• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (4.80)
life - daniel espinosa
uluslararası bir uzay istasyonunda görevli altı kişi, insanlık tarihinde çığır açacak bir keşfin eşiğindedir. bu görevli ekip, mars'ta ilk kez hayat olduğuna dair ip uçları bulur. ekip araştırmalarını ilerlettikçe, beklenmedik sonuçlar almaya başlar çünkü buldukları bu hayat formu, kimsenin tahmin edemeyeceği kadar zekidir.
daniel espinosa'nın yönettiği filmin senaryosunu rhett reese ve paul wernick kaleme aldı. oyuncu kadrosunda ise ryan reynolds, jake gyllenhaal ve rebecca ferguson gibi isimlerin yer alıyor.
*(beyazperde.com)
  1. dünya dışı yaşamı araştıran bir grup bilim adamı, marstan topladığı toprak numunelerini incelemeye başlarlar, ve gerçek bir yaşam kanıtı bulurlar.
    izlediğimiz bir çok bilim kurgu filmine benzer, hatta uzay filmlerine çok benzer bir film. elbette çok değişik şeyler beklemiyoruz, sonuçta uzay aracında geçen bir film ve kapasitesi belli.

    ama imdb'deki 7/10 oyu kesinlikle hak etmediğini düşünüyorum.
    6 yeterli bir puan olurdu bu film için. (sebebi spoiler içinde)

    bu film için sinemaya zaman ayırmak yerine, boş zamanınız varsa izlemenizi tavsiye ederim.
    daha doyurucu işlenebilirdi konu.
    keşke ilk sahnede uzay istasyonuna meteor çarpıp perde kapkara olduğunda credits çıksaydı da efsane bir film izlemiş olsaydık...

    devamı spoiler içinde efendim...

    !---- spoiler ----!

    şimdi arkadaş;
    mars'tan toprak almışsın, getirmişsin. içinden bir miktar toprağı laboratuvarda inceliyorsun, çeşitli sıcaklıklar, atmosfer ortamları deneyip deneyip hücreyi canlandırmaya çalışıyorsun.
    ama bu kadar mal bilim adamını oraya kim gönderdi?
    yaratık (calvin) (*:ismi de var amk) belli ki güçleniyor, güçlenecek. inanılmaz da zeki. ateşle yakmaya kalktın, olmadı. demek ki ateş buna zarar vermiyor. soğutsana, hiç mi soğutma teçhizatın yok? bir de öyle dene? ama yok, illa aksilik olacak ya. o kadar adamsınız, bu yaratığı alt etmenin bir yolunu bulamadınız. ulan hiçbir şey değil, laboratuarı karantiaya alıp oksijenini çekseni yetermiş aslında. neyse.

    uzayın ortasında tesadüf üstüne tesadüf. bir şey çarpar dünya yörüngesine girersin de bilmem ne. hele o diğerleri için kendini feda etme klişeleri yok mu? filmin sonuna doğru david, içinde yaratıkla birlikte dünyaya inmekte olan uzay aracından yaratığı uzaklaştırmanın yolunu bulmuştur. soyuz'a atlayıp yaratığı da yanına alacak, sonra rotayı başka yere çevirecek. bu arada miranda da diğer soyuzla birlikte sağ salim dünyaya inecektir. miranda tabi bunu kabul etmez, sen kurtul der falan.
    neyse efendim, son karar, david uzayda yaratıkla kalacak, miranda dünyaya inecektir.

    aradaki tesadüfleri (mirandanın soyuzuna uzay aracının bir parçasının çarpması falan) bir kenara bırakırsak, david'in yaratıkla birlikte dünyaya inmesi; yaratığın zekasının hafife alınmaması gerektiğini bir kez daha vurgulamış ve 10/6 puanı hak ettirmiştir.

    böylece devam filminde calvin'den kurtulma maceraları eşliğinde bir ton gerizekalı izleyeceğimiz garanti gibi birşey.

    ama devam filmini biraz daha adam akıllı yazıp çekerlerse imdb 7-7,5'luk konu var orada.

