1. kisacik omrumde 4. bilgisayarim olarak cantamdaki yerini aldi. windows'tan geciste biraz sorun yasadim ama alisinca gayet rahat bir cihaz. oncesinde kullandigim dell marka laptoplardan gayette memnundum ama artik vakti gelmisti windows 10 ile yasadigim problemler 100'u gecti. ozellikle ses suruculerini hergun kaldirip yeniden yuklemek zorunda birakiyordu beni. bakalim ne kadar idare edecek beni. cok sevindigim nokta ise cihaz ile birlikte verilen ucretsiz beats by dr. dre kablosuz kulaklik.
  2. oyun manyağı değilseniz [1] piyasadaki en iyi kişisel bilgisayardır.

    bu aleti eleştiriyorsanız donanım bazında eleştirmeyin. yani, özelliklere bakıp da "ay bu ne böyle iğrenç" demeyin. çünkü mba kullanıcıları bakıp bakıp gülüyorlar benden söylemesi.

    bir bilgisayar sadece içinde 1 ve 0'ları işleyen birimlerden oluşmuyor. yapım materyali, ağırlığı, verdiği his, şarj süresi gibi bir sürü etken var. ki zaten o 1.6 ghz diye dalga geçilen işlemci her türlü işin altından kalkıyor. 4 gb diye ram mi olur la? dediğiniz ram ile 4k video işliyor insanlar. ıyy bu nasıl ekran kartı? diyorsanız o noktada biraz haklısınız evet (*:sezarın hakkı sezara).

    ben şahsen, lenovo'nun bilgisayarlarına bakınca macbooklar ile aynı fiyatta olsa dahi o kalite hissini alamıyorum. yok yani yapamıyorum. bu adamlar da neden inatla 3-4 kuruş maliyet azaltacağız diye leğen plastiği kullanırlar aklım almıyor. bilgisayarın içine milyarlık ekran kartı koyuyor ama dışına metal bir kasa geçiremiyor benim aklım almıyor bunu. macbookların malzemesi gerçekten çok kaliteli çünkü. yekpare alüminyum bir kasası var, incecik ve hafif. zorlarsanız elinizi kesebilirsiniz yanlışlıkla. alt kısmın en kalın yeri standart bir usb portundan 1.5mm daha kalın. ekran yok gibi bir şey. sade ve elegant. daha fazlasını vaadetmiyor, neyse o.

    bence bu bilgisayarları öne geçiren şeyler şunlardır, eğer bunlar size uyuyorsa gözlerinizi kapatıp alın. yoksa almayın demiyorum da siz bilirsiniz.

    1- yapım kalitesi: makinenin şarj kablosundan klavyedeki tuşlarına kadar kalite akıyor. makinenin ağırlık dengesi çok iyi. kapak tek elle açılıp kapanıyor, eller klavyedeyken touchpad'e dokunmuyor, her nokta üzerinde düşünülmüş yani bayağı güzel. magsafe ise bonus.

    2- taşınabilirlik: 13 veya 11 inç olarak iki modeli var. ikisi de çok rahat taşınabiliyor. adı üzerinde, baya ince ve hafif de aynı zamanda. 1.2 kilogram olması gerekiyor. pil ömrünün de uzun olması sayesinde yanınızda şarj aletiyle dolanmak zorunda kalmıyorsunuz.

    3- trackpad: şimdi daha önce hiç mac kullanmadıysanız, "yahu ne kadar farkedebilir ki trackpad yani bu" diyebilirsiniz. ama kazın ayağı öyle mi? değil. insanı mouse kullanmaktan soğutuyor. zaten en die-hard apple düşmanları bile söylerler bunu, bu aletlerin trackpad'leri iyi arkadaş...

    4- pil ömrü: safari + wifi + pages (word) + spotify = 8-9 saat. çok yüklenmeden normal kullanınca da 10-11 saat. 1000 cycle sonrasında maksimum %20 oranında düşeceğinin garantisini apple veriyor. ki genelde o kadar düşmüyor. 1000 cycle da zaten 1000 gün eder yaklaşık.

    5- mac os: kimine göre eksi ama bence çok iyi. unix altyapısını kullandığından windows gibi virüs/malware/uninstall edince silinmeyen yapışkan uygulamalardan yok. bunlardan bir tane kapmak için çok moron olmak lazım. yani ciddi ciddi virüslü bir dosyayı indirip, "evet onaylıyorum yükle bunu" diyen butona basıp, sonra da onu orada unutmak gerekiyor. yandex gibi mesela. bir kere siliyorsun ve artık oblivion'a yollanıyor.

    6- stabilite: yavaşlama yok. şişme yok. "gireyim de registry'i bi temizliyim şişmiş yine herhalde" yok. görev yöneticisinden cevap vermeyen uygulama kapatmak yok. ısınma yok (aletin fanları olduğunu aldıktan 1.5 ay sonra farkettim). iyice yavaşladı en iyisi bi format atayım yok. driverlar eskidi yenisini kurayım yok. update'ler genelde sinir bozucu olmaktan ziyade heyecan uyandırıcı. üzerinde koşturan işletim sistemi dünyada sadece o makine, o donanım üzerinde çalışması için üretilmiş. dolayısıyla sıcak teflon üzerinde kayan tereyağı gibi.

    ek:

    delete tuşu yok.
    başlat menüsü yok. uygulamaları nereden açacağımı 1 gün aradım.
    klavye kısayolları windows'tan daha manalı olmuş.
    ssd'leri yer az diye küçümsemeyin bence saniyede 1.5 gb yazıp okuyorlar. photoshop'un, final cut pro x'in şlak diye açılması paha biçilemez. ben yer kalmazsa diye 64gb'lık flash disk veya external hdd almayı düşünüyorum. henüz dolmadı ama.
    [1] steam'den 2-3 oyun aldım ve oynadım şimdiye kadar sorun yaşamadım performans olarak. ama doğal olarak ısınıyor fanlar çalışmaya başlıyor vs. oyunlar: medium ayarlarda 60 fpsdota 2 (7.00 update'i ile performans baya iyi) ve merchants of kaidan. ha ama öyle call of duty'dir battlefield'dır, cs:go'dur oynayacağım ben diyorsanız almayın tabi deli misiniz.