• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.64)
lolita - vladimir nabokov
"lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. günahım, ruhum, lo-li-ta; dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. lo-li-ta"lolita, sayfa 7lolita okuru her zaman sarsacaktır.brian boydlolita'yı okumaya karar verdiğinde, lütfen onun son derece ahlaki bir kitap olduğunu unutma.vladimir nabokov (edmund wilson'a bir mektubundan)
  1. poe nun annabel lee sine ve incilede gönderme* iceren kitaptir. cogu ahlak bekcisinin aksine ben humbert in iyi bi insan oldugunu ve 'sapik' olmadigini dusunuyorum. herseyin bir nedeni vardir derler .dogru gecerli bi sebebi vardi . kendisini oldugu haliyle de herseye ragmen de severim ben

    *intertextual
  2. vakti zamanında içindeki müstehcen tabirlerden dolayı, fransa, ingiltere, kanada, yeni zelanda, güney amerika ve arjantin’de yasaklanmıştır.
  3. nabokov, ‘’sebastian knight’ın gerçek yaşamı’’ adlı eserinin bir yerinde ‘’ bir kitabın adı, konusunu değil onun rengini yansıtmalı’’ demişti. tabi o zamanlar nabokov’un renk sinestezisine sahip olduğunu bilmediğim için ironi yaptığını zannedip kendimce eğlenmiştim. şimdi de ister istemez ‘’lolita’’nın rengini merak ediyor insan. zira nabokov gibi iyi edebiyatçılar için en makbul okuyucu, kendini romandaki kahramanların yerine koyan değil, yazarın yerine koyup onun gibi düşünmeye çalışandır. tabi bu noktada elden bir şey gelmiyor o ayrı.
  4. bu kitap bana her zaman nabokov tarafından diğer yazarlara bir meydan okuma gibi gelmiştir. kurduğu her cümle gelecek bir başka eşsiz ve manyakça -iltifat kabul edin- cümleyi müjdeler, her yeni cümle de az-biraz yazarlığa da meyilli okuru dertlendirir; orhan pamuk'un pek de ilgilenmediği yetenek meselesinin en fazla göze battığı romanlardan biridir lolita, kelimeleri yan yana getirme konusunda eşsiz yetenekteki bir yazarın bu minvalde en usta işi yapıtıdır. fakat anlatım tekniğindeki yaratıcılık itibariyle başyapıtı muhtemelen solgun ateştir. sözün özü büyük yazardır nabokov, dostoyevskiyi de dehşetli kıskanır.
  5. lolita / beyaz irktan dul bir erkeğin itirafları.
    bir kitap düşünün ki baştan sona sizi içine hapseden, mükemmel tasvirlerin olduğu... (bir kızın vücudu erotizm içermeden nasıl bu kadar hayranlıkla ve bambaşka anlatılabilirdi bilemiyorum.) aşk, tutku, sapkınlık bu duyguları iliklerinize kadar hissedebileceğiniz. işte lolita böyle bir kitap.
    bu kitabı okumadan önce ve okuduktan sonra hissedilenler o kadar farklı ki. normalde dolores haze'nin (lolita) tarafında yer almanız gerekirken okuduktan sonra ona sinirlenmeniz, düşmanmışçasına görmeniz ve humbert humbert'ı gerçekten anladığınızı hissetmeniz onun tarafında yer almanız bir yazar başarısı değil de nedir?
    !---- spoiler ----!

    "lolitam benim ona baktım, baktım, şu an, öleceğimi nasıl biliyorsam, o anda da onu bu dünyada görüp göreceğim, ya da başka bir dünyada bulmayı umut edebileceğim her şeyden çok daha fazla sevdiğimi biliyordum."

    !---- spoiler ----!

    !---- spoiler ----!

    "yarın olmaz tabii, yarından sonra da olmaz, ama işte bir gün, günün birinde gelip benimle yaşamayacağına kesinlikle, ama kesinlikle emin misin? bana bu mini minnacık umudu bile versen yepyeni bir tanrı yaratır, yürekler paralayan çığlıklarla yakarırım ona!"

    !---- spoiler ----!
  6. vladimir nabokov'ın kaleme almış olduğu, sade bir anlatım ve harika betimlemeleri ile 20. yüzyıl klasikleri arasında yerini alan, en sevdiğim romandır.

    yazar harika bir kurgu ve yormayan anlatımı ile okuyucuya güzel bir anlatım şöleni sunuyor. kahraman tasvirleri ve yazarın bakış açısı ile bir çocuk sapığı olan, nefret edilmesi gereken humbert karakterine bile yer yer acıdığınız oluyor. bu roman çarpıklaşmayı ve toplumsal ahlak anlayışımızı sorgulamamızı sağlıyor. yer yer nükteli anlatımı ile de en trajik bir sahneyi bile okurken yüzünüzde oluşan tuhaf gülümsemeden kendinizi alamıyor olabilirsiniz.
  7. lo'nun bir akşam güneşi, dolly'nin huzur veren sabah meltemi ve dolores'in bu çözülmez aşkın ulaşılamaz arzu nesnesi olduğunu; tüm bunlarla birlikte lolita'nın, humbert humbert'ın supericikleri çizelgesinin en üst basamağında durduğunu görürürüz.