    !---- spoiler ----!
  2. !---- spoiler ----!

    filmin sonuna kadar göze batacak "öeh be bu kadar da olmaz!" dedirtecek bir şeye rastlamadım.

    calvin çok acayip, böyle kök hücre desen değil, kas desen değil, sinir desen değil, epitel zaten hak getire.

    bir noktada aferin dedim, avuç içi kadar büyüklüğe geldiğinde damar yapısı oluşturmuştu canlı.

    mürettebat oksijen vanalarını kapatırken son vanadan kaçacağı belliydi calvin'in. bu arada calvin mevzusu şu, dominik adında ufak bir kız calvin'den bahsederken ona okulumuzun ismini vereceğiz diyordu.

    başı biraz durağan hatta sıkıcı, kök hücre demese ilgim çoktan dağılmıştı. sonradan açılıyor.(*:arap atı mübarek)

    son olarak, bence miranda ablamız "3. kalkan istasyon" dediğinde bitmeliydi film ama muhtemelen devam filmi planladıkları için böyle uzattılar. bir de miranda(*:melinda mıydı) nın kara kutusundaki kayıt bir meteora çarpsa da calvin dünyada çoğaldıktan hemen sonra yetkililerin eline ulaşsa...

    !---- spoiler ----!
  3. devam filmi gelmesi icin sonu muhtemelen boyle olacak deyip dogru tahmin yaptigim, tadinda birakilmasi gereken film. bir devam filmi cekilirse kesinlikle igrenc olacak, kliselerle dolu olacak. bunu da buraya yazayim bu tarihle burda dursun.

    muhtemel devam filmi senaryosu :
    esas adam sag salim dunyaya ulasmistir kapi acilinca onu birakip kacan kelvincigimiz suyun ustunden suzulerek karaya ulasip ormanin derinliklerinde kaybolur. bir kac ay sonra esas oglan da iyilesmis olur ve kelvini aramak icin bir arastirma timi kurulur basina da bizim esas oglan konur cunku kelvini en iyi o taniyordur. derken bir biolgede surekli artan kayip ilani dikkatleerini ceker ve bolgeye bakmalari icin ekip gonderilir. ekip de kaybolunca killanip tumden giderler ve kelvin orda artik kendini gosterir cunku herkesi yemekten bir dev kadar olmustur, hemen askeri ucaklar falan gonderilir, sagina soluna sikarlar kelvinin bi ise yaramaz tabi. sonra bizim bu esas oglan onunla daha once yuzyuze geldiginden onun bi zayif noktasini bulur, mesela yuzu bi kabugun icinden cikiyordu demek ki korumasi gerek demek ki hassas yeri yuzu falan der, sonra kendini feda etme ugruna onun onune yem olarak atlar yuzunu acmasi icin, tabi plani coktan yapmistir. kendine el bombalariyla falan elbise yapip kelvjn yuzunu actiginda onun agzinin icine dogru atlar ve booom. kelvin olur kahraman amerikali dunyayi kurtarir, son sahnelerde de artik onun ogretileri uzerine kurulmus bir uzay arastirmmalari merkezi falan gosterilir. bla bla bla...
  4. zaten canım sıkılıyor vaktim de bol deyip eğlencesine aşağıda uzun uzadıya bok attığım film. konusu güzel de cidden insanların zekaları ile dalga geçmeseler iyi olacak. hayır ne bilim adamıyım ne astronot ama ortada şöyle de bir gerçek var. tabi buralar hep spoiler;

    !---- spoiler ----!

    mesela; daha calvin büyüyüp hareket etmeye başladığında onun öyle tamamen kapalı olmayan bir alanda tutulması gel de kaç demek için yapılmış. ya koskoca bilim adamı eldiven takıp elin marslısıyla oynuyo. abicim sen onu oyun hamuru mu sandın? hayır yapışır ısırır mı, yaralar mı, zehirler mi diye düşünmek yok. neymiş eldivenlerin koruması iyiymiş. gördük. eldivenden dışarı çıktı bu mahlukat. bunun öngörülememesi saçma değil mi? bir tek ben mi takıldım buna şimdi. hayır sizin robotik kollarınız nerde ?? o her işe yarayan uyduruk uyduruk icatlarınız nerde? calvinin kaçışı daha şık planlanmalıydı bence.

