1. yıllandıkça/40'ına gelip geçtikçe güzelleşti. hakkında bilinen şeyleri tekrarlamanın çok anlamı yok.

    kendisinin en büyük farkı gösterilerinin dvd'lerini - ki çoğunlukla $5'a - ve biletlerini doğrudan kendi sitesinden satması, ki benim bildiğim bunu yapan en önemli/tanınır komedyen.
  2. birkaç gün önce jimmy kimmel adlı komik olmayan tipin programına çıkıp 7. bölümünü yayınladığı dizisi "horace and pete"i televizyonlarda ilk defa reklam etmiştir.dizinin ilk bölümü 30 ocak 2016'da sadece sitesinin takipçilerine gelen maille bildirilmiş başka hiçbir mecrada tanıtımı-reklamı yapılmamıştı.bunun nedenini açıklarken "ulan zaten bu fragmandır-tanıtımdır zarttır zurttur derken filmin-dizinin hepsini izletiyorsunuz bana benimki böyle olmasın dedim" demiş. uyguladığı fiyat politikasından bahsederken de (ki bu fiyat politikası siteye girip ilk bölüm için 5 dolar diğerleri için bazen 2 bazen 3 dolar ödeyip satın almak) "ya işte fiyatı şirketler belirlemeyip bi aptal belirleyince böyle oluyor" gibisinden konuşup sonunda da "izlemeyin kardeşim bu diziyi kimseye izleyin demiyorum" diyerek (bunu da neden diyor çünkü; bir kısım izleyicisi dizinin bir fragmanını bir teaserını verde alayım diyor başka bir kısım izleyicisi diziyi komik olmamakla suçluyor ve son bir kısım izleyicisi de herhangi bir tipe oturtamıyor diziyi ve bir tartışmadır sürüp gidiyor; yok efendim bu kara-mizah yok bu durum komedisi ama yok ya durum komedisi olmuyor çünkü zart, drama olurken zurt oluyor dramada olamıyor falan filan) halka değil kıçının keyfine oynayan bir adam olduğunu göstermiştir.

    horace and pete'den bir sahne

    kendisini pazarlama konusunda bir "aptal" olarak tanımlıyor fakat şu köşe yazısında da iredelendiği gibi yaptığı stratejinin(strateji demekte biraz kötü bir yorumlama olabilir çünkü sadece içinden geldiği gibi hareket ettiğini düşünüyorum hesaplı bir şekilde yapmıyor bunu) dahiyane bir pazarlama olduğundan dem vuruluyor.tamam çok samimi,küfür dolu şaşırtıcı mailler atıp garip bi etki yaratıyor olabilir ama kendisini asıl pazarlama "dehası" yapan nokta takipçilerinin ne istediğini bilip-görüp ona göre hareket etmesi.bu o kadar sizi özelleştiriyor ki ister istemez louis ck hayranı oluyorsunuz.çünkü neden, çünkü kendisinden bir anda "merhaba, horace and pete birinci bölümü yayınlandı 5 dolar verip izleyebilirsiniz." gibi kısa ve net bi mail alınca yada kendisinin trump'a olan "sevgisini" anlattığı şöyle kallavi bir mail alınca yada siteye girerken kullandığınız şifreyi unutunca karşılığında şöyle bir mail alınca daha önce olmayan bir samimiyetin içine düşüyorsunuz.her yazdığı her söylediği sana özel, sana doğru...

    neden altı-üstü bir komedyen için bu kadar uğraşıp yazıyorum neden bu kadar konuşmaya değer....sadece şu(2010 louis c.k. :hilarious'dan alıntı) çizgi bile kendisi hakkında saatlerce konuşmama değer benim için.bu iki-üç çizgi etrafımda dönen onca şeye cevap veriyor o kadar yüzlerce cümle kurup anlatamayacağım şeyi anlatıyor ki kendisine önlemez bir saygı duymak zorunda kalıyorum.ve asla sadece bir "komedyen" olarak görmüyorum.ben biraz bu konularda hassasımdır çokca jean-paul sartre okurken ağlamışımdır.sartre'yi okurken bir dini kitabı yada dini anıyı dinleyip duygulananları anlarım; bazı sözleri-cümleleri hayatın boyuncafarkında olmadan ararsın ancak duyduktan sonra fark edersin hayatın boyunca onu aradığını bu da garip bi duygu yaratır;nasıl dışa vurursun bilemem ben sartre okurken ağlayarak dışa vururum.her neyse louis c.k. de tam tersini yaşadım; hayatımda hiç farkında olmadığım kadar güldüğümün farkına vardım."gülerken düşündürme" geyiğini burada "gülerken,güldüğünün farkına varmak" olarak yaşadım.