    dolores, beyaz çorapları ile supericiği lolita'nın fiziksel bedenini taşır. mevzu bahis h.h olunca aslında bu 'sapkın' tutkuyu ahlaki açıdan karşılaştırmalı biçimde sunuyor bize nabokov. yani ahlak zaten kültür ve gelenekten aldığı mirasla beslenirken h.h pek çok defa bu kavramlardaki geçiciliği ve değişimleri vurgular. kendi günahkar suçsuzluğunu örtbas etme amacı elbette taşır, ama sübyancılıktan öte bir superisi tutkusudur bu. edebiyatçıların dahil olduğu pek çok sav döker ortaya. h.h, sapkınlık ve ahlaki değerlerin zamanla değişebildiğini itirafları arasında edebiyatçıları anarak belirtir.

    peki dolores haze nesne olarak burada ne durumdadır, sorusu geliyor. humbert'in oluşturduğu fiziksel ve tinsel şemada, henüz küçük yaşlarda yaşadığı bir aşk macerası etkinlik gösterirken, dolores, humbert'in geçmişinin deneyimsiz aşk öznesinde yakaladığı benzerliği üzerinde taşımaktadır. dolores, h.h'nin aradığı erotizmi bir gölge gibi onun gölgesine değdirip durur. bilinçli olarak yapar bunu fakat biraz ilgi çekmek biraz da hiç anlaşamadığı annesini bertaraf etme amacı gütmektedir.

    insana paha biçmekte pek aceleci olan okur, bu kurgusal itirafların izdüşümünde humbert'ın tarafını tutuyor ilginç bir şekilde. tutkunun şaşaasından olacak, okur, kendi yaşamındaki tutku ihtiyacını humbert'ın ahlaki niteliği sorgulanabilir eylemleriyle uzlaşarak farkında olmadan gemiye binmiş sayılabilir. yine de metin arasında sıkla anıldığı gibi kendi çıkarlarını yaşatmak adına lolita'nın çıkarlarını sağlayan bir adamdır bu adam. yıllar geçtikte ödül ve yasak ikileminden sıkılan lolita'yı kavraması daha da zor olacaktır humbert'ın. yine de sevmiştir işte. supericiği o kusursuzluk maskesini belki de ertesi yıl çıkaracaktır üstünden ama h.h artık vazgeçemez ve bu noktada supericiği mitosunun sadece fiziksel bir tutkudan fazlasını taşımaya başladığı görülecektir. aşkın garipsenir tüm yanlarıyla insanı yakalaması nedense pek de garipsenmez.


    humbert'ın tüm pragmatist yanlarını - charlotte haze ile sırf dolores ile aynı evde kalmak amacıyla evlenmeye mecbur kalması, bu ikiliyi tüm gün uyutacak uyku hapları ayarlamaya çalışıp dolores'i uykusunda taciz etme planları, charlotte'dan kurtulma amacıyla cinayet planları kurması, dolores'in superisi olma ihtimali olan arkadaşlarıyla iletişim kurmaya çalışması- hesaba kattığımızda karakter yapısı olarak da değiştiğini görürüz. eh sonuçta minik supericiği dolores'i üzeni üzmeye gider son olarak.

    yayımlanma aşaması ve yayınlandıktan sonra nabokov'un yaşadığı zorluklar, kubrick'in filminin dahi kimi avrupa ülkelerinde sansürlenmesi bir kenara plajda okumaya yeltenirken 'ahlaksız' olarak damgalanma çekincesiyle bir kaç sayfa okuyup ortadan kaldırdığım bir kitap olmuştur lolita.

    ahlak güzel bir moda fakat;

    “lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. günahım, ruhum, lo-li-ta; dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. lo-li-ta”

    sanat modadan yalıtılmış bir faaliyet olarak çok daha güzel.
  8. romandaki vivian darkbloom'un vladimir nabokov'un adının anagramı olduğunu az önce öğrendim. bu da uzun süre önce okuduğum lolita'yı tekrar okuma isteği uyandırdı. clare quilty aslında kimdi ve vivian'la aralarındaki ilişkinin boyutu neydi ve acaba neden nabokov kendini metnin içine vivian üzerinden gizledi?
  9. toplumun hassas olduğu, nefret duyduğu ama yine de merak ettiği bir konuda yazarak, bundan medet ummuştur. amiyane tabirle trolluk yapmıştır. ama feedlenmiştir de.
    serin