1. çok defalar düşünüp, gözlemleyip duruyordum. bugün itibarıyla yazıya dökmeye karar verdim.

    paradoksumuz şu şekilde, bir ev var değeri 1 milyondan başlıyor. bu evi alabilecek olan kişinin bir şekilde milyon tl'yi kazanması gerekiyor. çalışarak kolaylıkla kazanamayacağı için yüksek ihtimalle bu kişi patron ve daha fazlasını kazanıyor olmalı. yani 1 milyonu kazanan 2 milyonu da 15 milyonu da kazanan kişiyle aynı kişi. bu durumda lüks rezidansı satın alabilecek kişi ile lüks villayı satın alabilecek hatta yalı satın alabilecek kişiler aynı kişiler olmak durumunda kalıyor. haliyle villa, yalı, şato, konak artık her neyse onu tercih ediyorlar. bu lüks rezidansları da alıyorlar fakat oturmuyorlar. değeri çok yüksek olduğu için kirası da çok yüksek oluyor 10 binlerden aşağı inmiyor. dolayısıyla evler boş kalıyor.

    bu yüzden lüks rezidanslarda oturan birilerini görmek çok zorlaşıyor. tek açıklaması kalıyor geriye: (bkz: garsoniyer) yani sistem sadece zenginlerin satın alıp oturmayacağı evler üretmektedir. öyle duruyorlar boş boş en merkezi yerlerde.
    abi
  2. günümüzde 1 milyonluk rezidansı alan kişinin maddi yetkinliği 1 milyon üstü olan olmuyor genellikle. kredi çeken ve rezidansta yaşama hayali kuran kişiler oluyor. bu konuda rezidans meta olarak görülmeli, yerini arabaya da bırakabilir veya villaya da. rezidansı alıp kiraya verip villa da oturanlarsa emlak sektörünün hareketliliği yüzünden bu yoldan kar gözetiyorlar. yine de doğru bir tespit, sadece rezidansta değil ulaşımı rahat sitelerde bile garsoniyerin yaygın olduğu söyleniyor.
  3. rezidansın ne olduğunu bilmeyecek kadar fakir olmak...

    rezidans denince aklıma hep calgongeliyor. yani hiç canlandıramıyorum gözümde nasıl bir tipi var bu evin. kat mı villa mı gecekondu mu hiç bilmiyorum?

    bu arada istanbul'da artık 1 milyona evler gayet sıradan hale geldi. çok daha pahalı kıytırık dairelere bile veriliyor o paralar. alanlar da iyi maaşı olan, karı koca çalışan tipler. ayda 10-15 bin taksitle 10 yıl vadeyle falan alıyorlar sanırım.