• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
les amants du pont-neuf - leos carax
fransız devrimi’nin 200. yıl kutlamaları için restore edilmeye başlanan paris’in en eski köprüsü olan pont-neuf, sokağa düşmüş alkolik bir sirk cambazı olan genç alex’e ev sahipliği yapmaktadır. başarısız bir ilişkinin ardından çektiği üzüntünün giderek körleştirdiği güzel ressam michèle sokaklarda alex’le karşılaşır.
michèle, alex, diğer bir evsiz olan hans ile birlikte pont-neuf’te umarsız bir hayata başlar. michèle’in görme duyusu giderek azalırken alex’e olan bağı da artar. alex de genç kıza fena halde tutulmuştur ve hastalığının tedavisi mümkün olduğu halde, bencilce de olsa kızın sokaktaki yaşamdan kopmasını istemez.
  1. leos carax’a dünya çapında bir şöhret getiren köprüüstü aşıkları,yönetmenin çılgın dünya görüşünü ve şiddetli-çılgın aşk hakkında söyleyeceklerini önceki filmlerinden daha yenilir yutulur ve ortalama seyirci tarafından kolay hazmedilir bir şekilde sunmasına vesile olmuş bir film.
  2. öyle bir film düşünün ki sizi melankolik romantizmin doruklarında gezdirsin. işte bu öyle bir film...bir rüya gibi işleniyor beyninize. juliette binoche ve denis lavant'ın muhteşem performansları beyninize kazınıyor. yıllar önce festival bünyesinde izleyip, aşık olduğum, yıllardır dönüp dolaşıp hala ve de hala bıkmadan usanmadan izlediğim filmlerden biri...

    film bir aşk filmi adı üstünde. ama öylesine metaforik yaşanıyor ki bu aşk, öylesine derin ama bir o kadar sade ve yıkıcı...

    bir sahnede;

    !---- spoiler ----!

    michéle alex’in içindeki kavgayı dindirmeye çalışır. onun zihnini açmak ister adeta... “ben sana ufuk çizgisini göstermeye çalışıyorum. sen hâlâ ayaklarına bakıyorsun” der...

    !---- spoiler ----!

    başka bir yerde şöyle söylüyor alex'e;

    !---- spoiler ----!

    michéle giderek körleşmesine ithafen alex'den şunu ister: “benim için herşeyi ‘büyük’ ölçülerde yapman gerekiyor. küçük gülümsersen göremem, kocaman gülmen gerek.”

    !---- spoiler ----!

    işte böyle aşkın ta kendisi gibi metaforik diyalog ve sahneler ile dolu şahane bir film...

    filmle ilgili küçük bir not daha vereyim: leo carax’ın yaptığı en büyük gösteriş ise bir metafor olarak filmin orta yerinde duran pont-neuf köprüsünü olduğu gibi kapatmak. carax bazı sahneler için paris’in seine nehri üzerindeki bu en eski taş köprüsünün bire bir kopyasını bile yaptırmış. üstelik yakınlarındaki 60 yıllık ünlü alışveriş merkezi samaraitaine’in bile dış cephesinin kopyasını yaptırmış. fransız ihtilali’nin 200. yılının kutlamalarını da filmine son derece şık bir şekilde monte eden carax, 60’ların melankolik-romantik fransız filmlerinin modern bir uyarlamasına da böylece ulaşmış olmalı.