyonlarda siyah poşetle dolaşanlardık.üst üste soğuk taşların üstünde yatarken titreyenlerdik, uyuyamamışsak eğer ceketimizi uyuyan arkadaşlarımıza örtendik.uçucu kimyasalları çekerdik.evet çekerdik çünkü vücut ısımızı artıracak bir petek maalesef mevcut değildi çevremizde(donmak istemiyordum).sonra canımıza tak etti dışarıda üşüyeceğimize ufak suçlar işleyelim de içeri girip yatalım en azından başımızda bir dam, önümüzde bir yemek,kafamızı koyacağımız rahat bir yatağımız olsun dedik.16 yaşında girdiğim zaman ıslah evine hayat pencereden bakınca gördüğüm gökyüzüydü benim için.zaten o günden beri en sevdiğim renk oldu mavi.mıntıka temizliği, okul(evet içeride okul var), atölyeler, kurslar derken gün biterdi.şimdi birkaç gazeteci gitmiş böyle güllük gülistanlık gösteriyorlar oraları ama bizim zamanımızda tacizi , işkencesi, dayağı, saldırısı eksik olmazdı.hatta avluda çıkan kavgalara bile gardiyanlar müdahale etmezdi.neden mi ? müdür bırakın öldürsünler birbirlerini, en azından birinden kurtuluruz derdi.o zamanlar rutubetten dolayı vücudum emiliyormuş gibi olurdu.sonra ulan derdim buna da şükür yatağım var,yastığım var.çocuk aklı işte tam bir gerizekalıymışım.kitaplarım vardı benim orda.(kaldı ki şu an da kitaplığımda bana bakıyorlar).günler peşi sıra geldikçe çıkış vakti yaklaşıyordu.sonra bitti işte iyisiyle kötüsüyle yine geldik çöplüğümüze.devam ediyordu hayat.ailem bulundu, liseyi bitirdim.arkadaşlarımın çoğu yine içeri girdi,yine bir çoğu da dışarıdaydı.dışarıdakilere yardım ediyorum ama yine de bazılarının her ay ölüm haberini alıyordum.(hala alıyorum) arkamı kollayıp benim hayatta kalmamı sağlayan can dostlarım.biz buyduk inkar etmiyoruz ve etik de bulmuyoruz ama dediğim gibi biz buyuz ve biz seçmedik bu hayatı.neden diyorum hep kendi kendime.bizim sadece bir mendil poşetimiz vardı, bir de soğuk taşlarımız.kendimi olduğumdan başka biri gibi de göstermedim, ne olduğumu unutmadım ama hayata küsüp de hedefsiz, amaçsız da yaşamadım.bu sene istanbul'un önde gelen üniversitelerinden birine yerleştim.hayat ıslah evlerinden amfilere de uzanıyormuş.bunu yazdım çünkü iyi gitmiyorsun bu ara.bunu yazdım çünkü iyice saldın kendini, darlandın.bunu yazdım çünkü kendini telkin etmen gerek be oğlum. bunu yazdım çünkü onların seni yukarıda izlediklerini unuttun sanırım.üzme onları.sen darlanırsan, havlu atarsan kim mutlu eder onları ? sen onların her zaman kahramanısın. yaptıklarınla,başardıklarınla her zaman mutlu ettin onları.kendine gelmelisin, kendinin farkına varmalısın.seni senden daha iyi kimse bilemez, telkinleyemez çünkü insanların bir çoğu hala sıcak yuvalarında şımarıklık yaparken, sen daha şımarıklık yapmanın bile ne olduğunu bilmiyordun.insanların annesine babasına demediği laf kalmazken, sen anne babanın ne demek olduğunu bilmiyordun.kendinlesin ve kendi kendine yetersin.

    değişen tek şey kaldığın yerin, yediğin yemeğin, giydiğin kıyafetin.değişmeyen şey ise kendin.hala o çocuksun işte anla sadece deri değiştirdin.
    lapis