1. edit: başlık sahibi fikrinden vazgeçip silmiş

    güzel temellendirilmiş fakat öyle bir yayın yasağı mecliste alınan kararların, yaşanan gelişmelerin, halkın seçtiği vekillerin halkı ne şekilde/nasıl savunduğu sansürlenmiş olur ve bu bence türkiye kuzey kore'ye dönüşse bile mümkün değil. kaldı ki vekillerin sığ olmasından, tartışma adabını bilmemelerinden dolayı yayın yapılmasa bile benzer tartışmaların çıkmasının önüne geçilmesini engellemez. huylu huyundan vazgeçmez.

    vekiller evet tribüne oynuyor biraz, ama bunun önüne geçme şekli meclise yayın yasağı getirilmesi olamaz.
    meclis tv'nin reytingleri de o kadar yüksek değil, izlemek istemeyen zaten izlemiyor.
  2. adamlar susabilselerdi bizim ülkede milletvekili olmazlardı düşüncesini savunsam da 'acaba mı?' deyip can havliyle destek olacağım kampanyadır.

    yine de bir çekincemi paylaşmak isterim. meclis tv eskiden çok daha fazla yayın yapardı. sonuçta insanlar kendilerini ifade etme imkanı bulur, konuşmalar da haliyle daha seviyeli olurdu. sonra malum parti yayın kısıtlaması uyguladı ve muhalefet devletin televizyonunda bütçe görüşmeleri gibi senede birkaç önemli oturumda konuşabilmeye mahkum edildi.

    malum şahsın toplumu geren üslubu oy getirdiği sanılarak benimsendi. giderek neye çemkirdiğini anlamadığımız birtakım vekiller televizyonlarımızı kapladı.

    kısacası aslında yayın süresini uzatmak da bir çözüm olabilirdi. gelinen noktada ise malum şahsın siyasete yerleştirdiği üslup geri dönülemeyecek eşiği geçmiştir. bu sebeple destekliyorum.

    zülfiyardan gelen edit: ilk seferim oldu çok heyecanlıyım. hani böyle imdb'de kötü filmleri bulup izleyen insanların o minik kalp çarpıntısı oluştu.
  3. adamlar gerçekten güzel free atıyor haklarını yememek gerek. haberlerin bir x kişisinin lafını gösterip bir y kişisinin lafını göstermeside karşılıklı atılan laf sokmaların çokluğuna bağlı, free'nin kalitesini bizlere gösteriyor. böyle bi kampanya başlatılabilir mi evet başlatılabilir. yeterli destek bulunur mu bulunabilir. işe yarar mı, hayır dostum üzgünüm. tam tersi birazda topluca bize laf sokmaya başlayabilirler. alın size farklı partilerin bir ortak noktası. (bkz: ay olabilir mi öyle bi şey lütfen olsun çünkü) .
  4. kesinlikle katıldığım bir sorun ancak katılmadığım bir öneri.

    denetimsiz kalırız diyen arkadaşlara katılmadan edemesem de sayıştay raporları meclise gelmeden geçmiş bir seneye de şahit olduk.

    yani diyeceğim o ki halkın kafasında takım tutar gibi tarafgir, sorgusuz, biat eden bir siyaset algısı olduğu müddetçe yapılan şeyler boşa çıkacak hatta şu anki sistemin işine yarayacaktır.

    vallahi bilemiyorum dostlarım ne yaparız? herhalde yeni nesillerin eğitimine adamak kendimizi en güzeli!!
  5. niyet iyi ama bu o kavga edenlerin ekmeğine yağ, bal, labne, kaymak sürmek demektir...
    bence yapılmamalı...
  6. yayın yapılmasa dahi meclis dahilinde geçen hemen her şeyin kayıt altına alındığı gerçeği ve haber değeri taşıyan, ( burası biraz çelişkili zira olan biten her şey haber değeri taşımakta) daha doğrusu flash haber değeri taşıyan her şeyin anında kamuoyuna yansıyacağı gerçeği bu önermeyi tartışılır kılar.
    kişisel görüşüm; vekillerin kamuoyuna, vekil olduktan sonra formaliteden kulak vermeleri durumu, aslında meclis içi kavgalarının kendi aralarındaki forslarından kaynaklandığı düşüncesini doğurmaktadır ayrıca meclis tv'yi izleyen nesil de artık bu önerme onaylanıp kanal kapanana kadar göçüp gidecek yaştadır.
  7. meclis tv yönetimin nasıl işlediğini öğrenmek, izlemek ve denetlemek isteyenlere imkan tanıdığı gibi tarihi kanıt niteliğindedir. aynı zamanda yöneticilerin propaganda vasıtasıdır. herkes mevcut yönetim gibi tv kanallarını kendi kontrolü altına almış değildir.

