1. son zamanlarda artarak devam eden tartışma. bence makyajsız tanınmayacak hale gelene kadar makyaj yapıp çok güzelim diye gezmek düpedüz insanları kandırmaktır, dolandırıcılıktır.
  2. sahtekarliktir. maske takip dolasmaktan farki yoktur.
  3. geçenlerde bir boşanma davası haberi okumuştum. adam evlendikten sonra karısını ilk defa mayajsız görüyor, başta eve hırsız girdi sanıyor asgdfashgdfashgd

    adam boşanma davası açmış ve 20000 dolar tazminat istiyormuş :d

    yani beyler olur da sevgilinizden ya da sevgili adayınızdan şüphe duyuyorsanız bi çaresini bulup hortumla yıkayın iyice asfdhagsfdhsgad

    ek: bakın bu sahtekarlık değil başka bir şey. biriyle ilişkiye başlamadan önce, bulaşık süngerinin yeşil tarafıyla iyice yıkandıktan sonra çekilmiş bir adet fotoğrafını istemeli.
    https://i.hizliresim.com/agrmxb.png
  4. makyaj dediğiniz şey bin yıllardır olan bir şey. gözaltına boya çekince "ooo karizmatik kızılderili", üstüne kalem çekince "pis sahtekar". oldu canım. rastık çekince "oo ne kadar otantik, ne kadar kültürel", eyeliner çekince "makyajsız kesin bok gibidir". peki.
  5. nerede okuduğumu hatırlayamadığım bir twitin tercümesiyle cevap vermek istiyorum:

    "kadınların makyaj yaparak kendilerini kandırdığını düşünen erkekleri anlamıyorum. sen gözkapaklarımın altın rengi olduğuna inanacak kadar salaksan bu benim suçum değil!"

    bu aman karısından tazminat aldı davaları da hindistan pakistan gibi ülkelerde gerçekleşiyor.şimdi bu ülkelerde hukuk dediğimiz şey ne kadar gelişmiş, kadın ne kadar saygı duyulan bir birey ve de evlilik ne şekilde gerçekleşmiş bir bakmak lazım.

    kendim günlük hayatımda makyaj yapan bir değilim, ama kalkıp da saçma sapan argümanları da destekleyemem.
  6. bu düşünceye vakti zamanında hak verip, badana gibi yaptığım makyaja son vermiştim. aynaya makyajlı halde her baktığımda gördüğüm kişi aslında ben değildim valla, sonra hafif makyaja geçtim, sonra onu da bıraktım ama güneş kremlerinin bb olanını sürüyorum sadece.
    ihtiyacı olanların abartmadan yapması kanaatindeyim. bir allık sür yüzüne renk gelsin ama no more.
  7. cevabı değildir olan soru cümlesi.

    tanım yaptıktan sonra bir yorum getireyim. kadın olsaydım makyaj ve topuklu ayakkabıdan kaçınırdım. makyaj ile oluşan kendini iyi hissettirme durumunun bir de makyajı sildikten sonra oluşan kral çıplak sendromunu yaşamak insanı üzer. bu durum sonucunda makyajsız gezememe gibi bir zorunluluk oluşur. bu noktayı atlamamak gerek.
    makyaj sanıyorum birkaç gerekçe ile yapılıyor birincisi kendini iyi hissetme ikincisi kusur kapatma, üçüncüsü dikkat çekme... birinci gerekçe kabul edilebilir. sanıyorum başlık kusur kapatma üzerinden açılmış. eğer kusur dediğimiz insan psikolojisini bozuyorsa estetiğe kadar yolu var bu da makul sonuç. her insan kendini iyi hissetmek ister bunun için de erkek kadın farketmez makyaj yapacaktır. bakımlı olmak iyidir hoştur.
    bir not da topuklu ayakkabı için; türk kadını boy uzatmak için topuklu ayakkabı giyerken rus kadını güzel olmak için topuklu giyiyor. o konuda ayakkabı benzer olsa da niyetlerin başka başka olması dikkatlerden kaçmıyor. öneri: güzel olmak için topuklu ayakkabı giyme yoluna gidin boyum uzasın diye değil.
  8. mal mı alıyoruz millet? niye sahtekarlık olsun!
    bir kadın makyaj yapıp çıkıyorsa görücüye mi çıkıyor? senin için mi çıkıyor?

    bir kadın evde yalnızken bile makyaj yapıp oturabilir. tecrübe ettiğim kadarıyla kadınların kendileri için giyinip süslendikleri zamanlar daha fazladır.

    neyin sahtekarlığı.

    insan istediği gibi giyinir deniliyorsa, istediği gibi de makyaj yapabilir. makyajın olması gerekeni vardır yapılmaması gerekeni vardır o ayrı. tartışma konusu bu değil. bu, fotoğrafı aşırı kontrastlı çekenle naif renk tonlarını tercih eden arasındaki fark gibidir.

