1. 1903 yılından beri düzenlenen geleneksel fransa bisiklet yarışı. ilk olarak l’auto gazetesinin tirajlarını arttırmak amacıyla düzenlenmiştir(benzer bir hikaye için (bkz: giro d'italia) ). 1930'lar itibariyle fransa'da popülerlik kazanmıştır. günümüzde popülerliği fransa'yı aşıp dünyanın en çok izlenen üçüncü spor organizasyonu konumundadır. dünyanın en prestijli bisiklet yarışıdır. bu yarışı kazanan bisikletçiye sezonun en başarılı bisikletçisi denilebilir ki hitap ettiği kitle açısından bakılırsa bunun doğru olduğu düşünülebilir.

    genel klansman birincisine sarı mayo, sprint klansmanında birinciye yeşil mayo, yokuş klansmanı birincisine kırmızı puantiyeli mayo, 25 yaş altı en başarılı bisikletçiye ise beyaz mayo ödülü verilir. yarış süresince puan ve sıralama değişiklerine göre bu mayoların sahipleri sürekli değişir. bu mayoların her biri sporcuya para ödülleri de kazandırır.

    günümüzde en çok kazanan ve en çok adı anılan bisikletçi chris froome'dur. 2013 ve 2015 yıllarında bu yarışı birincilikle bitiren britanya'lı sporcu chris froome hakkında bir çok doping iddiası vardır. zaten bisiklet sporunun ve bu yarışın en büyük belası doping olmuştur. özellikle doksanların sonunda ve iki binlerin başında büyük bir doping patlaması olmuştur ve bir çok isim ceza almıştır. o yüzden bisiklet yarışlarında her başarılı sporcu için "acaba dopingli mi?" sorusu akıllara gelir. geçmişte hala aklanmayan bir sürü yarış vardır ve kimin temiz bir şekilde başarı kazandığı kimin dopingle başarı kazandığı net değildir. dopingden bahsetmişken tour de france'ı yedi kez kazanan ancak doping nedeniyle tüm birincilikleri elinden alınan, tarihin en büyük sporcularından biri olarak gösterilmiş olan lance armstrong'un adını da anmadan olmaz.

    özellikle bu yarışın ekonomik tarihi, sponsorluk olayları, yarışın fransa ekonomisine kattıkları, yarışçıların kazandıkları, doping olayları ile ilgili bilgi arayışındaysanız fransa bisiklet turu tarihi - jean-françois mignot kitabını tavsiye edebilirim. ancak önden belirteyim bu kitabın adı her ne kadar fransa bisiklet turu tarihi olsa da fransa bisiklet turu'nu ekonomik anlamda ele almıştır. o müthiş başarı hikayelerini bulamayacağınızı söyleyebilirim.

    bu yılki edisyonu için (bkz: le tour de france 2016) . 2 temmuz - 24 temmuz 2016 tarihleri arasında koşulacaktır. etap güzergahları açıklanmıştır bunun için resmi web sitesinde harita mevcuttur: http://www.letour.fr/le-tour/2016/us/overall-route.html

    dipnot: bu başlık gelecekte güncellenecektir. şimdilik bu kadar diyelim, internetten alıntı yapmayı pek sevmiyorum. evime ve kütüphaneme kavuştuğum zaman daha geniş bir tour de france incelemesi yapacağım.
    dipnot2: başlığın türkçe açılma durumu olabilir ancak dünyanın her yerinde bilinen adı ve orjinal adı bu olduğu için başlık bu şekilde açılmıştır. dilerseniz (bkz: fransa bisiklet turu) şeklinde bir yönlendirme yapılabilir, bu konularda moderasyondan bir yardım eli bekliyorum.
  2. yıl içerisinde birçok bisiklet turu oluyor elbet fakat bunların nedendir bilinmez ya da herkese göre farklı bir sebep söylenebilir, en önemlisi ve güzeli olan, temmuz ayını tamamen domine eden bir spor organizasyonudur.