    hem kısa süre önce can bulan hem de nasıl bir tip olduğunu kolayca anlayabileceğimiz bir konuşma olduğu için bu jimmy kimmel sekansı üzerinde durdum başta. lous c.k. (louis székely) bu dünyaya gelmiş benim gözlemleyebildiğim en büyük komedyendir her sözüne bu kadar katıldığım,güldüğüm başka birini tanımadım.tabii bu durum 90'lardan sonrası ve karısından boşandıktan sonraki halleri için yoğunlukla geçerli benim için.ilk zamanlarına (80'ler sonu 90'lar başı) pek güldüğümü söyleyemem.neden bu kadar takip ediyorum, neden bu kadar gülüyorum ulan ben bu adama diye düşününce; sanırım türkiye'de güldüğümüz şeyler-insanlar (bunu işte şahan gökbakar'dan al yılmaz erdoğan'la ilerlet cem yılmaz'la selami şahini birbirine vurdur) o kadar bayağı ve orjinallikten uzak ki böyle bir tiple karşılaşınca fazlaca bağlanıyorsun.zira tanıdığım çoğu ingiliz "aman işte ortalama bi komedyen" havasında yaklaşıyor kendisine... hele de bu tip bu topraklardaki gibi ne oldum ben budalası olmayınca daha da takip edilesi oluyor.şimdi cem yılmaz'ın yaptığı o bütün zenginlik şakaları-esprilerini aklınıza getirin, oynadığı boktan reklamları, son dönem hallerini aklınıza getirin, russell crowe denen herifin kıçını yalamasını aklınıza getirin, zorlama filmlerini aklınıza getirin ve ardından bahsettiğim jimmy kimmel bölümünü izleyin.

    *cem yılmaz üzerinden gidesim geldi çünkü kendisinin de louis c.k. ye baktığına eminim.çok fazla izlerini görüyorum üzerinde tabii sadece şaka konspeti aşırma izleri....

    bunlar en sevdiğim şakaları "an"ları sizde bir bakın

    trafikde içinden çıkan meşhur 9/11 şakası sitting on the dock twitter gerzekleri burası biraz edit ama mükemmel bu asla eskimeyecek
    bu dizi tarihinin en komik sahnelerinden
    çocuğuna giydirirken
    bu zirve olsun

    son sözlerim; asla sadece bir komedyen değil...

    az not: ismi louie c.k. değildir, böyle bir farklı başlık var sözlükte yanlış, silinmeli
  3. milenyum ve yakın öncesi fanzinler, avangard yazı ve görselleri a4 samimiyete siyah beyaz serpiştiren, popüler dizgi ve literatürün reddiye timsaliydi. salt öfkeden kardelen gotik tezahür vakitlice mesnetsiz, vakitlice yenileşimci olabiliyordu. öyle ki entelektüel coşku; vıcık otuzbir muhabbetiyle seksizme sözüm ona parmak basarken; dönemin başbakanı tansu hanım'ın oğlunun nizamiye sefasına atıfla "gece kondu çocukları dağlarda nöbet bekler, başkasının çocuğu yat üstünde karı öper." gibi cinsiyetçi sosyalist punk ezgilere sahne olurdu. olsun doksanlar güzeldi. niyetten şüphe ettirmezdi.

    memleketteki cümbüş her geçen gün katmerlerince, darbe artığı o götü boklu doksanlar bile timya oluyor işte.

    ben louis ck'nın işlerini bu fanzinlere benzettim. kimi eşitlikçi, kimi seksist; kimi amerikanvari, kimi sosyalist; kimi dilin kemiği yok, kimi oportünist.

    metin yazarlığını yaptığı baskets hariç; lucky louie, louie ve horace and pete dahil tüm uzun solukluları birbirinin tekrarı. esasen tekrarı demek haksızlık olur. gözle görülüyor ki her yeni işinde prodüksiyonu, kurguyu ve kamerayı geliştirmiş. ama altlık, temas yüzeyi ve dert aynı. hatta kimi şaka ve değinileri faklı işlerde metnine kadar mükerrer.

    yazdığı metinlerde kendi deneyimlerinden oldukça beslenmiş. hatta sürekli kendi hikayesini anlatıyor. bunun yanında kayda değer bir tespitçi. kendinin erilliğinden mütevellit metinlerinde eril bir dil hakim. fakat;

    bu abimizin fanzinlerle olan yakınsak ilişkisi, siyaseten kafa karışıklığının yanı sıra bağımsızlığından da ibaret. louie tüm işlerini sadece kişisel web sitesinden yayınlıyor/satıyor. haliyle ana akımdan sıyrılıp kendi bok çukurunda oynuyor. tüm karakterler ağzına, eline ve genitaline geleni esirgemiyor.

    ben samimi ve eğlenceli buldum.