• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.43)
Yazar Ahmed Arif
leylim leylim - ahmed arif
ahmed arif'ten leylâ erbil'e mektuplar 1954-1957

ahmed arif'in leylâ erbil'e gönderdiği mektuplardan oluşan bu kitap, edebiyat tarihçilerimize kuşkusuz önemli bilgiler sunmayı vadediyor. yazıldıkları dönemin entelektüel ve yayın ortamını, ahmed arif'in sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da aşkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

"sabah gözlerimi sana açarım.

akşam, uykularımı senden alırım. nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade başdönmesini bulurum.

böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. aklıma gelmezki seni usandırır, sana gına getiririm. sana dert, sana ağırlık sana sıkıntı olurum. nemsin be? sevgili, dost, yâr, arkadaş... hepsi. en çok da en ilk de leylâsın bana. bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. uçan kuşum, akan suyumsun. seni anlatabilmek seni. ben cehennem çarklarından kurtuldum. üşüyorum kapama gözlerini..."
(tanıtım bülteninden)
  1. “leylâ, zalım leylâ!

    !---- spoiler ----!

    "seninle, yüzyılların hayvan ötesi tutukluğuna ve donan insan düşüncesine bir can, bir haysiyet verebiliriz gibime geliyor. yalansız, riyasız çıkarsız bir haysiyet. belki ömrümüz yetmez başarmaya, hiç değilse en zekilere ve teşnelere duyurabiliriz."

    !---- spoiler ----!
  2. !---- spoiler ----!

    "sabah gözlerimi sana açarım. akşam, uykularımı senden alırım. nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade baş dönmesini bulurum. böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. aklıma gelmez ki seni usandırır, sana gına getiririm. sana dert, sana ağırlık, sana sıkıntı olurum. nemsin be? sevgili, dost, yar, arkadaş... hepsi. en çok da en ilk de leyla-sın bana. bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. uçan kuşum, akan suyumsun. seni anlatabilmek seni. ben cehennem çarklarından kurtuldum, üşüyorum kapama gözlerini."

    !---- spoiler ----!
  3. ...seher vakti leylim leylim
    cellat nişangahlar aynasındasın
    oy sevmişem ben seni...
  4. leylim - leylim dünyamızın yarısı
    al - yeşil bahar,
    yarısı kar olanda
    gene kavim - kardaş, can - cana düşman,
    gene yediboğum akrep,
    sarı engerek,
    alnımızın aklığında puşt işi zulüm
    ve canım yarı geceler
    çift kanat kapılarına karşı darağaçları,
    mahpusanede çeşme
    yandan akar olanda,
    gelmiş yoklamış ecel
    kaburgam arasından.
    yoklasın hele...

    çağıdır, can dayanmaz,
    çağıdır, en çatal, en ası,
    cehennem koncası memelerinin.
    çağıdır, kırk gün - kırk gece
    kolların boynuma kement,
    ha canım kötüye inat...
    vah ki ne desem,
    kurşunları namlulara sürülü,
    i'kelleri kan,
    baskıncılar uykumuzu yıkar olanda,
    alır yüreğim:

    yankın yasak, aynalara.
    inemem bahçende talan,
    tam, boş yanı bu, derim namussuzun,
    tam, bıçağım cehennem gibi güzelken,
    aklıma düşüyorsun
    ellerim arık...

    bilmiş
    bütün zula'lar
    eğri hançer, kara mavzer, kan pusu.
    ve insan düşüncesinin o en orospu,
    o en ayıp, frengili yemişi,
    çıldırtılmış uranyum
    bilmiş,
    bilsinler!
    sana nasıl yandığımı
    uuuuy gelin...

    işte kan tutmuş korsanlar,
    haramla beslenmiş azgın,
    düzmece peygamberler
    ve cüceleri
    ve iğdiş ve aptal kölelerine karşı,
    işte bir kez daha
    bu can bendeyken,
    delin, divanenim işte
    uuuuy gelin...

    bu yasaklar,
    firavun kalıntısı.
    yoksun,
    akdan - karadan.
    gizline, canevine kurulu faklar.
    gün ola, umut kesip korkunç yetinden,
    murdar tutkusuna dünyasızlığın,
    gün ola, düşesin bekler.
    düşme!
    ölürüm...
    gözlerinden, gözlerinden olurum.

    leylim - leylim
    ayvalar, nar olanda
    sen bana yar olanda.
    belalı başımıza
    dünyalar dar olanda.
  5. bazı sabahlar işe girişmeden! önce çay kahve faslında dedikodu yapıyoruz. komşunun çocuğunu, yandakinin kocasını, o adamın arabasını konuşacağımıza edebiyat dünyasının figürlerine laf atıyor, gıybetin dibine vuruyoruz aslında. fular bedava.

    bu sabah muhabbet attila ilhan'ın çocuk istememesine, oradan "yeğenini görünce korkmuştur adam" geyiklerine sarınca laf döndü dolaştı nazım'ın memedinden ahmet arif'in filintasına, oradan da bu kitaba geldi.

    hala aynı fikirdeyim; bu kitap ahmed arif'in yazılarının / şiirlerinin azlığına bir yudum devadır sevenleri için ama yayınlanması her ne niyetle olursa olsun hatadır ve ahmed arif'i bence yanlış tanıtır.

    ne var bu kitapta? ahmed arif'in leyla erbil'e dostlukla karışık beslediği büyük bir aşk. kimi zaman büyük bir özgüvenle, kimi zaman çocuksu, kimi zaman da çaresiz bir adamın yakın, kendinden bulduğu bir kadına yazdığı satırlar. dönemin koşullarını, ahmed arif'in yaşadığı sıkıntıları anlayabilmek için belki büyük nimet. ama gelgelelim ne leyla erbil'in cevapları var ne de yayınlanmasını istediği halde herhangi bir derinlikli açıklaması mevcut. tek bildiğimiz; leyla erbil'in bu aşkın tek taraflı olduğuna ilişkin açıklaması...o yüzden de okuyanın beyninde ahmed arif seven, çok seven, hakkıyla seven ancak kendini yerle bir eden bir 'zavallı' oluyor bir noktadan sonra.

    öyle miydi? haydi kabul edelim öyle olduğunu, dışarıda dağ gibi sapasağlam duran bir adamın en savunmasız hallerini size, yalnızca size yazdığını, kimseye göstermediklerini yalnız sizinle paylaştığını düşünün bir an...o gittikten sonra 'ben dostluk sınırını kesin çizgilerle çizmiştim' diyerek, kendi vicdanınızı rahatlatıp güle oynaya açabilir miydiniz bu satırları ulu orta?

    leyla erbil ahmed arif'in kalbini iki kez delmiş, biri aşık ettiğinde, ikincisi öldükten sonra bu kitapta yaptırdığı otopsiyle...ahmed arif'ten bir şey eksiltir mi? hayır. yine de yazık etmiş..."zalım leyla"
    mesut