    fransa'nın güzel doğası ve tarihini anlatan caner eler'in tatlı dili ve ekranlardaki güzel manzaralar ile an itibariyle eurosport kanalında. şanslısınız, henüz ilk günü! daha önce izlememiş olsanız da bisikletçiler hakkında bir şey bilmiyor olsanız da bu güzel cumartesi günü yapacak çok daha iyi bir şeyiniz yoksa izlemenizi tavsiye ederim.
  3. sanırım 2006 yılında ankaraya ablamların yanına gitmiştim. hem ablam hem eniştem çalıştığı için sabahtan akşama kadar can sıkıntısından ölüyordum. sonra günün birinde eurosport ta tdf ye denk geldim. o zamana kadar hiç bisiklet turu izlememiş ben oturup can sıkıntısından izledim o günkü etabı. o kadar güzeldi ki tur bitene kadar her gün marketten bir sürü abur cubur alıp saatlerce etapları izledim.

    sonrası benim için tutku oldu. bir sürü güzel tur vardır ki cumhurbaşkanlığı bisiklet turu da en güzellerinden biridi benim için en özeli tour de france tır.

    armstrong'un attığı kazık hepimizin canını yakmış olsa da bisiklet sporunu da tdf'yi de severek izliyoruz.
  4. tour de france 2016 genel değerlendirme;
    genel klasmanda 1. ile 10. arasında sadece 7'11'' fark olarak sonuçlanan ( 2015 sonunda bu zaman farkı 17'30'' idi ) sadece rakamlara baktığımızda son derece zevkli yakın bir mücadele olmuş gibi görünse de daha ilk haftadan itibaren team sky'ın kontrol etmekte zorlanmadığı ( bilerek team sky dedim evet chris froome da çok güçlüydü ancak asıl önemli olan takım olarak yenilmez görüntüsü vermeleriydi ) , diğer tüm genel klasman ( gc ) iddialısı takım ve bisikletçilere 'biz bunları geçemeyiz' hissini net olarak verdiği bir tur izledik.

    zevksiz miydi ? bence hayır. aslında bisiklet sporunun güzelliği de burada. ister tek günlük bir klasik olsun ister haftalık tur ve ya 3 haftalık bir büyük tur olsun; zevk alabileceğiniz , heyecan duyabileceğiniz bir unsur barındırması. sagan'ın ne kadar büyük bir bisikletçi olduğunu, ne kadar haddini bilmeden olur olmaz yerde ataklar yapışını izledik. muhteşem kariyerinde hiç sarı mayo giymemiş mark cavendish'in 31 yaşında 4 etap kazanmasını ve üzerine sarı mayo geçirmesini izledik. cavendish ve greipel / kittel ve coquard arasında milimetreler ile sonuçlanan , etabı kimin aldığının ancak 10 dakika sonra açıklanabildiği foto-finişler izledik. müzmin 2. greg van avermaet'ın herkesi uyutup etap alışını ve sarı mayo giyişini izledik ( bu etaptan yaklaşık 1 ay sonra olimpiyat altınını da boynuna geçirdi ki sadece o yarış için roman yazılır ). stephen cummings'in thomas de gendt'in kaçış nasıl yapılır ve peloton nasıl uyutulur isimli performanslarını izledik. pantano'nun ne kadar büyük bir iniş ustası olduğunu izledik. fransızlar'ın hayal kırıklığına bir parça merhem olam romain bardet'i izledik. ve belki de bir daha hiçbir bisiklet yarışında göremeyeceğimiz ; efsanevi mont ventoux tırmanışında sarı mayolu chris froom'un bisikleti olmadan yaklaşık 400 metre koşmasını izledik. dedim ya bisiklet sporunun belki güzelliği burada, galatasaray vs fenerbahçe gibi sadece bir tarafı tutmak ve ya desteklemek durumunda değilsiniz, bir etapta cavendish’e sevinirken en son etapta greipel’in kazanması sizi mutlu edebiliyor. ya da tüm etap boyunca kaçıştaki bisikletçileri desteklerken , kaçış yakalanınca peloton içinden başka birinin kazanması sizi mutlu edebiliyor. contador’un ilk 3 etapta 2 kez düşmesine rağmen 9.etaba kadar yarışa tutunması , nibali’nin sürekli atak deneyen sürüş stili, porte’un yeni takımında onurlu gk savaşı , froome’un tüm eleştirilere cevap veren gereksiz risk alan hali ve tüm bunlara aynı anda heyecan duymam nedeniyle eşimin hayret içinde dün diğer adamı alkışlarken bugün bu bisikletçiyi nasıl alkışlarken demesi.

