• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.33)
lat den ratte komma in - tomas alfredson
stockholm'de 1982 yılında geçen hikaye iki çocuk arasındaki sıradışı ilişkiyi anlatıyor. alt sınıfın yaşadığı devasa binaların arasında bulunan karlar içinde bir parkta vakit geçiren oskar, soğuktan etkilenmeyen, beyaz yüzlü ve gizemli eli ile tanışır. iki çocuk yakınlaşırken, fonda aynı mahallede çeşitli cinayetlerin işlendiğini görürüz. uzun süredir vampir olan eli'nin kan ihtiyacı babası tarafından giderilmektedir. fakat zamanla eli'nin durumu iki çocuğun da başını belaya sokar... 2008'in en iyi filmleri arasında kabul edilen let the right one ın, korkunç vampir filmleri ile sanat sinemasının çarpıcı bir karışımı. görüntüleri, atmosferi ve bıçak sırtı romantik hikayesiyle unutulmaz bir çalışma.
  1. 2008 yapımı olmasına rağmen imdb top 250’de şimdiden yerini almış, 72 ödüllü, dram korku romantik desek bile eksik kalacak en gelmiş geçmiş en özgün film.

    stockholm'ün varoşlarında annesiyle birlikte yaşayan küçük oskar'ın tuhaf hikayesini anlatıyor.

    2004 senesinde isveç’te büyük bir başarı yakalayan aynı adlı romanın uyarlaması. romanın yazarı john ajvide lindqvist, filmin aynı zamanda da yönetmeni tomas alfredson ile birlikte senaristi.


    izlemeden önce 20’li rakamlarda görmeye alışık olduğumuz 72 ödülü görünce öyle şaşırdım ki.

    izleyince o ödülleri ne kadar hak ettiğini anladım.

    öncelikle kategorize edilemeyecek kadar çok değişik, çok acayip bir film.

    filmdeki her sahne ayrı büyüleyici. seçim yapacak olsam içinden atabileceğim bir sahne yok. o kadar büyüleyici ki insanı ipnotize ediyor.

    bir yanda isveç’in soğuk, bembeyaz buz gibi atmosferi içinden insanın içini yakan, yer yer kanatan sahneler…

    masalsı, naif detaylar…

    yönetmen arkadaşlık, reddedilme, ergenlik, imkansız aşk ve sadakat gibi aslında alışıldık konuları almış ayrıksı anlatımıyla rahatsız ve karanlık bir atmosfer içinde bir şaheser yaratmış. içine birazcık vampir de katmış da aslında bu bir psikanaliz filmi gibi. bir de iskandinav soğukluğu, durağanlığı eklenince sade, yormayan minimalist bir film olmuş.

    gerçeküstü şeyler bile olağan geliyor bu filmde yadırgamıyorsun.

    tüm o güzelim sahnelerin ardından final sahnesi de zirve olmuş.

    kapanışta, isimler akarken, fonun siyahtan kiremit rengine, oradan da koyu kırmızıya dönüşü ayrı bir güzellik.