• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (0.00)
mahalledeki akp - sevinç doğan
“partiye biz ne kadar destek oluyorsak, parti de bizi değiştirdi. ben kendim, kişiliğim, kıyafetim... çocuklarımızla ilişkilerimiz değişti. ev hanımıydık, günlük, temizlik vesaire... burada oturunca kendimizi daha çalışkan, daha faydalı hissediyoruz. (…) oturmaktan kalkmaya [kadar], biz partiye ne kadar faydalı olduysak da o da... ben yaptığım çok şeyi burada kazandım. seminerlere katıldıktan sonra çocuklarımla, eşimle aramdaki diyalog değişti.” akp iktidara geldiğinde çocuk yaşta olan, bugünse orta yaşlarına dayanan epeyce insan akp iktidarından başka bir iktidarı görmedi, tanımadı. “her şeye rağmen” ve “hâlâ” süren bu iktidarın arkasında, akp açısından bakıldığında bu büyük “başarı hikâyesinin” arkasında nasıl bir politik toplumsallaşma var? elinizdeki kitap, bu soruya cevap arıyor. sevinç doğan, analitik bir mikro iktidar perspektifiyle, istanbul - kâğıthane’nin işçi ve gecekondu mahallesi sanayi mahallesi örneğinde iktidar partisinin nasıl işlediğine bakıyor. partinin yerel örgütü toplumsallaşma dinamiklerine nasıl etki ediyor, himayeci/koruyucu ilişkiler vasıtasıyla kurduğu “şirket” mekanizmasını nasıl çalıştırıyor, insanların gündelik pratiklerine nasıl değiyor? bir iktidar mekânı olarak mahalleyi merceğine alan kitap, çok defa afakî cevaplarla karşılanan soruların peşine düşerek, akp iktidarının yeniden üretim dinamiğini analiz ediyor. (arka kapak)
  1. sevinç doğan akp'ye istanbul, kağıthane, sanayi mahallesi özelinden bakarak parti hakkında bir inceleme yapmış. kitap belki akp hakkında ezberinizi bozacak çok fazla şeyden bahsetmiyor olabilir ama ben akp hakkında edindiğim en derli toplu bilgiye bu kitapla ulaştım diyebilirim.

    doğan partinin çalışma esaslarını, kurumsal yapısını, kişillerle ve stk'larla olan ilişkilerini ve kişilerin akp'de neden çalıştıklarını ve desteklediklerini oldukça net bir şekilde ortaya koymuş. akademik bir çalışma ürünü olan kitap aynı zamanda kişilerle yapılan mülakatlar sayesinde sıkıcı olmaktan kurtulmuş ve kitaba ilginizi daimi kılmış.

    doğan kitabında kişilerin akp ile nasıl bir ilişki kurduğunu, beklentilerini, siyasal özgürlüklerini ya da siyasal özgürlükleri olup olmadığını, kadınların ve gençlerin partiyle nasıl sosyalleştiğini ama en önemlisi akp'nin insanlara nasıl bir umut vaadettiğini basitçe anlatması bakımından oldukça önemli bir çalışma ortaya koymuş. kendim için akp eleştirisini bugüne kadar aslında nasıl eksik yaptığımı gösterdi doğan kitabıyla. evet bir çok şey yeni değil ve zaten biliyordum ama altında yatan dinamikleri, kişilerin motivasyonu ve hayata bakışı ve bu doğrultuda nasıl ve hangi çalışmaları yaptıkları çok önemli bilgilerdi benim için.

    kitapla ilgiili olarak kafamı kurcalayan ya da beni tam anlamıyla tatmin etmeyen tek nokta akp'nin kürtlerle ilişkisi hususunda oldu. kürtler ve alevilerin akp'nin kurumsal yapısı içinde sadece oy veren olrak değer görmesi bunun dışında kurumsal kimliğe dahil edilmediklerinden bahsetmiş doğan kitabında. kürtlerle olan ilişkinin daha din temelli olduğu vurgulanmış. bir sene kadar diyarbakır'da görev yaptım ve bu açıklmanın tam anlamıyla beni tatmin ettiğini söyleyemem. gerçi doğan kitabı sanayi mahallesi örneğinden ele aldığı için böyle bir çıkarımda bulunmuş olabilir. bunu bir eleştiri olarak değil daha kapsamlı bir çalışma yapılmasının da gerekli olduğunu düşündüğüm için özellikle belirtmek istedim.

    kitabı önce bütün muhalefet partilerine sonra da akp'yi ve akp'nin başarısının ardındaki sırrı gerçekten merak edenlere tavisye ederim.
    jan
  2. mesut
  3. kitabı okumadım ancak ismine kesinlikle tarih eklenmesi gerekir. adamlar bukalemun gibi değişiyor çünkü. kim diyebilir ki 1999-2003 arasındaki akp ile 2003-2008 arasındaki akp benzer ya da 2008-2012 ile 2012-2016 arasındaki akp aynı mıdır. öyle bir şey ki imam hatipler konusundaki ideolojik yaklaşımlarının dışında hiçbir zerresi bile aynı değildir bu teşkilatın. kitap yazmaya kalkarsanız bir dönem tcmb rezervini dolduran da akp'dir, yarın boşaltacak olan da, avrupa birliği kapısına dayanan da akp'dir, rest çekip sonsuza kadar uzaklaşan da. fetöyü devlete yerleştiren de akp'dir devletten atan da. bu böyle uzar gider. o yüzden tarihten bir kesit alıp akp budur demek yanılgısına düşmemek gerekir. tabi bunu öğrenmek de yıllar alıyor. şimdi getir önümüze 2011-2012'deki çözüm süreci peşinde koşan, ab uyum paketlerini uygulamaya çalışan, demokratikleştirme paketlerini açıklayan akp'yi oy verelim. o işler öyle olmuyor ama maalesef. türkiye'de seçmen sadece bugüne bakarak oy verdiği için hata ediyor(muş). geleceğe ve bilhassa geçmişe daha iyi bakılmalıdır.

    o yüzden kitabın adı: 2012'de mahhalledeki akp olarak güncellenmelidir.
    abi