    biz izleyiciler -en azından benim kafa yapımdakiler – istediklerimizi alırken ; takımlar ya da bisikletçiler olarak kimler istediğini aldı , kimler alamadı ona bakalım.

    team dimension data : 2007’de mtn-qhubeka olarak kurulan takım, afrika bisikletine verdiği destek ve parçası olduğu sosyal sorumluluk projeleri ile herkesin gönlünü kazanmışken, bu sene yaptığı cavendish transferi ile dikkatleri üzerine çekmişti. ama kariyeri düşüşte olan ingiliz sprinter için güçlü bir sprint treni ( lead out ) kurulamaması , cavendish’in eski form & gücünden uzak görüntüsü bisiklet severlerin aklında soru işareti bırakıyor idi. ama eski günlerin hatırına en fazla 1 etap alması herkesi mutlu edecek gibi görünüyordu. ancak cav aldığı 4 etap ve kariyerinde ilk kez sarı mayoyu ( sadece 1 gün ) giymesi ile herkesi şaşırttı ayrıca cummings de 1 etap alarak afrika takımının 5 etap birinciliği ile turu tamamlamasını sağladı. cav aldığı 4 etap ile toplamda 30 tdf etap galibiyeti ile 28 galibiyeti olan bernard hinault’u geride bırakarak , 34 galibiyetli eddy merckx’in ardından 2.sıraya yükseldi ( merckx’in zamana karşı etaplarda aldığı etap birincilikleri çıkarılır ise cavendish 30 etap ile en başarılı bisikletçi oluyor ). ayrıca 2.dinlenme gününde tur’dan ayrılarak çok istediği olimpiyat altını için çalışmalara başladı ( ancak rio’da bronz ile yetinmek durumunda kaldı ).
    cav - greipel foto finiş cav - greipel foto finiş

    tinkoff : genel klansman iddiası ile geldikleri turdan 3 etap ( sagan ile ) , yeşil mayo ( sagan ile 5.kez üst üste ) ve dağların kralı mayosu ( majka ile ) ile ayrıldılar. contador ile olmasa da sagan ile 2 gün sarı mayoyu taşıdılar. bu sonuçları almak için sağ kollarını feda edecel bir çok takım direktörü vardır ama eğer sizin takımınızda contador var ise herkes biraz daha fazlasını bekliyor ne yazık ki. ve ayrıca takım henüz contador abondane olmamış iken çok dağınık bir görüntü sergiledi. kreuziger kafasına göre contador’u beklemedi, majka, contador’a hiç yardım etmedi. sagan zaten dünya şampinu ve tartışmasız bisiklet dünyasının en büyük ismi olarak bir damla bile domestik işi yapmaz. sonuçta takım olarak aldıklar ile kağıt üzerinde çok başarılı göründüler ama bende ekşi bir tat bıraktılar.

    lotto soudal : aslında başarılı mı başarısız mı tam da karar verememekle birlikte greipel sayesinde değil thomas de gendt’in mont ventoux etap zaferi ve dağların kralı mayosu için hemen hemen her etapta kaçışı ve atak performansı nedeniyle başarılılar grubuna aldığım takım. tabi ki greipel’in paris’teki en prestijli sprinti kazanmasının da önemi var ancak bu etapta cavendish çoktan yarıştan 4 galibiyet ile ayrılmış idi ve kittel de son kilometrede lastik patlatarak pozisyonunu kaybetmişti. türk bisikletseverler arasında cav ve kittel’e göre en çok sevilen sprinter olan greipel ‘den – türkiye turunda birçok kez yarışması ve alçakgönüllü tavırları bunda neden olabilir – hepimizin beklentisi çok daha büyük olduğu için aldığı bir etap bizlerde hayal kırıklığı yarattı.
    21. etap paris sprint greipel