    yine, calvin uyandırıcısının parmağını kırdığında ve dışarı çıktığında karantina odasına dalmaları. abi adı üstünde karantina. sen uzayda bir avuç insansın. hiçbir risk almaman lazım. bi karantina protokolü vardır herhalde dimi. ama noldu bizim yılışık rollerin adamı ryan ismi de rory(!) içerde marslı ve tehlikeli (bu da güzel oldu ha) bir yaratık varken hiçbir koruması olmadan sikerler deyip ortama daldı?! sormak istiyorum sayın nasa. hani marjinal bizdik?! nasa olsam dava açarım filme. sizin katı protokolleriniz böyle mi? böyle mi astronot yetiştiriyorsunuz? çocuğum olursa astronot olsun diye hayatta size vermem. evde eğitim veririm daha iyi. tamam hadi bu salak içeri girdi bekliyo. dışarda çekirdek çitleyip izleyen bi sürü gerizekalı (ben astronot olamadım ya çok içerledim ondan kızıyorum) adamı sağ salim dışarı çıkarıp adamakıllı plan yapacakları yerde, e iyi madem öldür diyo. sanki yerde gördüğün böceği dürtüyorsun. gülme geldi bi saniye. adam da öldü. o adamı calvin değil sen öldürdün kumandan. kahrol şimdi. bi yandan da iyi ki erken öldü. film boyunca yavşak yavşak konuşması çekilmezdi.

    bi de bi dakka bişey dicem. o vanaların tek tek kapanması neydi yaa. koskoca 200 milyar dolarlık uzay istasyonunda zilyon tane düğme var. vanaların hepsini bir anda kapatan düğme nasıl olmaz ya. tek tek vana kapatıyo abiler. kaçar tabi.

    sonrası calvin şov. uzaya çıkmalar orada da hayatta kalmalar sonra gene istasyona girmeler falan. bu uyandırıcı bilimadamını fena etkilemiş. calvin bunu yiyor diyor ki bizden nefret etmiyor o hayatta kalmak için bunu yapmak zorunda. ben böyle genişlik görmedim arkadaş. hadi kendini feda ediyosun arkadaşlarını niye ediyosun. senden sonra onu da yiyecek. bakalım onlar yenmek istiyo mu? ayıp yaa. bu kısımlar hiç güzel değildi kalabalık yapmışlar geçiyorum.

    sonra istasyonun dünyaya doğru gitmesi olayı vardı. onu da astronot sho yaptı. niye? çocuğu oldu diye içinde yaratık dolanan bir istasyonu dünyaya indirmeye çalıştı. ya bu astronotlara hiç psikolojik test yapmıyonuz mu? karısı çocuğu olanı niye astronot yapıyosunuz? david gibi uzayı seven dünyada yaşamak istemeyenleri alsana. neyse, zaten bu gerizekalı da yine gerizekalı bir şekilde öldü. açıkta dolaşan cenevar bunu yedi. şaşırdık mı hayır.(bu arada bu kadar gömdüğüm adam hiroyuki sanada. japon. kendisini 47 roninde çok sevmiştim. son samurayda da oynamış. ben olsam bu rolü kabul etmezdim. resmen aptal bir rol.)

    neyse kaldı miranda ile david. davidciğim akıllı. akıllı dediğim de şöyle, istasyondaki şartlar bozulmuş üşüyorlar üstlerine bi kat bi şey giymeyen insanlar. neyse dedi ki bu soyuzları kullanalım ben rotadan çıkayım uzayın diplerine gideyim sen de dünyaya git. bence bu kısım mantıklıydı. kurtulma şansı varsa biri kurtulsun bari nasıl olsa her halükarda dünyaya iniş rotasındalar son seçenek de denenmeli. iyi hoş da calvin akıllı calvin zeki adamı yakaladı ve rotaları değiştirdi. hayır yani sen hepinizi tek tek yemiş yedikçe büyümüş gelişmiş elin marslısıylan aşık atmaya kalkıyosun. emeğe saygı.

    son olarak fularımı takıp şunu diyeyim. durun ve stephen hawking reyizi dinleyin. o uzaylılarla temas kurulmasının insanlığın sonu olacağını söylüyor ki ben de bu fikre tamamen katılıyorum. kaldı ki dünyada bi sürü virüsü, hastalığı başımıza saran bizim zeki dediğimiz bilim adamları uzayda da bu mallıkları yaparlar. uğraşmayın elin marslılarıyla, yaratıklarıyla böyle uykularından uyandıracaksınız olan bize olacak.