    yönetimin şeffaflığı namına elimizdeki birkaç imkan var ve meclis tv'de bunlardan biridir. meclis tv'nin kapatılmasının hiçbir halde işe yarayacağını sanmıyorum.
  8. bence de getirilsin koca koca babam yaşında adamlar ergenler gibi laf sokma peşinde
    jedi7
  9. şeffaflık zaten bu devletin en büyük sorunu...
    sayıştay'ın denetleme imkanlarının kısıtlandığı, arşivlerinin yakıldığı(pardon... yandığı... hıhı...evet...tam da ankara büyükşehir belediye ile ilgili denetim raporlarının bulunduğu kısımlarında.. tüh işe bak..)
    bunlar yetmezmiş gibi bu raporlara erişimin hepten zorlaştırılığı;
    örtülü ödenekten neler döndüğünün bilinmediği;
    dış politikada neye, niye evet veya hayır dendiğinin saklandığı;
    basında nazileri andıran -bir propaganda bakanlığının eksik kaldığı...zaten bir tek onun eksik olduğu- bir sansürün yaşandığı;
    var olanlara da istendiğinde alo fatih dendiği;
    bu yüzden 6'lı, 8'li ortak manşetlerin ortada döndüğü;
    alakalı alakasız her konuda yayın yasağı patlayan;
    zaten o olmasa da erişimin kısıtlanması yaşanan;
    bant genişliğinin daraltılması gibi kavramları hayata sokan;
    bu topraklarda...

    demokrasinin temel 3 unsurundan biri olan yasamanın da kapalı kapılar ardında olması anlamına gelen bu kampanya, iyi niyetli sebeplerle de önerilmiş olsa da, demokratik anlamda korkunç riskler taşır. şeffaflık sorunu iyice artar.

    bizim demokrasimizin asıl problemi, her zaman için, "denetim fonksiyonu" meyanındaki yetersizliklerinde bulunur. ki şeffaflık olmaması da bunu etkiler.

    ya anayasa mahkemesi yoktur...
    (hooop tahkikat komisyonu ve güüm 27 mayıs )
    ya anayasa mahkemesi denetimi milli güvenlik kuruluna etki etmez.( hooop 12 mart güüm meclise muhtıra )
    ya da sıkıyönetim komutanları denetim dışı kalır ( demirel'in meşhur sorusu buraya işaret eder: 11 eylül günü akan kan 13 eylülde neden akmadı)

    tv yayını ile en azından zamanında çetin altan'a yapılan linç girişimi gibi bir şeyden en azından genel kurul salonunda çekiniyorlar. bu bir tür denetim. tv yayini var diye arada yöre halkının sorunları dilleniyor . seçim bölgesinde laf yememek için. bu bir denetim.
    politik kaypaklık yapmayı zorlaştırıyor en azından belli bir miktar...

    geçenlerde hayatını kaybeden kamer genç, özellikle 12 eylül sonrası dönemde daha demokrasi tam kurulmamış iken o meclisin iç tüzüğünü kullanarak muhalefet edebilmiştir. sadece basından haberler ile bilgilenebildiğimiz bir olaydı bu.( keşke tv yayını olsaydı da vatandaşta demokratik bilinç daha çabuk otursaydı diye hayıflanmamak elde değil şimdi)

    o meclis, tüm çirkinliği ile yayında olmalıdır.
    hem denetimin fiiliyatta az da olsa sağlanabilir olması için;
    hem o meşhur %50'ye "seçe seçe bunu mu?" diyebilmemiz için;
    hem şeffaflık sonucu rezilliklerin gözlere sokulması için;
    hem de olur da iyi birini seçmişsek; onu farkedip; partilerdeki
    liderlik sultasını kırmak için -en azından- umutlanmak için

    öneri sahibine ve iyi niyetine saygım sonsuz lakin görüldüğü gibi itirazım var

    edit: mobil yazım hataları düzeltme ve anlam açıcı kelimeler ekleme
  10. eğer daha verimli bir meclis ortaya çıkacaksa elbette destekliyorum ancak pek mümkün değil gibi görünüyor.