    giant-alpecin : aralık ayında antreman sırasında takıma araç çarpması nedeniyle degenkolb dahil 6 bisikletçi ciddi şekilde yaralanmış ve klasik sezonu kaçırmışlar idi. öylesine büyük bir olaydan sonra tekrar yarışmaları dahi büyük başarı iken tom dumoulin ile 2 etap kazanmaları ( biri bireysel zamana karşı ) bence tatmin edici. degenkolb hazır görünmedi pek ve barguil de gk ilk 10 hedefinin çok uzağında kaldı ancak yine de tatmin edici bir tur geçirdiklerini söylemek mümkün.

    adam yates : 24 yaşında takım desteğinden uzak tek başınıza gk’yı 4. bitirip beyaz mayoyu kazanıyorsanız ve 3.hafta hariç hiç zayıflık göstermiyorsanız bence ilerisi için çok daha iyisini beklememek için hiç bir neden yok.

    richie porte – greg van amermaet – bmc : 2 yıl öncesinin müzmin kaybedeni greg van amermaet yenile yenile yenmeyi öğrenmiş gibiydi. aldığı etap ve sarı mayo ona çok yakıştı. ama bence porte turun yıldızlarından biriydi. yıllarca domestik performansından ve artık 3 haftalık turlarda muhakkak batırır algısının üzerine yapışmasından sonra bence kimse burda ondan bu dereceyi beklemiyordu. gk 5.’liği çok büyük bir başarı mı ? belki değil ancak hiç olmadık yerlerde 2 kez yaşadığı mekanik sorunlar ve tarihi etapta froom – mollema – motor kazası olmasa bence kürsü dahi gayet olası bir hedef olarak görülüyordu. kaldı ki gk’ciler arasında froome ve dan martin hariç atak yapan tek bisikletçi o idi. ayrıca yaptığı atağa sadece froome cevap verdiğinde sadece türk bisikletseverler tarafından verilen froome’a yardım ediyor fikri bence son derece yanlış idi. bisiklet böyle bir spor , siz aynı anda 15 kişiye karşı zaman kazanamazsınız , etap size uygunsa ve bacaklarınız güçlü ise atak yaparsınız ve iyi olan takip eder ve siz takip edemeyenlere karşı kazanırsınız. sizi takip edenlere çıkarlarınız ortak ise gerekirse beraber çalışırsınız. porte atak yaptığında froome hariç kimse cevap vermeyince , froome’a karşı zaman kazanmıyorsunuz ama diğer 10 gk’cıya karşı ve takım arkadaşınız tejay’e karşı kazanıyorsunuz ve takımın lideri kim gayet doğru bir şekilde ortaya çıkıyor.

    astana – vinokourov – fabio aru : kaybedenlerin en büyüğü. froome / quintana / valverde karşısına tek a planı aru ile çıkmasının cezasını fazlasıyla ödediler. en büyük bütçeli ve çok güçlü takım olmalarına rağmen aru ile hiçbir varlık gösteremediler. neden nibali’yi kaybedenler arasında yazmadım ? en azından giro’yu kazandı ve tur’a sadece aru’ya yardım ve olimpiyatlara hazırlık amacıyla geldiği için zararı minimize etti denilebilir.

    movistar – quintana : bu kadar güçsüz müydü ? yoksa kafasında mağlubiyeti kabul mu etti anlamak zor. çölde su bekleyen kullar gibi her etap öncesi quintana atağı bekledik. ancak o froome değil de diğer gk iddialılarını marke etti daha çok. ilk üç’den düşmemek bu kadar mı önemli ? dan martin gibi atak yapıp ilk ondan düşse bence daha çok saygı kazanırdı ama o ; nasıl olsa birinci olamam bari pariste kürsüde kalayım dedi ve bence büyük kaybetti.

