• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.40)
malafa - hakan günday
"topaz jewellery center evrenin en büyük kuyumcusudur. temeli kapalıçarşı'da, çatısı antalya'dadır. çatının altında dört kat yatar. her biri yedi yüz metrekaredir. topaz'ın penceresi yoktur. havalandırma sistemi eşsizdir. bina, var olmayan bir ülkenin büyükelçiliğine benzer, içine adım atıldığında türkiye'den çıkılır. dışarıdan kabe'ye, içeriden ana rahmine benzer. topaz, üç delikli bir kasadır. her deliğin şifresi farklıdır. birinci delik ana giriştir. ön cephenin balina grisi rengindeki duvarı, hayat geçirmez camdan üretilmiş kapılar taşır. girerken yüksek, çıkarken alçak görünmesinler diye doğu cephesinde ikizleri vardır. topaz'ın ikinci deliği doğu cephesindeki siyah camdan kapılardır. binanın bağırsağına denk düşen arka cephedeyse duvarla aynı renkte tokmak taşıyan balina grisi demir bir kapı vardır. topaz'a giren birinci deliği, çıkan ikincisini kullanır. çünkü topaz'a girmiş olan turistle, girecek olan turist karşılaşmamalıdır. topaz'da çalışansa girip çıkmak için, duvara gömülmüş, görünmez delikten geçer. topaz jewellery center, evrenin en büyük kuyusudur." (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. okuduğum ilk hakan günday kitabı. bu kitaptan sonra diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum açıkçası. kitapta bolca bilmediğiniz kelimeler bulabilirsiniz. bu kelimeleri uydurdu mu yoksa gerçekten bir anlamları var mı bilmiyorum ama bir süre sonra karşılaştığınızda hiç yadırgamadan okumaya devam ediyorsunuz. ben beğendim tavsiye ederim.
  2. hakan gündayın en "geyik" kitabıdır, içinde eziyet yok mu? var tabi olmaz olur mu günday eziyeti ihmal etmez.
  3. özellikle türk turizminin büyük bir çalkantı içinde olduğu şu günlerde tekrar okunması gereken, içeriğinde bolca ermenice kelime bulunan hakan günday kitabı.
  4. kapalıçarşı ile kuyum ticaret yapacak olanların içindeki sözlüğü mutlaka ezberlemesi gereken sürükleyici kitap.
  5. sonunda -en azından beni- büyük dumura uğratan, dinsizin hakkından imansızın nasıl geldiğini anlatan güzel roman.
  6. piç'i, kinyas ve kayra'yı, azil'i yazan adam bu kitabı nasıl yazar diye düşündüren kitaptır (azil'in yıl olarak sonra yazıldığını biliyorum, ama işte insan anlayamıyor). hakan günday takıntım azil ile başlayıp tüm kitaplarını okuyarak devam etti, ediyor. beni hayal kırıklığına uğrattığı zaman da oldu, coşkuyla göğsüme bastırdığım, saatlerce üzerine notlar aldığım da oldu. o kadar kitap arasından belki de beni en az tatmin eden kitabı, en az etkileyen kitabıydı.

    tespitleri, betimlemeleri yerinde değil miydi? evet, hakan günday tüm betimleme ve tespit yeteneğiyle oradaydı. fakat sanki kurgusu eksikti, o tat alınmıyordu. özellikle sonu sanki bir aceleye gelmişti. sizi sürekleyen tespitler ve kurgu birbirinden ayrı düşmüştü. ama olsundu. tespitleri hatrına, hakan günday gibi bakmak için yine de okunurdu ve okundu.

    ayrıca, kendine özgü bir dil de yaratmamıştır. antalya'da özellikle ermeni kuyumcular arasında kullanılan argo kelimeleri kullanarak, kitabındaki topaz jewellery'nin ermeni sahiplerine gönderme yapmıştır. yok yeni bir dil yaratmışmış, yok örnek aldığı yazarlara uygun davranmışmış bunlar sadece hakan günday kitlesinin kendisini teselli etmeye çalışmasından ibarettir. hakan günday bu sefer sadece gözlemlemiş ve yazmıştır.

    "...başka bir tezgahtardan müşteri çalmak, satılamayana satmak bir ünvandır. bıraktığı müşteriye mal satılmış olan bir tezgahtar, gerçek bir mart gibi meterleyemediği için ahçiği tarafından aldatılmış bir koca gibi hisseder. turizm, bütün dünya gibi, martlar tarafından yaratılmıştır. turist isveçli bir vücut şampiyonu mart olsa bile tezgahtarın meteri sayılır. tezgahtar mart, turist ahçiktir. satmak, meterlemektir. pezevenkse, rehberdir. bütün bunlara ev sahipliği yapan binaya da center denir. turizm pornografidir....''