• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
Yazar john fowles
mantissa - john fowles
yazar ile esin perisi arasındaki çapraşık ama aynı zamanda şiddet ve sevecenlik dolu o kadim ilişkiyi anlatıyor mantissa'da fowles. perinin sanatçıyla ilişkisi yoğun bir tensellikle donanmış olsa da, var olan yaşantı çok daha karmaşık bir duygusal gelgite dönüşüyor. fransız teğmenin kadını, yaratık ve büyücü gibi başyapıtları arasında sayılabilecek bu romanında fowles alaycı ve acımasız bakışını bir fener gibi okurun gözüne tutarken sorular soruyor, sorduruyor. yazar esinini alıp edebi bir forma dönüştürürken periye ödenen bedel nedir gerçekte? john fowles, mantissa'da ördüğü "ince ama güçlü ağ"da edebiyat, aşk ve erotizmi farklı düzlemlerde karşı karşıya getirirken okuru düşündürdüğü gibi, eğlendirmeyi de elden bırakmıyor.

bir hastane odasında yatan romancı miles green hafızasını yitirmiştir. esin perisi erato ise sırayla sevecen bir doktor; onu anti-feminist, burjuva elitisti olmakla eleştirip "edebi suçları"nı sayana bir punk; bir geyşa; otoriter bir orman perisi olarak sahneye çıkar green'in yarı bulanık dünyasında. tenin ve sözün çarpıcı diyaloglarının egemen olduğu bu fantastik kurguda gerçekliğin ve yaratıcılığın doğasını, sanatın yabancılaşmasını, günümüzde edebiyatın giderek kendine dönük bir üsluba geçişini, kadın-erkek ilişkilerini ve yaşam-sanat ekseninin bileşik kaplarında değişen dengeyi, fowles'in zekice gözlemleriyle izleriz. miles green sonunda, kendine şu soruyu sorar; "kadınlarla, gerçeklik batağında mücadele edersen, başka bir deyişle laf yarışına girersen, her zaman kaybedersin. (...) acaba, kadınlar, sırf intikam almak, kendilerinden daha iyi olan erkeklerin kafasını karıştırmak, dikkatini dağıtmak, hayati önem taşıyan entelektüel istek ve özlerini mantissalar için boşa harcatmak amacıyla mı edebiyatı icat ettiler?"
ne dersiniz?
  1. içeriği toplamda dört bölümden oluşan ve her bir bölümün ayrı ayrı ve birlikte olarak farklı değerlendirilmesi gereken bir fowles romanıdır. ayrıca postmodern roman olarak en başarılılarından birdir. "teknik" bir romandır ve anlaşılması da çok zordur. bununla birlikte göndermeler, tiratlar ve benzetmelerle döşenmiş kısa ama zor bir romandır. ayrıca temel bir yunan mitolojisi bilgisine de sahip olmanız, kitabı anlamlandırmanızda da yardımcı olacaktır.

    bununla birlikte, john fowles'ı okuyanlar karakterlerinde kendini yansıttığını, bir şekilde ortaya çıktığını bilir. bazen kendini olduğu gibi ,bazen yaratıcı olarak bazen de gençliğindeki halini yansıtır. hatalarını burada inceler. mantissa da da kendisiyle, eserleriyle, esin perisiyle dalga geçer, yani kendisini tiye alır.

    yunan mitolojisine göre ilham perileri (yani müzler) dokuz kız kardeştir. zamanın başlangıcından itibaren ilham vererek sanatta bilimde ve sair alanlarda ilerlemeyi sağlamışlardır. müzler tanrıça oldukları ve "dişi" kabul edildikleri için mitolojide erkek yazarlarla ilişkileri değerlendirilirken kadın - erkek ilişkisi kapsamında değerlendirilmiştir. dolayısıyla fowles'ın romanından da bu tarz bir uygunluk beklenirken, fowles ters köşe yapıyor. esin perisini elinden geldiği kadar saygısızca bir şekilde hayal ediyor, o kılıklara sokuyor. yani kadın erkek ilişkisinde bile hem kadınla hem erkekle dalga geçebiliyor. esin perisini kendi kusurlarını ve bakış açısını göstermek için de kullanmakta ve böylece kendisini romana koyarak kendisiyle dalga geçebilmektedir.

    postmodernizm, feminizm ve yunan mitolojisi açısından harika bir incelemesi için şuraya bakabilirsiniz: http://www.freepatentsonline.com/article/College-Literature/110076708.html