    !---- spoiler ----!
  5. bir boka benzemeyen uyduruk film.

    bilimkurgu falan değil onu geçelim. yerçekimsiz ortamlar, canavarın uzaylı olması ve çok sayıda ışıklı düğme dışında bilimkurgudan ziyade uyduruk bir gerilim filmi. sinemada izlememe rağmen sıkıldım, evde hiç tahammül edemezdim buna.

    !---- spoiler ----!


    ilk yarım saat oldukça ilgi çekici. mars' ta bir canlı bulunması, o canlıyı tanıma sürecimiz, onunla ilgili verilen bilgiler hayranlık uyandırıcı falan. ama yarım saatten sonra canlımız daha önce bir sürü kez çekilmiş uzaylı filmlerindeki o yaratıklara dönüşüyor, uzay istasyonundaki herkesi tek tek öldürmeye başlıyor falan. standart hikaye.

    filme giderken, isminden ve okuduğum birkaç yorumdan yola çıkarak bir hayatta kalma mücadelesi, türün devamı için türlü fedakarlık beklentisi, yaşama içgüdüsüne vurgu falan bekledim ama standart bir sırayla herkesin canavar tarafından öldürülme hikayesinden fazlasını göremedim ne yazık ki. filmin sonu da gayet tahmin edilebilir bir ters köşe denemesi bence. yine de en hoş yeri belki de sonuydu.

    keşke calvin kendi türünün devamı için kendini feda etseydi ya da buna benzer bir senaryo olsaydı işte. ama yok, calvin tam bir cani, bizim astronotlar da dünya için gözünü kırpmadan ölüme giden süper kahramanlar... kaç kez çekildi bu tarz filmler hala hiçbir yenilik getirilmeden devam ediliyor. insan ırkı ile uzaylı bir yaratığın mücadelesi falan değil kesinlikle. astronotlar genç olsalar teen slasher diye tanımlanacak bir film bu. sırayla herkes ölüyor ve tüm bokluk da tekrar bacaklarına kavuşma hayali kuran bir astronotun uzaylı canlı ile gereksiz münasebetinden çıkıyor. çok kilişe. bir de başta calvin gerçekten de ilgi çekici özelliklere sahip bir canlı iken sonrasında standart uzaylı canavara dönüşüyor. bari burada bir farklılık olsaydı, calvin daha farklı bir yaşam formu olsaydı vs. yok bildiğin canavar. bu filmi okyanusta çeksen jaws, karada çeksen jurassic park, uzayda çekince de bu olur işte.

    !---- spoiler ----!
  6. vasat bir film. arkadaş tavsiyesi ile izlemiş bulundum. bir sürü klişe var.

    !---- spoiler ----!

    arkadaş bilmem kaç zamandır uzaydasın, tek bir vidayı bile sıkarken tonla tedbir ve izin alıyorsun, bütün malzemelerden fazla fazla stoklamışsınız ama nedense en önemli ihtiyaç yakıt zırt diye bitiyor sonra nasıl bir iletişim sistemi ki hemen çöküyor çok samimiyim dünyayı kurtaran adamın oğlu filmi bunun yanında oscarlık bir film o kadar vasat.

    ben bu filmin yönetmeni, senaristi olsam bu filmi eğlenceli bir film yapardım, calvin organizmasını büyüdüğünde şöyle ponçik bir canlı yapardım sonra biraz uzayda eğlenceli sahneler daha sonra dünya' da bir kaç eğlenceli, renkli maceralar daha sonra yine macera olarak ponçik calvin' in insanları marslı yaratık akrabalarına karşı savunmasını yapardım alsana mis gibi film. ponçik calvin

    !---- spoiler ----!
  7. "bizden nefret etmiyor, sadece yaşamak için bizi öldürmek zorunda"

    evrimini laboratuvar kasesinde tamamlayan tek hücrelinin, elektrik işkencesine ve glikozun devamının gelmemesine dayanamadığı noktada çılgına dönmesini anlatan bir değişik hikaye.
    filmin sonunda bitti derken, balıkçıları gördüğümde "anaaam!" dedim... fena!

    velhasıl,
    son dönemdeki tüm filmler gibi, birlikte yaşamak yerine öldürmenin daha mantıklı geldiği fikrini anlatan, insanın içindeki canavarın bir uzaylıya kakalandığı bir film.

    daha iyi olabilirdi.
    en azından kadrodaki oyuncuların hatrına.