1. birinci dünya savaşı sonrası doğan dadaizm'in, ikinci dünya savaşı sonrasında doğan kardeşidir.

    şiir üzerinden ele alırsak. letrizmde kelimeler görselleşir, melodikleşir ve herhangi bir anlam ihtiva etmezler; dadaizmde ise şiir rassallaşır ve şiirin satırını oluşturan kelimeler kendi içinde anlamlı olmasına rağmen, kelime dizisi anlamsız bir bütündür. kısaca, her ikisi de ortodoks değildir. bu nedenle pek sevilmezler.
  2. isodore isou'nun başlattığı akım. kendi sözleriyle şöyle açıklar;

    '' kendi boyutlarına indirgenmiş ve kendisinden başka bir şey olmayan harflerin özdeğini (şiirsel ya da müziksel öğelerin birbirine katışması ya da birbirinin yerini baştan sona almasıyla) kabul eden ve birbiriyle bağlantısı olan yapıtların topunu birden tek bir biçime sokmak için onları aşan sanattır. şiirin yazınla uzaktan yakından ilişkisi olmadığını sezinledik, bu olguyu gözle görülür bir hale getirdik..
    letrizm adının imgelediği ana düşünce, harf olmayan ya da harf olmayacak hiçbir şeyin tinsel olarak da var olmayacağıdır. ''

    yazınsal uzamın anlamsallığının, intertekstualitesinin anlamsız olduğunu söyler. dinamiğinde, 'söylenen her şey nihayetinde bir harf'in sessilliğinden hâsıl oluyorsa, anlamlı olan tek şey harfin kendisidir' deyişiyle dil'i yadsır bir edâ sergiler gibi görünse de, harf'e bağlılığından dolayı metinsel uzam dahiliyetinde kısıtlı kalmış bir görüştür.
    yine de dil'in anlamsızlığını epey görmüş olması bakımından önemli bir atılımdır.

    letrist şair gabriel pomerand'dan bir örnek vermek gerekirse, şöyle bir şeydir;

    kumkel kerg
    kumkel kan
    magavambava magabavambava
    gonjengor sagossigussa
    sagoossigussa