    fdj – thibaut pinot : giro’ya tamamen iddiasız bir takımları katıldıkları, pinot’nun zaman karşısını geliştirdiği dedikoduları arasında, fransızlar acaba ‘ o sene bu sene mi ?’ sorularını sorarken daha turun ilk haftasında gk’da geri kalmayı başararak üzerindeki tüm baskıdan kurtuluverdi çabucacık. sorunu tamamen psikolojik ve ben bir büyük tur kazanabileceğine olan inancımı tamamen kaybettim. acaba etap’a gider mi burdan sonra derken tamamen yıkılıp turu da bıraktı. bundan sonra pinot için hedef sadece haftalık turlar olmalı. fransızların çok iyi bir 92-94 jenerasyonu var ama ilk üzerine eğilmeleri -aslında eğilmemeleri gerekiyor ama neyse – gereken isim bence bardet.

    ettix – kittel : en iyi sprint takımına sahip olmasına rağmen sprinterler arasında en kötüsü açık ara oydu. milimetreler ile aldığı etap dışında patlayıcı gücünden uzak göründü.
    kittel - coquard foto finiş

    sky – froome : çok çok uzun şeyler yazılabilir haklarında ve yazacağım da ama en basiti en güçlü takım ve en güçlü bisikletçi ve en iyi plan onlardaydı. a / b / c planları yoktu sadece çok iyi bir a planları vardı ve bunu rakiplerinin de hiç aktif olmayışları sayesinde kolayca uyguladılar. 21 etap içerisinde kontrolü kaybettikleri tek bir an dahi olmadı. sky’ın ne kadar metodik ne kadar antreman yapmayı seven , küçük kazanımlara değer veren bir takım olduğu ve eksikliklerini kapatma yönündeki azimleri herkesce malum. froome 2014’de parke taşlarda düşerek yarışı bırakmak durumunda kalmış ve 2016 takviminde de parke taşlı 2 etap olduğunu öğrenince bu etapları defalarca prova etmiş idi. bu sefer inişlerdeki ürkek , kendine güvenemez stilini tamamen değiştirip atak belki de gereğinden fazla risk alan ama sonuca da ulaşan sürüş sitilini izledik. 8. etaptaki iniş performansı izlemeye değerdi. ama ben 13 saniye ve gk liderliği için o kadar efor harcamasına ve risk almasına gerek yoktu diyenlerdenim. ancak izlemesi gerçekten zevkli idi. ayrıca eurosport türkiye’de yorumlayan arkadaşların da yorumlarına katılamayacağım. işte özlediğimiz , atak yapmasını beklediğimiz froome bu, her zaman yarışı kontrol ederek kazanamazsın bazen de atak yapmak gerekir minvalinde yorumlar yaptılar ki hiç birine katılmak mümkün değil. atak yapmadan , sadece oturarak ve atak karşılalayarak gk kazanamazsınız ki froome hiç böyle kazanmadı. 2013’de ve 2015’de daha ilk haftalardan yaptığı ciddi ataklarla rakiplerini rahatça geride bıraktı. 2016’da ise henüz dağ etapları başlamadan 8. etapta hiç olmayacak yerde atak yaparak az da olsa fark yaratmasını bildi. ayrıca sagan’ın aldığı 11.etapta da sagan’ı takip eden tek gk’cı idi. yarışın her anında uyanık ve tetikte idi. ayrıca 2013’de gk’da son etap öncesi quintana’dan 3 dakika önde iken mont ventoux’da yine quintana’ya atak yapmış ve bu atağı sarper günsal tarafından ‘gereksiz’ , ‘herşeyi aynı anda kazanmak isteyemezsin bazen de vermelisin’ minvalinde yorumlanmış idi. şimdi de atak yapmamak ile suçlanması bence gerçeği yansıtmıyor. froome’un mekanik sürüş sitili, hislerinden çok powermetresine güvenmesi ve takımının gücü nedeniyle sevilmemesini anlamak çok kolay ben de contador , nibali, martin tarzı sonuç alamayacak bile olsa atak yapan bisikletçileri daha çok seviyorum ama tüm takım arkadaşları kaza ile düşmüş iken çiş yaparak pelotonu durdurması hem yayında hem de twitter’da eleştirildi, aynı şekilde valverde ve ya nibali pelotonu durdursa idi en fazla ‘vayyyy çakal’ şeklinde övülecek idi. sarı mayoyu giyiyorsanız ve 20 etap pelotonu çekiyorsanız , siz durduğunuzda grup duracak bu size değil o mayoya yapılmış bir ayrıcalık.
    sarı mayoyu getiren efsane iniş