    hadi beğendirmek için olsun.
    sen makyajlı hali beğeniyorsan sana öyle sunum yaparlar mecnun.
  9. değildir.
    yetenekli ellerde kişiye uygun yapılmış/yaptırılmış bir makyaj kadını çok daha alımlı gösterir, bunda da herhangi bir sakınca yoktur.
  10. aslında, bu sorunun cevabı tamamen öznel olsa da, asıl önemli olan sorunun şu ikisi olduğunu düşünüyorum;
    neden böyle bir ihtiyaç doğdu?
    bu ihtiyacı devam ettiren motivasyon nedir?

    bu konu uzmanlık alanımın çok çok ötesinde olduğundan, kafa açıcı yanıtlara istesem de ulaşamayacağım ama günümüzde sadece kadınların makyaj yaptığını düşünmek at gözlüğü takmak ile eşdeğerdir diyebiliriz. artık, erkekler de ciddi makyajlar yapmaktadırlar. asya'daki erkek modelleri buna örnek verilebilir. (bilimsel temelden ziyade, gözleme dayalı sonuçlardır) bunların dışında da, örnekler mevcuttur, tabii ki; fakat bu durum kadınlara oranla çok fazla ilgimizi çekmez. bunun sebebini de kullandığımız medya ortamlarına ve içinde bulunduğumuz düzene bağlamak istiyorum, açıkçası. medya üzerinde genellikle kadınlar rol model olarak kullanılmaktadır, özellikle reklamlar buna örnek verilebilir. buna ek olarak, sadece görüntü ile değil, ses olarak da genellikle kadınlar kullanılmaktadır. (tren vb. yerler, anonslar, kurumların telefon hatları vs.)

    neyse, iki cinsin de makyaj yaptığını kabul ettiğimizi varsayarsak, bu durumda en başta sorduğum iki sorunun cevabına odaklanmamız gerekiyor. bu konudaki naçizane görüşüm, başkalarına güzel gözükmek, başkalarını etkilemek için yapıldığından yana. bunun da açıklamasını şu şekilde yapmak istiyorum.

    maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde de görüldüğü üzere insanoğlu estetiğe düşkündür, değil mi?
    bu yüzden, doğamız gereği güzel sanatlara ilgimiz vardır.
    o zaman, insanoğlu estetiği kendi varlığını, varoluşunu kanıtlayabilecek bir araç olarak kullanmaya başlamış olamaz mı? hem bu şekilde (güzel giyim, renk ahengi, yüze yapılan makyaj, hoş takılar vb.) karşı tarafta bir hayranlık bırakır ve karşı taraf bu kişiyi bir varlık olarak kabul eder. bu kabul ediliş de, kişinin kendisini daha iyi hissetmesini ve özgüveninin yükselmesini sağlar. egonun da devreye girmesiyle, kişi kendisini normalin üzerine konumlar. "ben" artık değerlidir. bu durumdan hoşnut olan kişi, kendisini daha fazla insana kabul ettirmek ister ve bu şekilde motivasyonunu oluşturmuş olur. gelelim farklı bir soruya. bedenin yıllar ilerledikçe bozulmaya başlaması, kişide ne gibi psikolojik bir değişime sebep olur? bu zamana kadar oluşturageldiği estetiğe (güzelliğe) bir bağımlılık oluşturduysa, bu durum kişiyi bunalıma sokmaz mı? yani kendi varlığını ilgileri üzerine çekerek sağlayagelmiş kişi, bundan kolayca vazgeçebilir mi? (bu sorunun cevabını vermek kişilere kalıyor)

    diğer taraftan, küçüklüğümüzden beri deneyimlediğimiz düzen içerisinde, kadınların genellikle makyaj yaptığına şahit olmamız, kadınların makyaj yapmasının çok doğal olduğunu bize düşündürmüştür, doğanın bir parçasıymış gibi. ancak, bunun tersini düşünelim. kimse makyaj yapmıyor. o zaman ise, makyaj yapmanın doğamıza aykırı olduğunu düşüneceğiz. algılarımızı tamamen yaşantılarımız belirliyor gibi, değil mi?

    konuyu fazla dağıtmadan özetlersem, makyaj yapmamızın sebebi başkaları tarafından kabul edilme ihtiyacımız olamaz mı? (bu kabul ediliş de, ister istemez egomuzu yükseltiyor)

    kısaca, aklımdan geçenleri yazmak istedim; fakat estetiğe olan düşkünlüğümüzün ve güzel görünme isteğinin psikolojik temellerini gerçekten merak ediyorum. makale falan bulabilirsem, mesaja ekleme yaparım.
    rayk