1. zamanının en iyi ve en efsane strateji oyunlarından bir tanesi.

    medieval 2: total war ile ilgili şöyle bir anım vardır hiç unutmam.

    yine her zamanki gibi iskoçya'yı aldım, birleşik krallığın bulunduğu adayı fethetmeye çalışıyorum. baktım ki ingiltere'yi askeri güçle yenemeyeceğim, bastım assassin'leri ingiltere kralının tüm soyunu kurutmaya çalıştım, kuruttum da. tabi o arada da, papa ile de aramı iyi tutuyorum ki gelecek yıllarda papa benim ülkemden çıksın. papa ile de aram iyi olduğu için, bana saldıran herhangi bir avrupa ülkesi papa'yı kendine düşman ediniyor ve ben de oralara arada bir giriyorum, özellikle liman ve ticaret şehirlerine. elimde de genellikle zengin liman şehirleri olduğundan dolayı, sürekli para basıyorum oyunda, bu paraları da elçiler aracılığıyla osmanlı'ya veriyorum, onları da orada güçlendiriyorum ki avrupa kıtasındaki güçlü ülkeleri zayıflatsın diye. e tabi, bir de gönlümüz orada tabii ki. bildiğiniz, oyunda öz güven patlaması yaşıyorum, zaten şu oyun sayesinde dünya düzenini anladım, var ya.
    neyse, işte güçlendim artık, avrupa kıtasında benim sözüm geçiyor, papa benim adamım falan. sonra bir mesaj geldi: yeni kıta keşfedilmiş.
    hemen seferlere çıktım tabi, amerika'yı keşfettim. oradaki değerli madenleri vs. avrupa'ya getirdim, yani yine para basıyorum. sonra orada karşıma aztekler çıktı. o anda öyle bir üzüldüm ki, zaten ispanyolların aztekleri, maya'ları falan katletmesine küçüklüğümden beri üzülmüşümdür. ben de gaza geldim. dedim 'siz, bugüne kadar kendi emeğinizle bir uygarlık yarattınız, ben de size bunun hakkını vereceğim'. hemen aztek uygarlığıyla anlaştım. adamlara çekoslavakya bölgesinden toprak verdim, 'sizi üzdüler ama ben sizi yaşatacağım' dedim. fakat ne hikmetse, adamlar toprağını aldılar ama bir türlü asker üretmediler, hep orada durdular, tabi adamları korumak da bana düştü.
    bu şekilde oyunun yapay zekasının bittiği yeri de görmüş oldum.
    var ya, bunlar hep duygusallıktan işte.
    böyle de bir anımdır bu.

    oynayın, oynatın.
    rayk