    hem türkiye’de hem de takip edebildiğim kadarıyla yurtdışında froome’a karşı geleneksel bisikletseverler tarafından yürütülen-en hafif tabiriyle- bir sevmemezlik var. ben bir contador fanı olmama rağmen froome’dan nefret etmiyorum. hatta contador / valverde / nibali tarzı bisikletçilere göre çok daha az yetenek ve içgüdüye rağmen çok fazla antreman ve bilimsel yöntemlerle bu kadar üst düzey bir rekabette olmasına saygı duyuyorum. ve 2015’de üzerine idrar atılmışken 2016’da tırmanış sırasında kolombiyalı bir taraftrarın çok yaklaşması -hatta neredeyse gidonuna temas etmesi – sonucunda taraftarı itmesi ve ya yumruklamasını çok da kabul edilemez bulmuyorum. o laktik asit seviyesinde her şeyin mübah olduğunu söyleyemem ama bisikletçilere biraz daha alan bırakılması tarafındayım. ayrıca yine sarper günsal’ın froome’a kesilen 200 franklık cezayı az bularak , 200 chf vereyim ben ona yumruk atayım beyanını ise bisikleti büyük kitlelere bu kadar sevdiren şahsiyetine yakıştıramadım.

    froome'un seyirciye müdahelesi - yumruk

    rüzgar nedeniyle kısaltılan 12. etap mont ventoux ise sanırım bir daha hiç bir zaman göremeyeceğimiz olaylara sahne oldu. mollema – porte – froome atağına hiç bir gk bisikletçisi cevap verememiş idi ve etabın kısaltılması sonucu alt tarafta izleyicileri sınırlandıran bariyerler maalesef konulmamış idi. seyirciler nedeniyle duran motorsiklete sırasıyla çarpan bisikletçiler yere düştü ve mollema ve porte şanslı bir şekilde yerden kalkıp devam edebilirken froome’un bisikletinin kadrosu arkadan gelen diğer motorsiklet tarafından kırıldı ve devam edemedi – en azından bisikleti ile devam edemedi – ( bu arada yayında ilk anda o kargaşada froome görülmedi ve sarper günsal yine froome’u burdan sıyrılıp gidip avantaj sağlamakla suçladı kaldı ki en zararlı çıkan froome idi ). ve o meşhur sarı mayonun koşma sahnesi ekranlara geldi. şaşkınlık mı ? kararlılık mı ? tam olarak nedir bilinmez ama froome takım aracını durarak değil koşarak beklemeyi tercih etti ve tabi bu arada diğer gk bisikletçileri kendisini geçti ve organizatörler kucaklarında nur topu gibi bir çocuk buldu. etap bu şekilde kabul edilirse sarı mayo yates’e verilecekti. ama hakemler froome ile mollema’ya aynı zamanı vererek sarı mayo’yu korumasına yardımcı oldu. bu konuda çok fazla yorum yapıldı ne doğru ne değil , ne etik ne değil karar vermek gerçekten zor. aslında adil ama doğru olmayan bir karar olduğu çok tartışıldı. sarı mayo’yu o gün kaybetseydi bir gün sonra bireysel zamana karşıda aldığı netice ile froome’un tekrar geri alacağı konuşuldu ama ben o psikoloji ile aynı dereceyi yapacağından çok şüpheliyim. neyse bence de adil bir karardı ama doğru muydu bilemem.

    kaza

    spor locası değerlendirme

    seneye umarım çok daha zevkli, daha fazla ataklı, daha fazla rekabete açık bir tur olması dileğiyle.